2022’yi Arkada Bırakırken  (1)

0
Latest posts by Deniz Kılıçer (see all)

XXI. Yüzyıl da hızla ilerlemekte. Üstelik de tarihe damga vurarak, dönüm noktası sayılacak olayları yaşayarak, ilerleyen yıllardaki etkilerine tanıklık edeceğiz. Atalarımız “Perşembenin gelişi, Çarşambadan bellidir” demişler ne kadar doğru bir söz. Dünyanın 2023’de, barış dolu, refahın arttığı, özgürlüklerin demokrasi geleneği içinde yaşanacağı bir yıl olacağını ifade etmek ancak hayal olabilir. ABD’nin 32. Cumhurbaşkanı Franklin Roosevelt‘in eşi Eleanor Roosevelt’in (1884-1962) özdeyişi de anlamlı: “Dün tarih oldu, yarın gizemli, bugün ise bir armağan bu nedenle ona şimdi diyoruz” (Yesterday is history, tomorrow is a mystery today is a gift, hence we call it present) Aynı zamanda insan hakları eylemcisi olan ve BM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinin hazırlanışına ön ayak olan Eleanor Roosevelt’in bu sözlerinin felsefi açıdan da kapsamlı olduğu kuşkusuz. Politikacılarımızın zaman zaman kullandıkları “Dün dündür bugün de bugün” şeklindeki ifadeleri de kendileri açısından ters giden işleri yoluna koymak bakımından yararlı sayılabilir. Buradaki eksiklik “yarın”ın olmayışı. 1975’de Ali Rıza Binboğa‘nın söylediği Türkiye’nin liste başı şarkısında olduğu gibi “Yarınlar bizim” demek en doğrusu. Aslında “Allah kısmet ederse, Allah izin verirse” diyerek yarınları da Allah’a havale etmiş bir toplum sayılırız.

Biz yine de 2022’nin daha sonraki yıllara taşınacak önemli olaylarına bakalım.

ASEAN‘ın (Güney Doğu Asya Uluslar Birliği) merkezi olan Endonezya‘nın başkenti Cakarta‘nın, Borneo Adasına taşınması ve isminin de Cava dilinde takımada anlamına gelen “Nusantara” olacağı Endonezya parlamentosu tarafından 18 Ocak 2022’de karara bağlandı. Üç kişilik bir Büyükelçilikte çalışmanın zorluklarına karşın çok severek görev yaptığım Endonezya, dünyanın nüfusu en fazla Müslüman ülkesi (2022’de % 64 artış hızıyla BM tahminine göre  279.081.380 milyon) ve en geniş yüzölçümü ile 18.000 adalı bir takımada devletidir. Adalardan bazıları kültür şehri Yogcakarta başkent Cakarta’nın bulunduğu Cavaadası, Yavuz Sultan Selim‘in  Portekiz’e karşı savaşında yardım etmek üzere leventleri gönderdiği Aceh bölgesinin bulunduğu ve kaplanı ile tanınan SumatraSunda adalarından sayılan Bali, LombokTimor (Doğu Timor şimdi bağımsız bir devlet statüsü kazandı) Floresile Malezya, Brunei Sultanlığı ve Endonezya arasında bölüşülen Endonezyalıların Kalimantan dedikleri altın ve diğer kıymetli madenlere sahip Borneo gezdiğim adalar arasında. Cakarta yakınındaki Prenses Adaları (Pulau Putri) bazı hafta sonları gittiğim adalardan.

Başkentin değiştirilmesinin nedeni 2050’de deniz kenarında bulunan Cakarta’nın tamamen suya gömülecek olması Endonezya basınında (Kompas, Jakarta Post) yeralan haberler arasında. Başkentin değiştirilmesi burada haklı bir nedene dayanabilir. Ancak başkentin yeni yerinde bu taşınmanın çeşitli hayvanlara ve endemik bitkilere ev sahipliği yapan yağmur ormanlarını tahrip edeceği de çevreciler tarafından tartışılıyor. Türkiye’de de başkentin İstanbul’a taşınacağı rivayetleri zaman zaman gündeme geliyor. Ankara’dan vazgeçmememiz gerekir. Merkez Bankası da dahil çoğu devlet bankasının genel müdürlüklerinin İstanbul’a taşınmasıyla başkentimizin de taşınacağı söylentileri çıksa da bunun gerçekleşmeyeceğine ilişkin inancımı yitirmek istemiyorum. 

24 Şubat 2022 ise çok önemli bir tarih: İkinci Dünya Savaşından bu yana ilk kez Avrupa’da bir savaşın çıkmasına dünya tanıklık etti: Ukrayna‘nın uzun yıllardır Batı ittifakının (AB ve NATO) bir parçası olma yolundaki çabalarına 2014’den beri çeşitli şekillerde itiraz eden Putin, çareyi bu ülkeyi işgal ederek cezalandırmada görmüş olmalı ki  15 milyona yakın Ukraynalı bu savaştan göçmen/mülteci statüsü ile ülke dışına kaçtı ve Ukrayna alt yapısı, yerleşim yerleri yıkılmış, tahrip edilmiş bir ülke haline geldi. Rusya, başkent Kiev‘i alamadığı gibi Kırım’a yakın Kherson şehrinden de 2022 Kasım ayı içinde çekildi. Batılı yorumcular (S. Joshi “Three Scenarios for how war in Ukraine could play Out”, anonim makale “Imagining Peace in Ukraine” s.14-18 Kasım 2022, The Economist) önümüzdeki kış aylarının savaş bölgesine donanım sağlamasında Rusya’nın büyük sıkıntı çekeceğini, Ukrayna’nın kış aylarında kaybettiği toprakları geri alabileceğini veya Rusya’nın Kherson’dan çekilmesinin bir tuzak olabileceği yorumunu yapmaktalar.

Putin’in seferberlik ilan etmesine karşın Rus gençler ile askerlik çağındaki erkeklerin başta Türkiye olmak üzere ülke dışına kaçmalarının Rusya’nın savaş gücü ve moralini azaltacağı açık. Batının Ukrayna’yı kendi yanına almada çekimser adımlarından dolayı Ukrayna’nın yakılıp yıkılması ve çok sayıda sivil ve askerin hayatını kaybetmesinden kendini suçlu hissetmesi nedeniyle yapacağı askeri yardım, savaşın 2023’de devam edeceğini gösteriyor. Batılı yetkililer her fırsatta Ukrayna’ya yardımın devam edeceğini açıklıyorlar. Türkiye’de bugünlerde en büyük ortodoks Hristiyan toplumu 250.000den fazla nüfusu ile Ruslar  teşkil ediyor. 

İngiltere’nin tahtta en uzun kalan monarkı 96 yaşındaki Kraliçe IIElizabeth‘in 20 Şubat 2022’de Covid 19’a yakalanması ve 8 Eylül 2022’de hayatını kaybetmesi, oğlu Galler Prensi Charles‘ın II. Charles olarak göreve başlaması (tacı, Saray Protokolü uyarınca, 2 Haziran 2023’de törenle takılacaktır) İngiltere’yi olduğu kadar Avrupa ve dünya politikasını da yakından ilgilendirmektedir.

Kraliçe II. Elizabeth tahta geçtiği (1952) zaman İngiliz Uluslar Topluluğu (British Commonwealth of Nations) sekiz ülkeden ibaretken bu sayı onun zamanında 156’ya çıkmıştır. Tahta geçtiğinde, önde gelen İngilizler bu zayıf görünümlü, devlet yönetme deneyimi bulunmayan genç kadının başarılı olup olmayacağı konusunda epey fikir yürütmüşlerse de II. Elizabeth onları haksız çıkarmıştır denilebilir. İngiltere’de “Kralların Tanrı tarafından görevlendirildiği” geleneği açısından Kraliçe II. Elizabeth’in ölene kadar tahtı bırakmadığı İngiliz tarihçileri tarafından ifade edilir. İngiltere’de kral veya kraliçe inancın koruyucusudur (Defender of faith) Bu nedenle tahttan feragat etmek bir yandan da Tanrı’ya karşı gelmek olarak algılanmaktadır. Tahttan feragat eden Kral VIII. Edward ise kalbinin sesini dinleyerek Amerikalı Wallis Simpson ile Paris’te yaşamış. Sevdiği kadınla büyük aşk yaşayan VIII. Edward, krallığı sırasında 1936’da Türkiye’yi “tatil amacıyla” ziyaret etmiş bu ziyaretinde W. Simpson da Krala refakat etmiştir. Kral ve Simpson bu ziyaretleri sırasında Pera Palas‘ta ağırlanmışlar. Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaret eden Kral VIII. Edward’ın yanındaki Wallis Simpson’a Atatürk, Kralın eşi olarak protokol uygulayarak onları Savarona yatında  ağırlamış ve bu tür tartışmaların dışında kalmıştır. Edward’ın kral olduğu bir dönemde “tatil amaçlı” da olsa yaptığı, temasları itibarıyla yarı resmi sayılacak bu ziyaret, İngiliz gazetelerinden çok “NewYork Times” gibi Amerikan basınında yeralmıştır. Aslında ziyaretin “tatil amacı” Wallis Simpson’ın boşanma aşamasında olması ve bu durumun Saray gelenekleri ile ters düşmesinden kaynaklanmaktadır. Bugün olsaydı olaylar daha değişik bir yön alırdı: O zamanki Galler Prensi Charles, şimdiki eşi olan Camilla ile her ikisi de evli iken eşlerini aldatmışlar, Prenses Diana’nın ölümünden 17 yıl sonra evlenebilmişlerdi. Demek ki kraliyet gelenekleri değişebiliyormuş. Diana ve Charles’ın oğlu Prens Harry ise ABD’li aktris Megan Markle ile evlenerek bütün unvanlarını kaybetti. 

Kraliçenin görkemli cenaze töreninin ardından Barbados Devleti İngiliz Uluslar Birliğinden çıkarak artık bağımsız bir devlet olduğunu dünyaya ilan etti. İskoçya’ya olan sevgisi nedeniyle son günlerini İskoçya’daki Balmoral Evinde geçiren Kraliçenin ardından İskoçya da yakında bağımsızlığını ilan edebilir. Nitekim 2020’deki Brexit sırasında İskoç halkı AB’den çıkmama yönündeki niyetini belli etmişti.

2022’de Türkiye hızla betonlaşmaya devam etmekte. Yeni madenler açılma yolunda. 29 Kasım 2022’de, 222 maden alanının ihaleyle maden aramaya açılacağı ilan edildi. Üstelik TürkiyeParis İklim anlaşması 2021’de imzaladı. Türkiye’de dikkate alınmayan iklim değişikliği konusunda, BM raporlarına göre, sıcaklık 1,5 derece artarak canlıların % 14’ünün yok olmasına neden olacağının beklendiği kaydedilmektedir. Ülkemizde bu konuda adım atılmadığı gibi egzos ve fabrika gazları salımı her alanda 7/24 devam etmekte. Türkiye’de orman ve doğa farkındalığı, sahillere, ormanlık alanlara beş yıldızlı otellerin inşa edilmesi, bıraktıkları siyanürle (Kaz Dağlarında Kanadalı firmanın altın ararken tabiata ve doğal yaşama verdiği zararda olduğu gibi) tarımsal alanlar ortadan kalkınca ve elektrik santralları ile nehirler kuruyunca  ortaya çıkmıştır denebilir. Farkındalık imara açılan tarım alanlarının artık işlenememesi, hayvancılığın azalması kendisini süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışı ve ürünlerin azalması ile göstermiştir. Türkiye artık hububat ihtiyacını ithalat yoluyla karşılamakta.

Türkiye, 2023’e, ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon, seçim vaatleri ve hazırlıkları ile girmekte. Altı farklı siyasi partinin 6’lı Masa denilen muhalefet oluşumunun hazırladığı anayasa taslağı, toplumun büyük kısmı tarafından bilinmezken iktidar asgari ücret arttırımı ile milyonlara tencere umudu dağıtmakta. Aslında 28 kasım 2022 tarihli 156 sayfalık anayasa taslağı çok iyi hazırlanmış bir metin.

Yine Kasım 2022’de, “ayakkabı numaralarına kadar bilindiği” ileri sürülen teröristlerden ne zaman Türkiye’ye geldiği yeni yeni ortaya çıkan bir teröristin İstanbul/İstiklal Caddesinde patlattığı bomba, biri çocuk olmak üzere altı masum insanın canlarını kaybetmesine neden olmuştur. Yargı sürecinin sonucunda gerçeklerin ortaya çıkması bekleniyor. 

Dünyamızı ve insanoğlunu tehdit eden COVID 19 salgını nedeniyle ABD’ndeki Johns Hopkins Üniversitesinin 7 Mart 2022’de yayınladığı bir raporda, dünya nüfusunun % 57’si aşılanırken 6 milyon insanın da hayatını kaybettiği açıklanmıştır. 200-250 yıllık dönemlerde dünyayı vuran salgın hastalıklar bu kez yaşadığımız zaman dilimine denk gelerek acı kayıplara neden olmuş, olmaya da devam etmekte.

Sıra dışı yaşamı ile de dikkati çeken Muhafakar Parti lideri İngiltere Başbakanı Boris JohsonCOVID 19 salgını sırasında katıldığı “Kendi içkini kendin getir” temalı ofis partileri nedeniyle COVID’e karşı Kapanma Kanununa aykırı davrandığı için ceza alan ilk Başbakan olmuştur. İngiltere de çalkantılı bir dönem yaşamaktadır. Olayların ardı ardına gelmesiyle birlikte Başbakan B. Johnson siyaset basamaklarını da hızla çıkmış bir politikacıdır. 2016’da, Londra Belediye Başkanı iken  Başbakan Theresa May‘in Dışişleri Bakanı olarak siyasi hayatına devam etmiş, Theresa May’in istifasıyla da  Temmuz 2019’da Başbakan seçilmiştir. 6 Haziran 2022’de güven oyu alamayan Johnson, 6 Temmuz 2022’de, 40 Bakan ve Yardımcısının istifa etmesi üzerine 7 Temmuzda da  Başbakanlıktan istifa etmiş, yerine Dışişleri Bakanı Liz Trussseçilmiştir. Boris Johnson zamanında 31 Ocak 2020’de İngiltere, Brexit olarak adlandırılan oylama ile AB’nden çıkmıştır. Boris Johnson da İngiltere’yi AB’den çıkarması, katıldığı renkli partiler, özel hayatı ile 2022’de, tarihteki yerini almıştır. Liz Truss’ın da istifası ile İngiltere tarihinde ilk kez bir Hint asıllı İngiliz Rishi Sunak Başbakan olmuştur.

COVID 19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali dünya çapında ekonomik dengeleri de sarsmıştır. Nitekim Dünya Bankası tarafından 2022 Nisan ayında yayımlanan bir raporda, 1970’den bu yana emtia fiyatlarında dünyada görülen en büyük şokun yaşandığı belirtilmekte ve bu durumun devam edeceği kaydedilmektedir. Burada emtiadan (commodity) kastedilen doğal gazdan buğday ve pamuğa kadar tüm gıda, enerji  ve sanayi ürünleridir. Mart ayında Batı tarafından Rusya’ya uygulanan ambargo ve Putin’in doğal gaz sevkiyatını durdurması, bugün zorlukla ödeyebildiğimiz veya hiç  ödeyemeyeceğimiz doğal gaz faturalarının sonucu olarak serin odalarda oturmakta oluşumuzun nedenidir. Globalleşme veya küreselleşme denilen işte tam da budur. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, oturma odamızın ısınmasına ekmeğin fiyatına kadar güvenliğimiz dahil herşeyi etkilemiştir.

Ülkemizdeki enflasyon rakamları ABD’ndeki yıllık % 8’lik enflasyona göre dudak uçuklatacak oranlarda seyretmektedir. Enerji alanında yaşanan kriz 1973’de, yaşanan petrol krizine taş çıkartacak cinsten bir nitelik kazanmıştır denebilir.

2022’de Türkiye’de önlemeyen, önüne geçilemeyen bir sorun da kadına şiddettir. İktidarın İstanbul Sözleşmesinden çıkması, Anayasal haklardan kaynaklanan toplantı ve yürüyüş hakkını kullanan kadınlara karşı şiddet ve toplu gözaltılar uygulanması, LGBT haklarının tanınmayacağının açıkça ilan edilmesi hatta bu konularda hükümetin de desteklediği mitingler düzenlenmesi 2022 gündeminin başlıca konularının önde gelenleri.

Kaderci bir tutum takınıp Allah kısmet ederse 2023’e sağ salim girelim mi diyelim yoksa parlamenter sistem içinde, eşitlik kurallarının geçerli olduğu laik ve özgürce yaşamanın olanaklı kıldığı bir demokraside, dinin siyasi amaçlarla kullanılmadığı, her alanda liyakatın üstün geldiği, refah seviyesinin arttığı, yargının bağımsız olarak işlediği bir barış ortamı mı umut edelim? 

Bakalım 2023 bizlere neler getirecek…

Önceki İçerikPutin’in Gözbebeği Casusluk Ağı; “İllegaller / Yasadışılar”
Sonraki İçerikSeçimlere doğru hızla yol alınırken gördüklerimden çıkardığım izlenimler
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz