13 Mayıs 2022 Cuma Hutbesi

0
Mehmet Gündoğdu
Latest posts by Mehmet Gündoğdu (see all)

‏﷽

قال الله تعالي:

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَاَهُمْ بِالْحَقِّؕ اِنَّهُمْ فِتْيَةٌ اٰمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى (كهف/١٣)

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم  : 

“إغْتَنِمْ خَمْساً قَبْلَ خَمْسٍ ، …..شَبٰابَكَ  قَبْلَ هَرَمِكَ…”

Gençlik

Muhterem Müslümanlar!

Gençlik; insan hayatının baharı ve ömrünün en kıymetli zaman dilimidir.

Hayallerin ve fikirlerin yeşerip geliştiği, güç ve heyecanın zirvede olduğu dönemdir. 

Gençlik, varlığını ispatlamaya, kimliğini arama ve bulma gayreti içinde olmanın yoğunlaştığı, çalışmanın ve doğru atılımların yapılması gerektiği bir süreçtir.

Aynı zamanda gençlik, bunalımların, öfkelerin, çatışmaların ve kaygıların çokça yaşandığı, yanılmaların, bocalamaların, kararsızlıkların, çelişkilerin sıkça görülebileceği, kendini benliğini ve kişiliğini oluşturmanın öncesinde çatışmaların yaşandığı bir dönemdir. 

Bitkilerin bile yaz mevsimindeki sıcaklığa karşı veya kış mevsimindeki donaklığa  karşı hayatını devam ettirmeleri için nasıl ciddi bir bakıma, ilgi ve alakaya, korunmaya ihtiyaçları varsa; Hayatlarının ilkbaharını yaşayan gençlerimizin de gelecekte yaşayacakları hayat şartlarına karşı dayanabilmeleri için, onlara ihtimam gösterilmesine, itina ile yetiştirilmelerine ve korunmalarına ihtiyaç vardır. 

Kıymetli Müslümanlar

Dinimiz islam gençliğe çok önem vermiş ve korunması gerekli olan beş ana temel insan hakları içinde “neslin korunmasını” saymıştır. Diğer dördü, canın, malın, aklın dinin korunmasıdır. 

İmanlı, inançlı, donanımlı gençler yetiştirilmek için Yüce rabbimiz, Kur’an’da Ashab’ı Kehf diye isimlendirilen; İnançları uğruna makam, mevki her türlü, maddi manevi menfaatlere iltifat etmeyerek, kendini ilahlaştırmış diktatör krala  karşı, hak ve hakikati, tevhidi haykıran gençleri  müslüman gençlere örnek göstermiştir. 

İşte hutbemin başında okuduğum ayette:

“Şüphesiz onlar, Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık!   (Haksızların karşısında) ayağa kalkıp şöyle derken onların yüreklerini güçlendirdik: “Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla tanrı deyip yakarmayız. Yoksa kesinlikle yanlış bir şey dillendirmiş oluruz.”( Kehf, 18/13-14)

Muhterem Müslümanlar

Gençlik iyi değerlendirildiğinde kişiye dünya ve ahiret saadetini kazandıracak, aksi halde ise pişmanlıkla anılan yıllara dönüşecektir. 

Onun için sevgili Peygamberimiz, hutbemin başında okuduğum hadisinde:

“Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin; Ölüm gelmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sağlığının, meşguliyetten önce boş vaktinin, ihtiyarlamadan önce gençliğinin, yoksulluğa düşmeden önce zenginliğinin” kıymetini bilin buyurmuşlardır. (Buhârî, Rikâk, 3; Tirmizî, Zühd, 25; El-Beyhakî, İmân, 9575)

Gençliğin korunmasında, iman ve inançların yanında ibadetlerinde çok önemi vardır. Nitekim „Allah, yedi sınıf insanı hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde (arşının) gölgesinde gölgelendirecektir.” buyuran peygamber efendimiz, bu yedi sınıf  içinde; “Rabbine ibâdet ile yetişen gençleri” zikrederek  gençken dini yaşamanın önemine işaret etmiş; 

Başka bir hadisinde de, “İnsanoğlu, Kıyâmet gününde; gençliğini nerede ve nasıl harcadığından….sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz”buyurarak, gençlik enerjisinin Allah’a kulluk ve insanlığa hizmet uğrunda değerlendirilmesi gerektiği mesajını vermiştir. (Tirmizi, Kıyamet 1. )

Değerli Kardeşlerim

Peygamberimizin İslam davetine en önce icabet edip, ona gönül veren ve canı gönülden destekleyenlerin çoğunu gençler oluşturmaktaydı.

Bu gençlerden Hz. Ali 10, Abdullah b. Ömer 13, Zeyd b. Harise 15, Abdullah b. Mes’ud ve Zübeyr b. Avvam 16, Abdurrahman b. Avf  ve Sa’d b. Ebi Vakkas 17, Mus’ab b. Umeyr 18, Ca’fer b. Ebi Talib 22 yaşında; Osman b. Affan, Ebu Ubeyde ve Hz. Ömer de 25-31 yaş arasındaydılar…

Hz. Peygamber, İslam dininin yerleşmesi, yayılması ve İslam toplumunun şekillenmesinde bu gençlerden çok yardım ve katkı görmüş ve  bu hususta onlara büyük görevler de vermiştir.

25 yaşlarında bir genç olan Mus’ab b. Umey’i Medine’ye öğretmen olarak göndermiş, 21 yaşındaki Muaz b. Cebel’i de Yemen’e  kadı  olarak tayin etmiştir. 

Diğer yandan, Peygamber Efendimiz gençleri, çoğu yaşlı sahabilerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir. Çoğu savaşlarda sancağı bizzat kendisi gençlere vermiştir. 

Mesela Tebük seferinde sancağı 20 küsür yaşlarındaki Zeyd b. Sabit’e, Bedir’de de Hz. Ali’ye vermiştir. 18 yaşlarında olan Usame b. Zeyd’i, Suriye’ye gönderdiği orduya komutan tayin etmiştir.

Vahiy katiplerini genel olarak gençler arasından seçmiş, İslam’a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de Süryanice ve İbranice gibi, o gün için çok ihtiyaç duyulan yabancı dilleri öğrenmeye teşvik etmiştir.

Bütün bunlar, Sevgili Peygamberimizin, dolayısıyla dinimizin gençlere ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

Kıymetli Kardeşlerim

Gençlerimiz, geleceğimizdir, umudumuzdur. Bizi güçlü kılan en büyük imkan ve zenginliğimizdir. Şu an sahip olunan maddi ve manevi kazançların tamamı, gelecekte gençlerimize emanet edilecektir. Her bir gencimiz bizim için ayrı bir değeri vardır; En çok ilgiyi, iyiliği, desteği ve sevgiyi gençlerimiz hak etmektedirler.

Onun için, Ruhu şad olsun, Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919 milli mücadelenin başlangıç gününü gençlere bayram tahsis ederek; bir millet için gençliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.

Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutlayacağımız şu günlerde, Atatürk’ün Cumhuriyeti koruma ve yüceltme görevini gençlerimize tevdi ettiğini de dikkate alarak, gençliğimize karşı sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz, 

Hutbemin sonunda geleceğimizin teminatı olan gençlerimize seslenmek istiyorum.

Ey Sevgili Genç Kardeşim!

Sen, bu topraklarda imanından aldığın güçle, Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını İslam’a açtın. 

İstanbul’u fethedip Resûl-i Ekrem’in muştusuna nail oldun. 

Çanakkale’yi geçilmez kılıp İstiklal mücadelesinde yedi düvele karşı koydun.  

Her tarafı yanmış yıkılmış bir devletin küllerinde yepyeni bir Türkiye çıkarmayı; Bu necip milleti yok etmek isteyen müstevliler karşısında sıra dağlar gibi durmayı başardın.

 Milenyum çağının bir mensubu olarak senin misyonun; insanlığa faydalı, millî ve  değerlerine bağlı, ahlaklı, bilgili, bilinçli, sorumlu ve ideal sahibi, yaşadığın çağın gelişmelerini takip eden, analitik düşünce ve her türlü teknolojik gelişmeye açık bir fert olmaya  gayret etmelisin.

Başarının sırrı burada olduğunu unutmamalısın!

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz