Annemi Çok özledim.. Annemi Bırakın

1


2019 yılına veda etmeye hazırlanıyoruz. Dile kolay tam 365 gün. İşte ömür de böyle; göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Bu süre zarfında insan da heybesini yaptığı iyilikler veya kötülüklerle dolduruyor. 

Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de şöyle buyuruyor: “Akıllı kimse, günü dörde ayırır, birincisinde, yaptıklarını ve yapacaklarını hesap eder. İkincisinde, Allahü teâlâya münacat eder, yalvarır. Üçüncüsünde, bir işte çalışıp, helal para kazanır. Dördüncüsünde, istirahat eder ve mubahlarla kendini eğlendirir, haramlardan kaçar.” (İ.Gazali) 

Toplumsal duyarsızlığımız artık katlanılmaz boyutlara ulaştı. Çağın hastalığı bireyselleşme adı altında çevremizde olup biten haksızlıklara, insan hakları ihlallerine karşı kör ve sağır olduk. 

Temel felsefe: Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.

Adaletsizlik, toplumsal ayrışmanın temel kaynağını oluşturuyor. Bugün Kanal İstanbul’dan yerli otomobile, Libya’ya asker göndermeden Diyarbakır annelerinin evlat nöbetine kadar birçok konuda ikiye bölünmüş durumdayız. Temel değerimiz adalet olmadığı sürece de sanıyorsam bu bölünmelerimiz hep sürüp gidecek.

Bu konuları bir araya gelip konuşmaya dahi tahammül edemiyoruz. Bir yılı geride bırakmaya hazırlanırken belki haksızlıklar, adaletsizlikler giderilir umuduyla bazı mağduriyetleri sizlerle paylaşmak istedim.

2020’den tek beklentim ise adaletin gerçek anlamda tesis edilmesidir.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde ağır zihinsel ve bedensel engelli iki yetişkin oğluyla birlikte yaşayan 64 yaşındaki Elif Kısa, gizli tanık beyanıyla tutuklanmış. 

Anne Elif Kısa’nın çocuklarından İsmail 44 yaşında, Ahmet ise 41 yaşında. Haberlere düşen bir fotoğrafları var. Ellerindeki pankartta şu yazıyor:

ANNEMİ ÇOK ÖZLEDİM

ANNEMİ BIRAKIN

Adalet.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na gönderilen bir mesaj: “Sayın vekilim KHK ile memuriyetten ihraç edildim. Asgari ücretle bir iş buldum. İşverenim Garanti Bankasından maaş hesabı açmamı söyledi. Garanti Bankası KHK’lı olduğum gerekçesiyle sizinle çalışmak istemiyoruz dedi. Bulduğum işten de oldum.”

Adalet.

“Bu ne demek? Nasıl yapabilir bir İNSAN bunu? Aklım almıyor” diyor paylaşımında sanatçı Zülfü Livaneli. Gerçekten ne tarihin ne de akılların alamayacağı olay ise şu:

“Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde I-1 ve I-2 koğuşlarında tecrit altında kalan kadınlara bir haftadır su satılmıyor. Müdürün sözlü talimatıyla bu koğuşta kalanlara su satışı durdurulmuş.”

Adalet.

Sivas davası sebebiyle 1993 yılından bu yana cezaevinde yatan 85 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç, hastalıklarla mücadele ediyor. Adli Tıp raporunun da infaz erteleme verdiği hasta bir insanı içeride tutmanın kime ne faydası var? Cezaevlerinde, daha nice hastalıkla mücadele eden insanları ölüme mahkûm etmenin adalete katkısı nedir?

Adalet.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, basın toplantısında şu acı tabloyu paylaşıyor: “Maalesef bu iktidar, çekirge istilası gibi, yurdumuzun dört bir tarafında ocaklar yıkıyor. Bize Kasım 2019‘da 780 bebek ve çocuk cezaevinde diyorlardı ama benim hesaplamama ve takibime göre çoktan 800’ü aşmış 850 civarlarına yükselmiş. Hamile olduğu halde tutuklanıp cezaevinde şikayetleri devam eden ve düşük yapan kadınlar da oldu. 3.5 yıllık OHAL döneminde 3 kadın düşük yaptı. Cezaevleri’nde sağlık hakkı ihlalleri çok oluyor. Geç sevklerden dolayı teşhisler gecikti, kanser teşhisleri gecikti, tedaviler gecikti ve insanlar tedavi beklerken öldü.”

Adalet.

8 yaşındaki kemik kanseri hastası Ahmet Burhan Ataç, hala tedavi edilmeyi bekliyor. Almanya’nın Köln şehrinde bulunan İmmün-Onkoloji Merkezinde Ahmet’in tedavi edilebilmesi için anne Zekiye Ataç’a pasaport verilmesi gerekiyor. Bir ses seda yok. Yurt dışına çıkış yasağı duruyor. 

Adalet.

Diyarbakır annelerinin, dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle HDP İl Başkanlığı binası önünde başlattığı evlat nöbeti, 117’nci gününü de aştı.

Hatırlanacağı üzere 3 Eylül’de özgür basının da büyük bir ilgisiyle başlayan nöbet, şimdilerde üzülerek söylemeliyim ki, yalnızlığa terk edilmiş durumda. Ne siyasilerin ne özgür basının gündemine giremiyor.

Sadece Anadolu Ajansı, rutin olarak her gün bir haber geçiyor. Bu haber de gündem yoğunluğundan ne kadar yer bulabiliyorsa varın siz düşünün. Yüreği yangın yerine dönmüş bu annelerin feryatlarının dindirilmesi gerekiyor.

Adalet.

Kilis L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Meryem Öner, yaklaşık bir yıldır 26 kişilik koğuşta tek başına kalıyor. Kilis Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniği tarafından “Kendine zarar verme durumunda olan hükümlü”, “Koğuşta yalnız bırakılmaması önerilir” raporu verilmiş. Rapora rağmen tek başına kalıyor.

Adalet.

Bu yazdıklarımız dağın görünen yüzü. Bir de görünmeyen yüzü var ki, sormayın gitsin. Evet; herkes için adalet.

Çünkü kurtuluşumuz, huzura kavuşmamız bu yolla olacaktır. En az Kanal İstanbul Projesi kadar, yerli otomobil kadar adalet sistemimizin aksayan yönlerini tartışmazsak, gündem yapmazsak, haksızlıklara uğrayanların sesi olmazsak aydınlık yarınlar bizim için hayal olur.

Son söz: Adalet.

1 Yorum

  1. adaletin olmadığı yerde bereket olmaz.hz.ömerler adaletin adaletli bir şekilde tecelli etmesi için başlarını yastığa koyamazlardı.insaf merhamet acıma hoşgörü bu ülke insanının olmazsa olmazıydı.islamiyetten önce çocuklar toprağa gömülüyordu şimdi ise dört duvar arasında güneş gökyüzü görmeden büyüyorlar veya kanser hastalığının tedavisi izin çıkmadığı ölümü bekliyorlar.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz