Ahmet Kaya ve 90’lı yıllar

0

Her hadisenin geçmişte mutlaka bir karşılığının bulunduğu ülkenin adıdır Türkiye. Demokrasi çıtasını bir türlü yükseltemeyen, yükseltmeyen, bunun için çok da gayret göstermeyen veya umursamayan ülkemde, hafızamız hep geriden çalışıyor; çünkü geçmişi unutturacak olaylarla hiçbir zaman karşılaşmıyoruz. 

Aksine, unutulmasın diye sürekli geçmiş uygulamalar tekrarlanıyor. Bu da hatıralarımızın canlı kalmasını sağlıyor. Geçmişin acı tecrübelerini yaşamayan gençler bu anlamda çok talihsiz. Büyüklerinden dinledikleri hatıraları şimdi bir bir kendileri tecrübe ediyor. 

Hayaldi gerçek oldu.  

Sürekli geçmişe takılmama lütfen kızmayın. İnanın elimde değil. Ülkemin geldiği noktaya üzülüyorum. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy muhteşem özetliyor: 

“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Hiç ibret almadığımız için tarih bizde hep tekerrür eder..

HDP’li üç büyükşehir belediye başkanının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması, 90’lı yılların hafızama üşüşmesine neden oldu. Kafamın içinde bin bir türlü olaylar canlandı. Adam kaçırmalar, faili meçhuller, evinden alınıp bir daha geri getirilmeyenler, milletvekili tutuklamaları, terör, toroslar, 28 Şubat’lar, Ahmet Kaya’lar, Erdoğan’lar..

Yıl 1999.. 

Maslak’taki Princess Otel’de düzenlenen Magazin Gazetecileri Ödül Töreni’nde ödül alan Ahmet Kaya, teşekkür konuşmasında “Yeni kasetimde Kürtçe şarkı okuyacağım. Kürtçe klip çekeceğim. Bunu yayınlayacak yürekli kanallar var, sıkıyorsa yayınlamasınlar” diyor.

Bu açıklamaya tepki gösteren bazı katılımcılar, Ahmet Kaya’ya çatal fırlatıyor. Kaya, polis ekipleri ve otel güvenliği tarafından mutfak kapısından çıkarılıyor. Sahnede şarkı söyleyen Serdar Ortaç ise Onuncu Yıl Marşı’nı seslendiriyor. Ortaç, yıllar sonra o gece yaşananlar için pişman olduğunu belirterek özür diliyor.

Aradan yıllar geçiyor ve “muhtar bile olamaz” denilen Erdoğan, başbakan oluyor. Ödül töreninde Ahmet Kaya’nın yaşadıklarını Diyarbakır ve Meclis Grup Toplantısında anlatırken şöyle ifade ediyor: 

“Gezi’de bize saldıranlar kimse, o gün Ahmet Kaya’ya saldıranlar da onlardır.”

Erdoğan-Ahmet Kaya ilişkisi bu kadar değil. Erdoğan cezaevine girmeden önce Ahmet Kaya, kendisini ”şafak türküsü” ile uğurluyor. 

Tarih 6 Aralık 1997.. 

Siirt’te yaptığı bir konuşmada Erdoğan, Ziya Gökalp’in 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası’na ait dörtlüğü okuyor. Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi, “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker” dizeleri nedeniyle açılan davada Erdoğan’ın Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği kararını veriyor. 

10 ay hapis cezasına çarptırılan Erdoğan, 26 Mart 1999 günü Pınarhisar Cezaevi’ne giderken Ahmet Kaya, kendisini uğurlamaya geliyor ve şunları söylüyor: 

“Cumhuriyetimizin 75. yıldönümünde daha güzel günleri yaşamak Cumhuriyet’i daha özgür yaşamak, inanca saygının düşünceye özgürlüğün olduğu Cumhuriyetleri yaşamak dileğiyle ve artık şarkı söyleyenlerin ve şiir okuyan insanların tutuklanmadığı, tutuklanmayacağı cumhuriyetlerde bir daha görüşmek üzere diyorum.” 

Erdoğan ise yıllar sonra Diyarbakır’da şunları ifade ediyor: “Ah diyorum, ah o da burada olsaydı. Ben Pınarhisar’a giderken o da uğurlamaya gelmişti. O da şarkılarıyla türküleriyle bu kardeşini uğurlamaya gelmişti. Sevgili Tatlıses ile Perver’i keşke bizimle dinleseydi. Bizimle eşlik etseydi. Mukadderat. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugün Diyarbakır’daki bu buluşma, bu hasret giderme var ya, bugün Diyarbakır’da aynı gökyüzünün altına kurduğumuz muhabbet ortamı var ya, Yunus Emre’nin, Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ruhunu muazzez etmiştir. 13 yıl önce aramızdan ayrılan Ahmet Kaya’nın ruhunu da muazzez etmiştir.”

Hayatının anlatıldığı bir televizyon programında ise Erdoğan, “O olmasaydı ben özgürlüğü belki bu kadar iyi öğrenemeyecektim. Ama o süreç oldu, özgürlüğü daha iyi öğrendim” değerlendirmesini yapıyor.

Nereden nereye gelmişiz, değil mi?

Sizce bir arpa boyu mesafe alabilmiş miyiz? 

Değişim, dönüşüm nedense hep aleyhimize işliyor. 90’lı yıllarda toroslara biniyorduk, şimdi Mercedes ve BMW’ye biniyoruz, ancak kafamız hala toroslarda seyahat ediyor.

Siyasette “Ben yaptım oldu” felsefesi hâkim. Adalet, hukuk, insan hakları, özgürlük hak getire. Bunlara karşı içimizde yer alan virüsleri yok etmek için antivirüs programı nasıl geliştirmeliyiz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem “ah o da burada olsaydı” dediği Ahmet Kaya, bugün yaşasaydı iktidarın ‘belediye başkanlarını görevden alma’ kararını nasıl değerlendirirdi?

Bir dönem itilen, kakılan, istenmeyen, vatan için tehlikeli, irticacı olarak lanse edilen insanlar, iktidarı ele geçirince sizce bu hale mi gelmeliydi?

İktidar olmadan önce ağızlardan düşürülmeyen milli iradeden, demokrasiden, hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden bu kadar mı taviz verilmeliydi?

Bunun adı güç zehirlenmesi mi yoksa gücün iktidarda kalmak için kullanılması mıdır? 

Şafak Türküsü

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama.
Kaç zamandır yüzün traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne.
Yaşamak isterken delice
Ah, verebilseydim keşke
Yüreği avcunda koşan her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultan’ı düşün anne, Şeyh Bedrettin’i
Börklüce’yi,
İnsanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşün ki o an güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusufçuk havalansın
Beni burada arama
Arama…

Önceki İçerikKadınlar için en tehlikeli yer kendi evleri..
Sonraki İçerikPençe-3 Operasyonu başlatıldı..
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz