Muhalif

1
Latest posts by Levent Bilgi (see all)

Çok kızıyorum kendime son zamanlarda!

Her şeye muhalif olmuşum.

Mesela Koranavirüs’e muhalifim!

Yeter artık çıksın hayatımızdan diyorum. O da inatla sanki bir vazifesi varmış gibi azalmıyor, çoğalıyor.

Erkeklerin magandalığına muhalifim!

Ne o öyle 18/25/… yaşlarındaki kadınları dövmeler ya. Kavga istiyorsan çık sokağa, bul kendin gibi bi maganda, ki bizde hiç sıkıntısı yok,  adam gibi kavganı et. Döv, icabında da dövül. Sen hiç Dövüş Kulübü filmini seyretmedin mi öküz.

Şu anlamsız, gençlerimizin ruhunu öldüren sınavlara da muhalifim!

Geçen Pazar KPSS sınavı yapıldı. Yüzbinlerce gencecik çınarımız ümitsiz bir umutla bilmem kaçıncı defa daha girdi yüzlerindeki yılgınlıkla bu sınav bozuntusuna. Ellerinde asgari ücretle bile bir iş bulmalarına yetmeyen diplomalarıyla. Bazen sokakta yıllar önce üniversite bitirmiş işsizlik kendisini perişan etmiş gencecik delikanlılarımızı  görünce ben kahroluyorum.

Sahte şeyhlere de muhalifim!

Oysa bazı medya bayılıyor. Şeyh çocuk taciz etti, şeyh para kaçırdı, şeyh ihale kaptı. O sahte adamları şeyh diye tepesine çıkaran kim?  İnsanlar bu kadar cahil olursa şeyhleştirdikleri de o kadar üçkağıtçı olur.

Gerçeklere de çok muhalifim!

Birileri kalkıp Türkiye müthiş, uçuyor, süperiz, herşey mükemmel demeleri hoşuma gidiyor. Kendimi böyle Mars’ta filan zannediyorum. Bu müthiş uçuşu görmeyenlere de fena halde kızıyorum. Basiretleri kapanmış onların.

Aşklara da muhalifim.

Ya nedir öyle kardeşim, başka konu mu kalmadı. Şarkılarda aşk, filmlerde aşk, dizilerde aşk. Hayatta varlığı bile tartışmalı olan bir şeyin bu kadar insanlara hakim olmasına çok bozuluyorum. Hele gençlerin “Biri bana aşık olsa da dünyanın en mutlu insanı ben olsam!” edalarıyla bakışları, arayışları beni benden ediyor. Bakıyorum dizilere kavuşamayan, ama bir türlü de ayrılamayan aşklar arenası. Ya kardeşim bu kavuşamama, ayrılamama sahnesini hayat boyu bir milyon, üçyüzyetmişbeş bin, dokuzyüzyirmiüç defadır seyrediyor her defasında da yine hüzünleniyor ağlıyorsun. Bu nasıl bir şeydir anlamak en az o kavuşamayan aşklar kadar zor.

Kendimle başım belalardalara da muhalifim!

“Ben aslında çok muhteşem, entelektüel, akıllı bir adamım ama ah işte  kendimi yenemiyorum bir türlü.” Hoppala yen kardeşim yen, kendini bile yenemiyorsan nasıl akıllı bir adam oluyorsun sen? “Yok oldu dünya, bir ben kaldım yapayalnız.” Allah allah. Adam acı çekmekten hoşlanıyor. Bu Koranavirüsten de beter.

Ben farklıyımlara da muhalifim!

Yok kardeşim hepimiz yiyen, tuvalete giden, uyuyan, mecbur olmasa yerinden kalkmayacak olan, tembel, uyuşuk, bencil varlıklarız işte. Böyle beni kimse anlamıyor modlarına gerek yok. Sen hayatı, insanları ne kadar anıyorsun ki onlar da seni anlasın? Yok aslında birbirimizden farkımız.

Reklamlara da acayip muhalifim!

Geçenlerde sevgilisinden ayrılmış bir arkadaş geldi ağlamaklı yanıma. Dedim ne oldu. Dedi, “Ya reklamlarda gördüm abi, kız oğlana dondurma veriyor, kalpler, aşklar havada uçuşuyor. Ben, benim kıza üç aydır günde beş kilo dondurma yolluyorum yine tık yok. Abi problem bende mi dondurmada mı?” Tabi bu felsefik soruya verecek bir cevap bulamadım. Dedim, bir de cococola yollamayı dene. O reklamlar daha inandırıcı. Arkadaşım bu teklifime acayip sevindi.

Şu benim teyze oğlu Oğuz’a da çok muhalifim!

Tutturmuş bu dolar niye çıkıyor diye. Ya aziz kardeşim büyüklerimiz açıklamadı mı? Senin işin ne dolarla? Dolar borcun mu var? Maaşını dolarla mı alıyorsun? Sana ne dolar çıkmış, inmiş. Oğuz da inatçı çocuk. “Abi diyor, petrol dolarla, gaz dolarla, araba, uçak, cep telefonu, bilgisayar, hammaddelerimiz, ithal ettiğimiz yüzlerce ürün, muz bile hep dolarla.”

Kullanma kardeşim. Eskiden uçak, araba, cep telefonu mu vardı. Kullanmayıver bak dolar nasıl düşüyor.

Evet ya! Muhalif olmadığım bir şey buldum. Bundan sonra ucunda dolar olan her şeye muhalefet ediyor ve kullanmıyoruz. Osmanlıda boykot denen bişey varmış. Biz de ucunda dolar olan her şeyi boykot edelim. Hem de hemen başlayalım. Bir zamanlar birileri İphone telefonlarını kırmamışlar mıydı? (İkinci eldi ama olsun.)

Ben şu yazıyı ucunda tl olmayan gmail ile gönderip, yine ucunda tl olmayan bu gavur icadı bilgisayarı kapatıyorum.

Boykota devam!

Önceki İçerikHakan Fidan ve Hikmet Fidan’ın Akrabalığı
Sonraki İçerikDincilerin rezaleti bitmiyor, ‘son rezalet patladı’ diyemiyoruz
(Özgeçmiş ve özgelecek) İzmir'in yokuşlu sokaklarında doğdu. Kuşadası'nın denizlerinde sonsuzluğun lezzetini tattı. İstanbul'da okudu. Ordu, Zonguldak, İstanbul, Şanlıurfa'da dersler yaptı. Hayatı, edebiyatı, Kur'an ve Risale (okumayı değil) çalışmayı önemsiyor. Bunların monotonlaştırılmalarına,sıradanlaştırılmalarına, dünyevileştirilmelerine karşı çıkıyor. Artık okuyarak değil, okuduklarımız üzerinde çalışarak, kafamızı çatlatırcasına düşünerek, tahkik ederek bir şeyler öğrenebileceğine inanıyor. Cenneti de cehennemi de önce bu dünyada görüyor. Varlığı, insaniyetini, duygularını ve düşünceyi önemsiyor. Artık nutuk, vaaz, ben en iyi bilirim zamanlarının bittiğine inanıyor. Hakikati eşit bir ilişki içinde; beraber, arayarak, bir masa etrafındaki çalışma grupları ile yakalayabileceğine, en azından hissedebileceğine inanıyor. Hayatı, dünyayı, varlığı, insaniyeti vs. anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor. Allah'ı, âlem-i gaybı ve ölümden sonrasını çok özlüyor ve merak ediyor.

1 Yorum

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz