Almanya’da döner politikaya yem mi oluyor…

0

Yeni koalisyon görüşmeleri Cumhurbaşkanı Steinmeier’ın ‘büyük koalisyon kurulmalı’ müdahalesiyle başladı, ancak henüz net bir sonuç çıkmadı.

Koalisyon görüşmeleriyle ilgilenmiyor insanlar.

Öyle de, böyle de koalisyon kurulacak ve SPD ‘ben aslında istemiyorum’ diye diye tekrar koalisyonun içinde yer alacak.

Geçen haftadan beri tartışılan başka bir konuyu sizinle paylaşmak istedim.

Başta Almanya olmak üzere bütün AB için çok önemli bir konu: Döner.

Döner deyip geçmeyin. AB ülkelerinde günde tüketilen dönerin miktarı 500 ton. Sektörde çalışan kişi sayısı da 110 bin.

Avrupa’da satılan dönere döner demeyen birisiyim. Mümkün olduğunca, mecbur kalmadıkça da tüketmemeye gayret ederim.

Döneri sevenler çok fazla.

Türkiye kökenliler kadar Arap ülkelerinden gelenler ve hatta artık müptelası olan Almanlar da bir hayli fazla.

Tartışmanın konusu, dondurulmuş döner etine katılan fosfat maddesi.

EFSA (Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi) birçok et ürününde ve içeceklerde katkı maddesi olarak kullanılan ‘fosfat’ın sağlığa zararlı olabileceği uyarısında bulundu.

Yeşiller ve sosyalistler de dönerin dondurulmasında kullanılan fosfatın kaldırılması talebinde bulundular. Teklifin yasalaşması için Avrupa Parlamentosu’nda oylanması gerekiyor. Bu oylama da 11-14 Aralık tarihlerinde Strazburg’ta yapılacak.

Yani ortada yasak falan yok şu an itibariyle. Ama bir tartışmadır gidiyor.

Bana kalırsa döner de politika malzemesi haline getirilmek isteniyor.

Nasıl mı.

Şöyle:

Döner, AB ülkelerinde en uyguna satın alınabilen hızlı yeme (fast food) ürünlerinin başında gelmekte. Almanya’da Almanlar tarafından bile en çok tercih edilen yiyecekler arasında sayılır. Hal böyle olunca hızlı yiyecek ürünleri satanlar bundan rahatsız. Bir de üzerine ‘milliyetçi’ akımlar artınca hemen engel koyma isteği baş gösteriyor.

Diğer taraftan bakarsak da aynı durum söz konusu. Başta Türkiye’de konuyu ele alan gazete ve haber siteleri, sonrasında Almanya’da konuyla ilgilenenler koro halinde aynı cümleyi söylemekteler: ‘Döner yasaklanmak isteniyor’.

Anlayacağınız, iki taraf sözleşmişler, döneri politika malzemesi haline getirmişler.

Konu aslında sağlık konusu.

Konu bana göre ise damak tadı konusu.

Neden mi? Çünkü işin aslı, döner bildiğiniz etten yapılır.

Almanya’da, Avrupa’da satılan dönerler ne derseniz: Etin haricinde herşeye benzeyen, katkı maddeleriyle tatlandırılan, fiyatı 2 euroya bile indirilebilinen, yığın üretimiyle (massenproduktion) sürümden kazanma amacında olanların gelir elde ettiği bir sektör ürünü.

EFSA’nın sağlığa zararlı olabilir dediği konu da zaten bu. Fabrikasyon üretimle dondurulmuş dönerlerdeki fosfat kullanımının zararlı olabileceği uyarısı.

Bir tarz var ki, son zamanlarda çok moda oldu.

Eleştiri, uyarı yada usulsüzlük şüphesi mi var, hemen ‘memleket meselesi’ haline dönüşüveriyor.

Kimse alınmasın, gücenmesin. Döner de memleket meselesi haline getirilecek kadar düşülüyorsa, ben buna sadece ‘pes doğrusu’ derim.

Neden mi böyle diyorum.

Döner üretimi ve satışı yapanların dilinden düşmeyen cümle haline gelen ‘döner yasaklanmak isteniyor’ suçlaması.

Döner memleket meselesi mi, döner memleketin bir simgesi mi.

O zaman siz de adam gibi, orjinali-aslı nasılsa, öyle döner üretin ve satın.

Döner diye insanlara ne idüğü belirsiz ürünler yedirip de, sonra sanki bu memleket meselesiymiş gibi ucuz bir yola yeltenmeyin.

Söz açılmışken ifade edeyim. Almanya’ya tatile, gezmeye gelenleriniz olmuştur. Mutlaka sizler de müşahede etmişsinizdir.

Adım başı dönerci, adım başı döner büfeci.

Adamakıllı, damak tadına hitap eden, ülkenin her bölgesinin yemek kültürünü yansıtan lokantalar yok denecek kadar az.

Türkiyelilerin küçümsediği Yunan mutfağı, Yunan lokantası kültürü öyle mi ya. Kaliteli ortam, özenilen yemekler ve zeytinyağlılar…

Bunları ifade edince nedense hemen başka birilerinin hayranlığı ile suçlanıyor insan.

Almanya’daki şehirleri şöyle bir gezin. Büyükşehirler haricinde, ya da belli kesime hitap eden restoranlar haricinde memleketin yemek kültürünü sunma derdinde olan kimse yok.

Nerede o Ege bölgesinin zeytinyağlı yemekleri, çeşit çeşit kebaplar, emek harcanarak yapılan damak tadı yüksek yöresel yemekler…

Varsa yoksa döner.

Olacağı buydu. Koskoca memleketi tek bir çeşit dönere mahkum eden zihniyet, şimdi kalkmış diyor ki; ‘döner yasaklanmak isteniyor’, bu girişim Türkiye’ye karşı yapılan bir oyun’….

Acizane tavsiyem; dünyaya borunun içinden bakmayı bırakın. Böyle yaptığınız sürece sadece boruyu çevirdiğiniz noktayı görüp seviniyor, ya da net göremeyip ‘bu bize yapılan kumpas, komplo’ diyorsunuz…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın…

Önceki İçerikDünyanın en büyük yüzen gecekondusu..
Sonraki İçerikGümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci: Akıllı olup Sarraf’a bu işi bırakmasaydık daha iyi olurdu.. OHAL’i kaldırıp bazı maddeleri yasaya koyabiliriz
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz