Araştırma ve geliştirmenin eşsiz önemi…

0
Latest posts by Rabia Güner (see all)

   Öncelikle konuyu iyi kavrayabilmek için işletmelerde araştırma ve geliştirme fonksiyonunun ne olduğunu bilmek gerekir. Kısaca AR-GE dediğimiz bu fonksiyon, işletmelerde yeni bir ürün, yeni bir hizmet üretme noktasında, bu ürünlerin üretim aşamasının ortaya çıkarılmasında faaliyet gösteren tabi ki sistemli ve yaratıcı çalışma, çabalardır. Bu bahsedilen yaratıcılık çeşitli amaçlara sahip olabilen işletmelerin, rekabet ortamında ihtiyaç duyduğu farklılık yaratabilme kabiliyetidir. Bilim ve teknolojinin yardımı ile yenilik de yapabilir ya da mevcut olan bilgiler geliştirebilir.

   İşletmelerin varlığını sürdürebilmeleri, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri için işletmelerde bu fonksiyonun olması zorunluluktur. Başka türlü değişen çevrede hayatta kalabilmesi ve müşterilerin istek ve taleplerine cevap verebilmeleri mümkün değildir. İşletmeler için önemlidir çünkü bünyesinde birçok amaç barındırır. Bu amaçlar; tanımda da bahsettiğimiz gibi yeni ürün ortaya koyma, mevcut ürünleri geliştirme, rekabet gücünü koruma, verimliliği arttırma, gösterim belirleme, projelendirme, yeni teknolojiler geliştirme, teknoloji uygunluğunu belirleme, yol haritası çizme, alt yapı ihtiyaçlarını giderme gibi amaçlardır.

  Tabi bu araştırma ve geliştirme uygulamalarının ayrı ayrı türleri vardır. Araştırma türleri ikiye ayrılır. İlki, temel araştırmalar yani ticari bir amaç gütmek yerine bilim ve teknolojiye objektif amaçlar getirmeyi ve bilimin sınırlarını genişletmeyi hedef alan bilimsel çaba ve ikincisi, uygulamalı araştırma yani mevcut bilimsel bilgi ve ilkelerin çok özel bazı sorunların çözümlenmesi amacıyla kullanılmasını ifade eder. Geliştirme ise tüm bu araştırmaların sonuçlarının her türlü faydalı madde, araç, mamul, sistem ve üretim yöntemlerini ortaya çıkarmak veya mevcut olanları geliştirmek amacıyla kullanılmasını ifade eder.

   Ar-ge’nin ne olduğunu ve işletmeler için neden önemli olduğunu öğrendik. Şimdi de Ar-ge’yi var eden nedenlere değinelim. Pazarlama nedenlerinde; önde gelen işletme olmak ve bunu korumak, rakiplere karşı koyabilmek için mamul geliştirme. Örgütsel nedenler; endüstride yenilikçi olarak isim yapmak ve bunu sürdürmek, aralarında seçim yapabilecek alternatif mamullere sahip olmak. Sosyal nedenler; değişiklik bekleyen tüketicileri tatmin etmek, kamu organlarına ve kamuoyuna karşı firmanın toplumsal yararlılığını kanıtlamak. Personelle ilgili nedenler; yetenekli ve istekli araştırıcıları çekebilmek, bunları işletmede tutabilmek, çalışmalara çalışma zevki ve anlamı kazandırmak.

  Görüyoruz ki araştırma ve geliştirme fonksiyonun temel amacı sürekli değişen bir çevrede faaliyette bulunan işletmelerin, bu değişimlere ayak uydurmalarını sağlamak, geliştirme ve büyümelerine yardım etmek ve bunun sonucunda canlılıklarının sürekliliğini sağlamak. Öyleyse bu kadar önemli bir fonksiyonun diğer fonksiyonlar açısından ne konumda ve ne işlevde olduğuna da kısaca değinelim. Öncelikle insan kaynaklarının tüm bu fonksiyonların merkezinde olduğunu bilmek gerekir. Bu merkezin etrafında ise üretim, pazarlama ve finans fonksiyonları yer alır. Üretimde tasarılar oluşturur ve süreç ihtiyaçlarını araştırır ve geliştirir. Pazarlama konusunda, müşteri ihtiyaçları üzerine tasarım yapar ve yeni pazarlar bulur. Finans konusunda var olan kaynakların üzerine eğilir ve yeni kaynaklar bulmak için çalışır. Tüm bunlarla bütünleşik bir fonksiyondur. Tüm bunları kapsayan bir de yönetim fonksiyonu vardır. Planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon, kontrol aşamalarında destekleyici işlev görür.

    Yine de tüm bu araştırma ve geliştirme çalışmalarına rağmen işletmeler öyle kolay karar alamıyor çünkü genelde belirsizlik alanları çok mevcut. O yüzden tüm bu belirsizliğin kol gezdiği bu sektörlerin en büyük ilacı yeniliktir. Ne demek yenilik? İnovasyon olarak da adlandırılır. Aslında yeni olan her şey; bir birey ya da başka bir birim tarafından kabul görmüş bir düşünce olabilir, uygulama olabilir, nesne olabilir. İşte bu yüzden yenilik büyük bir değerdir. Yeniliğin hedef noktası ise pazarlardır. Tüm bunları mümkün kılmak için gerekli olan ise girişimcilik ruhudur. Bu kadar önemli ve geniş bir kavramın elbette sınıflandırması da yapılmıştır. Bu sınıflandırmaların neler olduğuna bakalım:

   Öncelikle ürün yeniliği, bunu artık öğrenmiş bulunmaktayız ama bu noktada şuna değinebiliriz; bu ürünün yeniliğinde elbette yeni bir süreç vardır ve bu da süreç yeniliğidir. Radikal yenilik ise yeni ürünün oluşumda karşımıza çıkar. Riskli olabilir elbette ama kademeli yenilik daha çok mevcut ürün, süreç, kalite, maliyet, zaman, verimlilik gibi unsurların gelişimi üzerinedir. Son olarak organizasyonel yenilik, yeni organizasyonel yönteme geçilmesi ve pazarlama yeniliği ise yeni pazarlama yöntemine geçilmesidir.

    Ar-ge, günümüz teknoloji çağında elbette teknolojiden ayrı düşünülemez aksine teknoloji ile yakından ilişkilidir. Aslında teknolojinin ne olduğunu ve ne anlama geldiğini biliyoruz, hızla değişen ve gelişen teknolojiye hâkim olmak, iyi kullanabilmek, teknolojik yetenekleri maksimum seviyeye çıkarmak önemlidir ama şu bir gerçek ki teknoloji de sanayiden ayrı düşünülemez. Sanayileşme teknolojinin gelişimini içerir. Yani elimizde bir bilgi mevcut ve bu bilimsel bir bilgi olsun çünkü ar-ge çalışmaları ile elde etmiş olalım, bu bilgiyi mesela bir ürüne dönüştürmek istersek bu noktada teknolojiyi devreye sokarız. Dördüncü sanayi devrimi olarak adlandırılan sanayi noktası da tam burada devreye giriyor. Geleneksel tasarım, üretim ve yönetim modelleri değişecek elbette. Eski yeni ile değiştirilecek. Bu üçgen; yenilik, teknoloji ve sanayidir.

   Peki, tüm bunları insansız düşünmek mümkün müdür?

Elbette hayır, öyleyse insan kaynakları da en az yukarıda bahsedilen konular kadar önemlidir. Neden? İnsan kaynağı işletmelerin yaşantısında ihtiyaç duyulan faaliyetleri yerine getiren çalışanlardır. Dolayısıyla insan kaynağı olmayan işletmelerin (bu gelecekte bir ölçüde mümkün kılınacak) yaşamlarını devam ettirmeleri mümkün değildir. Yani görüyoruz ki sadece maddi kaynaklar yeterli değildir, aynı ölçüde akılcı, yenilikçi, hızlı, çevik insana da ihtiyaç vardır.

  Tüm bunların kusursuz işlediğini ar-ge çalışanlarının yeterli becerilere sahip olduğunu varsayalım. Bu yeterli oluyor mudur? Ne yazık ki hayır çünkü hızlı ve rekabet tabi ki tüm bu süreci daha kısa zamanda en yüksek performansla yapmayı gerekli kılıyor. İşte KOBİ’ler bu noktada işlevsellik kazandı. Artık KOBİ’lerin iş yaratmada, istihdamda, ihracatta merkezi rolünü bilmeyen kalmadı. Buna rağmen, işletmelerin sıkıntılı ve kısıtlı olabilen ölçeği; sanal ağlar ve sanal takımların oluşmasını sağladı. Yani KOBİ’ler iletişim, bilişim ve teknoloji çağında bu sanal takımlar ve çalışma ortamları ile var olabilmeyi sürdürüyor.

  En çok faaliyet gösterdiği alanlara ise; otomotiv, bilgisayar ve elektronik, yazılım ve internet, sağlık ve ilaç endüstrilerini örnek verebiliriz.

   Ar-ge harcamalarının ayrıca karlılığa etkisinin oldukça fazla olduğu görülmektedir. Bu birçok araştırma ile kanıtlamıştır. Sürekli mevcut durumla gelecek durum arasında bir iyileştirme köprüsü kurar.

   Ar-ge tüm bu bilgiler ışığında insanın kendisi gibidir, şirketler de hayatın kendisi. İnsan da hayatta bir şeyler üretmek, bir şeylere hizmet etmek için çalışır. İnsanın da sistemli bir bilgi birikimi mevcuttur ve hayat onu farklı olmak için yaratıcı olmaya zorlar. Tüm bunlar hayatta çalışma ve çaba gerektirir. Okulda, iş hayatında, özel hayatında rekabet içinde olduğu alanlar vardır. Çağa da aynı zamanda ayak uydurmak zorundadır. Bu yüzden günün şartlarını, bilimi, teknoloji, bilişimi, iletişimi kullanarak diğer insanlardan farklı şeyler yapmaya ya da kendi sahip olduğu bilgilerle kendini geliştirmeye çalışır ve bu noktada sürekli yeni araştırmalar yapar. Varlığını sürdürebilmek için hayaller ve hedefler koyar; bu amaçlarını da gerçekleştirmek ister. Hayat karşısına bin bir türlü sorun çıkarır ve insan bu sorunları çözmek için sahip olduğu ilkeleri, bilgileri kullanır. Sürekli okur, öğrenir, izler ve kendini geliştirir. Önemli ve saygı gören bir insan olmak, bu kariyerini korumak için sürekli bir değişim ve gelişim içindedir. Diğer insanlar nezdinde kabul görmek, saygı duyulmak, öne çıkmak ister. Yakın arkadaşlarını da yetenekli, istekli, yeniliğe açık ve zeki insanlardan seçer. Tüm bunlara rağmen ne kadar çalışırsak çalışalım, insanın geleceği belirsizliklerle doludur ama geleceğini projelendirmek, yol haritasını çizmek yine insanın kendisine aittir. Her gün aynı kıyafetlerle sokağa çıkmaktan değil, her gün aynı düşüncelerle sokağa çıkmayı dert edinmelidir. Sürekli kendine bir şeyler katmalı ve bunları hayatında yorumlayıp kullanabilmelidir. Eğer bir insan bunları yapmıyorsa başarısız olmaya, geride kalmaya mahkûmdur. Ar-ge fonksiyonu da hayatta kalmaya ve mücadele etmeye çalışan insan gibi şirketlerde büyük çalışmalar yapar, büyük çabalar içine girer, büyük emekler harcar. Bu fonksiyonu bünyesinde barındıran işletmelerin geleceği belirsiz olsa da ar-ge çalışmaları geleceğe ışık tutar, rehberlik eder. Her açıdan diğer işletmelerden daha iyi performans ortaya çıkarır. Ar-ge olmazsa bir işletme; yavaş ilerleyen, istediği kazanca istediği zamanda ulaşamayan, büyüme sağlayamayan, gelişim ve değişimin önemini kavrayamamış ve en nihayetinde varlığını sürekli hale getiremeyip yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış işletmeler olacaktır.

Ne olduğumuzu biliriz fakat ne olabileceğimizi bilmeliyiz.  

                                                                    William Shakespeare

KAYNAKÇA:   https://bizobiz.net/ar-ge-nedir/

https://www.metalurjimalzeme.net/arge-nedir-inovasyon-nedir/

https://sebnemada.weebly.com/uploads/2/4/0/7/24072189/ar-ge.pdf

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz