4. Uluslararası İzmir Sefarad Festivali (18-27 Aralık) 

0

Hiç boyoz yediniz mi? 

İzmirli arkadaşı olan ya da yolu bir şekilde İzmir’e düşenler ne dediğimi anlayacaktır ama anlamamış olanlar ya da ‘boyoz da ne?’ diyenler için açıklayayım. 

İzmir dendiğinde akla sadece çekirdeğe çiğdem dendiği gelmez, neredeyse onun kadar İzmir’e ait olan bir yiyecek vardır: Boyoz.

Almanca yemek sitelerinde de tarifi mevcut. Gerçi adı Türk hamur işi olarak geçiyor ama boyoz aslen Türklere ait değil. 

Boyoz İzmir mutfağına Sefaradlar tarafından getirilmiş bir yiyecek. 

Asıl adı ‘bollos’. İspanyolcada iki L harfi Y olarak okunur. Bollos Bollo’nun çoğulu ve Bollo da ‘küçük somun’ anlamında. 

Bu arada ilk boyozu ilk kim yapmış derseniz, İzmir’de ilk boyozu yapan kişi de ‘Boyozcu Avram Usta’

Anlayacağınız biz İzmirlilerin gururlandığı boyoz aslında 1492 yılında Osmanlı topraklarına gelen Sefaradlara ait. 

Sizlere birçok kereler yazmıştım ama olur da ‘duymadım’‘unutmuşum’ diyenler için Sefarad kelimesini tekrar açıklayayım. 

Sefaradlar, Roma-Yahudi savaşlarında Kuzey Afrika üzerinden İberya’ya yani İspanya’ya yerleşmiş olan ve 1492’de ‘El Hamra Kararnamesi’ ile İspanya’dan ayrılmak zorunda kalan ve Osmanlı padişahı II. Bayezid’in emriyle gemiler gönderilerek Osmanlı topraklarına davet edilen Yahudi vatandaşlarımıza verilen isim. 

II. Bayezid kararname ile kıyı eyaletlerine bir emir de göndermişti. 

Ne demişti II. Bayezid bu kararnamede? 

‘… İspanya’dan gelen Yahudileri geri çevirmek şöyle dursun tam bir içtenlikle karşılanmalarını aksine hareket ederek onlara kötü muamele eden veya en ufak bir zarara sebebiyet vereceklerin ölümle cezalandırılacaklarını emrediyorum…’ 

Ecdat böyle söyledi. 

Ülkemizde yaşayan Sefarad Yahudileri başka ülke vatandaşları da değiller. Hepsi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. 

İşte bu vatandaşlarımız geç kalınmış bir projeyi hayata geçirdiler. 

‘Sefarad Kültür Festivali’

Aslında 4. sü değil 44. sü olmalıydı ya da 444. sü. 

Ama buna gerek duyulmadı demek ki. Çünkü Osmanlı toprakları içinde rahat bir şekilde yaşıyorlardı ve yerli halk tarafından da tanınıyorlardı çünkü Padişah haklarında genelge yayınlamıştı. 

Aslında 44.sü olmalıydı çünkü buna ihtiyaç var. 

Sefarad olan bu Yahudi kardeşlerimizi tanımamız gerekiyor. 

Kullandıkları dil olan Ladino’nun da yok olmaması için onlara destek olmalıyız. 

Konak Belediyesi ve Sefarad Kültür Kolektifinin ortak çalışmalarıyla dördüncüsü yapılacak olan festivalde birçok etkinlikler de mevcut. 

Yazımın sonunda programı sizlerle paylaşıyorum.

Ayrıca bu festivalde büyük emeği olan ve Havra Sokağı’ndaki sinagoglar olmak üzere İzmir’deki birçok harabeye dönen sinagogların tekrar canlandırılmasında emeği olan Nesim Bencoya’ya da teşekkür ediyorum. 

İzmir dünyanın diğer ülkelerindeki liman şehirleri gibi multikulti ve çok toplumlu yapısıyla örnek bir şehir. 

Bir İzmirli olarak İzmir’in tanıtılması ve İzmir’in bu çok renkli yapısının ülkemizin diğer şehirlerine örnek olmasına yardımcı olmak benim için çok önemli. 

Belki İzmirli olmayabilirsiniz hatta Sefarad da olmayabilirsiniz ama İzmir’in bu çok kültürlü yapısını bir kere yaşadığınızda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerikİnsanların bazılarını, hayvanların hepsini
Sonraki İçerikİçişleri bakanı için neler neler söyleniyor; “BAE’ye Sedat Peker’i almaya gitti” bile dediler…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz