“Almanya sanki zıvanadan çıkmış gibi.. Düşüncede, dilde ve fiilde kabalaşma almış başını gidiyor”

0

“Üzülmemek elde değil. Almanya sanki zıvanadan çıkmış gibi. Düşüncede, dilde ve fiilde kabalaşma almış başını gidiyor.” Bu ifadeler, DW’den Gero Schliess’e ait. Schliess, mültecilerle ilgili tartışmaların giderek saldırganlaştığına dikkat çekerek Almanya’nın “hoş geldin” kültürüne sahip çıkması gerektiğini vurguluyor.

Bir Alman gazetesi, okurlarına “Boğulmakta olan mülteciler kurtarılmalı mı?” diye soruyor. Almanya İçişleri Bakanı, 69’uncu yaş gününde 69 mülteci adayının sınır dışı edilmesini espri olarak kullanıyor. İnternette Yahudi nefreti çığ gibi büyüyor. Geçen yıl 2 binin üzerinde yabancıya şiddet uygulandığı açıklanıyor. Bu listeyi, internette gittikçe kabaran yabancı düşmanı yorumlara kadar uzatmak mümkün.

Üzülmemek elden gelmiyor. Almanya sanki zıvanadan çıkmış gibi. Düşüncede, dilde ve fiilde kabalaşma almış başını gidiyor. Bunlar bizler miyiz? Yaşamak istediğimiz ülke bu mu?

2015’te laf değil, iş yapıldı

Ülkemle gurur duyduğum zamanlar olmuştur. “Hoş geldin kültürünün” doruk yaptığı günlerdi. Şimdi o kavramı ağzıma almaya çekiniyorum. 2015’te umudu tükenmiş bir milyon mülteciyi ülkeye almıştık. Sefalet içindeki insanları kabul etmenin doğru olup olmadığını tartışmak bile aklımıza gelmemişti. İnsani vazifemizi yerine getirip, başbakanın öncülüğünde elimizden geleni yaptık. Kamuoyu araştırmalarına göre mültecilere yapılan yardımlara her iki Alman’dan biri katılıyordu. Bu manzara benim “Almanya masalım” idi. Kolay duygusallaşmadığını bildiğimiz Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble bile “Almanların mülteci krizinde gösterdiği yardımseverlikten bizden sonraki nesiller de gurur duyacaktır” diyordu. Bakalım zaman onu haklı çıkaracak mı?

Evet, Başbakan Merkel’in büyük hatalar yaptığını bizler de biliyoruz. Bu ihmallerin uzun vadeli sonucunda binlerce mültecinin kalıp kalamayacağının belli olmadığı bu ülkede kendimi emin hissettiğimi söyleyemem. Ama Almanya halâ ayakta ve bütün dünyada hayranlıkla izleniyor. Başbakanın çok eleştirilen sözlerinden biri gibi: “Çok şey başardık.”

Korku, saldırganlık ve dışlama

Merkel’in göç politikası başından beri eleştiriliyordu. Ama son zamanlarda rüzgârın yönü yeniden değişti ve daha da acımasızlaştı. Tartışmalara şimdi korku, saldırganlık ve dışlama vurguları hâkim. Bunun nedenlerinden biri, sağ popülist Almanya İçin Alternatif partisinin tartışmaları radikalleştirmeyi başarmış olmasıdır. Bavyera Başbakanı Markus Söder gibileri de popülistlerle yarışırcasına toplumun sağa kaymasına yardımcı oluyorlar.

Bir ay kadar önce de Avrupa Birliği’nin mülteci politikasında köklü paradigma değişikliği oldu. 24 Haziran’daki devlet ve hükümet başkanları buluşmasında “Avrupa’nın çevresinin surlarla kapatılması kararlaştırıldı. Yardım arayanlardan kurtulmak için Avrupa’nın dış sınırlarında ve yabancı ülkelerde iltica merkezleri kurmaya ve diğer önleyici önlemler alınmasına karar verildi. İnsaniyetle insan hayatının ve insanca yaşayabilmenin önemi unutuldu. Günümüz Avrupası kendi değerlerini ayaklar altına alıp siyasi popülizmi daha azdıran politikalarda karar kıldı.

İnandırıcı politikalara ihtiyaç var

Sonunda göçü yönlendirecek önemli siyasi projelerle uğraşamayacak duruma düştük. Büyük koalisyon göç yasası çıkarılmasını kararlaştırdı ama şimdiye kadar somut hiçbir adım atılmadı. İltica nedenleriyle mücadele edilecekti ama kalkınma yardımları bakanlığının bu amaçla kullanacağı bütçeye makas vuruldu.

Bu kadar dar görüşlülük ve vurdumduymazlığın en iyi niyetli olanların bile cesaretini kıracağı unutulmamalı. Angela Merkel ve hükümetinin acilen inandırıcı politikalara ihtiyacı var. Anayasaya ve onun temel değerler kataloğuna bir göz atmak da zarar vermez. Alman olsun, yabancı olsun, mülteci olsun ya da göçmen olsun, insan onuru Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu demek değildir ki, bütün dünyanın sıkıntı çekenlerine vatan olalım ya da olmayı isteyelim. Ama korku ve dışlama atmosferini bize kimse zorla kabul ettirememeli. Popülistlerin nefret söylemleri karşısında sinmeyip, kendi değerlerimiz için mücadele edelim.

Ayağa kalkalım ve ‘hoş geldin’ kültürümüzle gurur duyalım. Bu değeri yeniden şiar edinme zamanı çoktan gelmiştir.

Kaynak: DW Türkçe

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz