AkParti’yi Savunmanın Vicdani Yan Etkileri

1

Orhan Miroğlu ve Feyza Altun Tartışması

Orhan Miroğlu dostum, hemşerim, ağabeyimdir. Asuri kökeni ile bu ülkenin kadim geçmişinden bugünlerine kurulan bağların hem temsilcisi hem de şahididir. Orhan Miroğlu’nun söylediklerinin önemi benim indimde 4’le çarpılıdır.

Ak Parti saflarındaki siyaset tercihi ile aramızdaki mesafe bir taraftan açılsa da her zaman ben 3 adım koşmaktan imtina etmem onunla mesafesiz bir duruş için. Önceki gün uzun süredir (en azından benim) görmediğimiz TV arenasında onu gördüğümde herkesten çok sevindim.

Orhan Miroğlu sözüne itibar ettiğim, dostluğuna değer verdiğim biri olarak beni şaşırtan iki söz söyledi. Bu sözlerin aslında programın gerilen bir anında edilmiş olması nedeniyle sözün değerinin azaldığı ana tekabül ettiğini ifade etmem lazım.

Eski bir televizyoncu ve son derece erken bir yaşta bir mesleğin neredeyse en önemli noktası olan haber müdürü mertebesine ulaşmış biri olarak güncel tartışma programlarında bir söz borsası kurulduğunu düşünüyorum.
Bu söz borsasının en değerli lafı nedir bulmak zor olsa da lafın en değersizleştiği, ucuzlaştığı anı bulmak kolaydır.

Tıpkı bir mal piyasası gibi, söz piyasasında da arz arttığında söz ucuzlar.
Bir anda herkesin birlikte konuştuğu, aynı anda sözlerin edildiği, ardı ardına makine gibi konuşularak meramın anlatıldığı anlar sözün neredeyse pul fiyatına düştüğü dakikalardır.

Sevgili Miroğlu, son dönemlerin yıldızı parlayan genç CHP’lisi Feyza Altun’un biraz Aristo mantığı içeren çıkışı ile kendisine yüklendiğinde tam da olanlar bu idi. Feyza Altun’un, Miroğlu’nun “PKK terör örgütü değildir” sözünü gündeminden kopararak, bağlamından tarihinden sökerek pat diye orta yere bırakması aslında bu kabil bir neticeyi vermese şaşardık.

Bir AKP’li olan Orhan Miroğlu’na böylesi bir düz mantığın AKP ve son dönemki yakın müttefiki MHP’nin neredeyse tüm söylemlerine hakim olduğunu hatırlatacak değilim.

Bir kötülük nerede görülürse kötülüktür zannındayım. Aristo’nun düz mantığı Feyza Altun’dan da gelse eleştiriye tabidir, Cumhurbaşkanı Danışmanından da, MHP başkanından da.

Yakında adını Türkiye “Çifte Standart” Cumhuriyeti’ne dönüştürecek ülkemizde böyle bir inceliği beklemek elbette fazla bir naiflik.
Hele ki iktidarın saflarında buradaki çelişkiyi gözetecek bir tarz ve tavrı istiskal etmek çölde kutup ayısına, kutuplarda deveye rastlamak kadar şaşırtıcı oluyor. (Böyle bir tavrı az da olsa görebildiğimiz Mustafa Yeneroğlu’nu anmadan geçmek haksızlık olacak).

Altun’un AKP tarzı silahla mukabele ettiği Miroğlu’nu savunmak haddim değildir.
Miroğlu derdini anlatacak kadar Türkçe kabiliyetini de, analiz becerisini de havidir.
Benim ne korumama ne kollamama ne de müdafaama ihtiyacı vardır.

Yine de Feyza Altun’un belki biraz da boş kaleye topu yuvarlama fırsatçığı içeren hamlesini yadırgadığımı ifade etmek isterim.
Sözler ne olursa olsun bağlamlarından koparılmamalıdır.

Evet AKP bunu yapmaktadır. Ancak CHP’den de hatta İyi Parti’den de hatta Saadet’ten de ve tabii ki HDP’den de beklediğimiz bu değildir.
MHP ile yanyana düşen siyasi seviyeyi yerden kaldırmak yine muhalefetin ödevidir.
Bağlamsız sözler havada uçuşan tüyler gibidir. Üflemeyle uçar gider.

Herhangi bir CHP’liyi neredeyse doğrudan hapse de gönderebilecekse de bu bağlamsız sözün Miroğlu’na anımsatılarak tartışmada öne çıkmaktansa konuyu önüyle sonuyla ortaya koyup irdelemek yakışırdı bu parlak zekalı genç ve enerji dolu hanımefendiye.

Gelelim beni üzen Miroğlu mukabelesine. Miroğlu kendisine yapılan ithamı ve direk atışı savurmak için HDP’nin kazandığı seçimlerin KHK’lılık üzerinden AKP’ye celbedilmesine değinmeden, Muş ve Şırnak’taki tuhaf seçim ortamlarını da pas geçerek seçim sonuçlarını analiz etti.

Miroğlu’nun eleştiriye tabi yukarıdaki saptamalarını anlayışla karşılayabilirim. Neticede siyasetçidir ve esen rüzgarlar zaman zaman yön verici olur. Buna karşılık sözlerinin devamında Feyza Altun’u eleştirirken ortaya koyduğu gerekçeler için aynı toleransı göstermeyeceğim.

Feyza Altun’u ne gerekçe ile kayıp kuşak olarak tanımladığını hiç anlamadım. Yaşına ithafen bilgisinin yetersiz olacağı kanaatine nereden vardı. Onu hiç bilmiyorum. Sonuçta itham edilen Feyza Altun’un yaşı, kuşağı vs oldu birden. Miroğlu bunu neden yaptı aklım ermedi.

Orhan Miroğlu benim de ağabeyimdir. Ben Feyza Altun’dan 10 yaş büyüğüm. Kendimden yaşça büyük veya küçük kimseye sırf bu nedenle üstünlük sağlamak aklımdan bile geçmez. Nasıl oldu da Miroğlu bunu bu şekilde ifade etti. Bu selahiyeti nereden buldu?

Ben AKP’nin özellikle son dönemlerdeki halinin ciddi bir travmaya dönüştüğünü ve bunun epidemi gibi herkesi sardığını görüyorum. Bu halin tek bir tanımı vardır: “Yanlışı savunmak için harcanan çaba doğruyu savunmak için gösterilenden kat ve kat fazladır.”

AKP’nin katlanan yanlışları onunla aynı yolda devam etmeye çalışanların akıllarında sendelemeye ve bunun dile de yansıyan sürçmelerine yol açıyor.
AKP’yi eleştirmek sadece toplumsal doğruları savunmak anlamına gelmiyor, kişisel hikayeler açısından da tutarlılık turnusolu oluyor.
Miroğlu’nun çabalarında tam da bunun neticelerini görüyoruz.

Hepimiz için tek bir ortak sorgu yargıcı vardır.
O da vicdanımızdır.
Doğruları savunmak adına vicdanımızı köreltecek gerekçeler yaratıyorsak işimiz çok zora girmiş demektir.

1 Yorum

  1. Siz sayın yazar! Ak partinin elbette çok yanlışları vardır ve bun yanlışları savunmak bahsettiğiniz gibi vicdani arızalara yol açabilir, yanlışı savunacağım derken daha büyük açmazlara sevkedebilir insanı. Fakaat sayın yazar bir yanlışı anlatmak için diğer bir yanlışı parlatmak ne kadar doğrudur. Yoksa siz de mi amaca ulaşmak için her yol mübahtır diyenlerdenmisiniz. Ak partinin her yanlışında başka bir yanlışı parlatarak cevap verdiniz hatta bir kaç defa o lanet terör örgütünü bile üstü kapalı güzellemeye çalıştınız. Bu toplumun mümevverleri veya münevver geçinenleri sizin gibi olursa toplumdan ne bekliyorsunuz. Hatta hatta Tayyip Erdoğana niye kızıyorsunuz ki o zaman farkınız ne. Üzülerek söylemeliyim ki verebileceği potinseyel zararlar sizden çok da olsa ülkeye hizmeti sizden çok daha fazla. Bu yazdıklarınızın bende oluşturduğu kanaat samimiyetsiz oluşunuzdır başkası değil. Şu var ki elinizde güç olsa süzün davranışınız da farklı olmayacak.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz