Abdullah Gül’ün Adaylığı 

0

Politikacılar sorulardan hiç hoşlanmazlar bunun en son örneği de kameralar karşısında yaşandı. Meclis’te MHP Gen. Bşk. Devlet Bahçeli’ye soru yönelten gazeteci Bahçeli tarafından terslendi ve bir bakıma hakarete uğradı. 

Sinan Ateş cinayetiyle ilgili soru yöneltildiğinde hepimiz Devlet Bahçeli’nin ‘Hadi işinge bak, işinge bak’ diyerek nasıl terslediğini duyduk. Ama ondan da önce gazetecinin büyük bir hışımla öteye savrulması var. 

İttirmek mi desek kaktırmak mı desek bilemedim. 

Maalesef seviye bu… 

Konuşma ve tartışma kültürü olmayan bir ülkede soru yöneltme ve cevaplama kültürü olabilir mi? 
Olamaz. 

Ama acıdır ki bu, neredeyse her yere sirayet etmiş durumda. 

Siyasetin geldiği nokta çıkmaz sokak halini aldı. 

İktidarda olan Devlet Bahçeli’nin daha önce söyledikleriyle bugün yaptıkları büyük çelişkiler içeriyor ama alışıldı. 

Hakeza Başkan Erdoğan’ın durumu da öyle. 

Ama alışıldı. 

Bu alışma durumu siyaseti tıkanma noktasına getirdi. 

Altılı Masa’nın henüz adayını belirlememiş olması da bu tıkanmayı arttırıyor.  

CHP Gen. Bşk. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başkan Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili ümitsiz ve çözümsüz kabullenişi başka adaylar konusunu gündeme getiriyor. 

Başka adaylar konusu gündeme gelince de akıllara gelen soru: ‘Abdullah Gül aday olacak mı?’ 

Bu konuda birçok mesaj ve ileti aldım. Halkımızın bu konudaki merakı Gül’e olan teveccühü göstermesi bakımından olumlu. 

Ancak Abdullah Gül her fırsatta aday olmayacağını zaten açıklamıştı. 

Yürüdüğü yolu tekrar yürümenin pek isabetli bir davranış olmayacağını da vurgulamıştı. 

Ancak ısrarla kendisinin adaylığı konusunu açıp, bu konunun tartışılmasını isteyenler de çok. 

Halk TV bu konuyu tekrar gündeme taşıdı ve kendisiyle görüşen siyasi partileri sıraladı: Deva, Gelecek, Saadet ve İyi parti. 

‘Gül ile temastaki dört parti’ başlığıyla bu haberi duyurdu. 

Bu partiler sayın Abdullah Gül’le görüşebilirler. 

Çünkü kendisi 11. Cumhurbaşkanı ve sürekli okumalarla gündemi ve dünyayı takip eden bir devlet görevlisi. 

Bu siyasi partilerin görüşmelerinden ‘adaylık’ konusunu çıkarmanın kanımca iki sebebi var. Birincisi, Halk TV Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istemiyor. Bunu açık olarak ifade edemese de satır aralarından okuyabiliyoruz. 

İkincisi ise ‘çatı aday’ durumu oluşursa Abdullah Gül’ün isminin geçmemesi için daha öncesinde bunun önünü kesmek. Biliyorsunuz CHP içinde bazı gruplar sayın Gül’ün daha önceki demeçlerini öne sürerek onun çatı adayı olabileceğini ve bunun kesin olarak karşısında olduklarını beyan etmişlerdi. 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül aday olmayacağını çok açık bir şekilde ifade etmiş olsa da hala daha kendisi üzerinden yapılan bu flaş haber çıkışlarından emimin ki rahatsız oluyordur. 

Neden olmasın ki. 

Başbakanlık ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı yapmış birisi olarak tekrar aynı görev için yarışa girmeyeceği ortada iken. 

Abdullah Gül’ün adaylığı konusu gündem olunca sosyal medyada yazılan mesajlar hakkında da değerlendirmemi yazayım. 

Malumunuz korku iklimi içindeyiz. İnsanlar bu korku iklimi içinde bazen mizahla bazen de ironiyle düşüncelerini dile getirmeye çalışıyorlar. 

Abdullah Gül konusu geçince çirkin, yakışıksız, ahlaka aykırı paylaşımlar oluyor. 

Neden? 
Başkan Erdoğan’a ve siyasi iktidarın ortağı Devlet Bahçeli’ye iyice dolmuş olan bu halk kesimi onlara söyleyemediklerini Abdullah Gül’e söylemeye çalışıyorlar.

Buna amnezi de diyebiliriz ileriye ket vurma da. 

Buna sebep olan da korku. 

Korku yüzünden ileriye ket vurma gerçekleşiyor ve insanlar bugünün yöneticisi ve başkanı Erdoğan’a söyleyeceklerini korkularından daha önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e söylüyorlar. 

Ne de olsa Abdullah Gül’e söylenenler ve atılan tweetler yüzünden kimse gözaltına alınmıyor… 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerikAlmanya Meslek Eğitimi İçin Elemanlar Arıyor
Sonraki İçerikUğur Mumcu’nun failleri daha baştan belliydi, ama nedense bugün bile ‘faili meçhul’ muamelesi yapılabiliyor
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz