Avrupa’ya gitmek isteyen gençlere tavsiyeler

0

Türkiye’de tıpkı geçen sene olduğu gibi bu sene de başta Almanya olmak üzere Avrupa’ya gitmeye çalışan gençlerle karşılaşıyorum. 

Oturup konuşuyoruz. Onlara nasıl bir yol takip etmeleri gerektiğini kendi penceremden anlatıp yardımcı oluyorum. 

Almanya’da yirmi yıldır yaşıyorum. Almancı çocuğu değilim ve evlenerek de gitmedim. Kendi imkanlarımla varlık mücadelesi vererek bugünlere ulaştım. Avrupa’ya gitmek isteyen gençlerin hangi zorluklarla karşılaşabileceklerini biliyorum. Her ne kadar zaman değişse ve teknolojik gelişmeler birçok zorluğu ortadan kaldırsa da insan aynı insan. 

Sosyal bilimlerle ilgili alanlarda dil zorunluluğu pozitif bilimlerdekinden çok daha fazla. Yabancı dilin B2 seviyesinde olması gerekiyor. 

Suriye ve Ukrayna’dan gelen sığınmacılar sebebiyle konut sıkıntısı yaşandığı için kalacak yer bulma sorunu bir hayli fazla. 

Çocuklarını Avrupa’ya göndermek isteyen aileler için de diğer bir sorun Euro’nun yükselişi. Bir yazarımızla sohbet ederken şöyle söylemişti.

‘Hocam oğlumu Fransa’ya gönderdim. O zaman Euro 3 TL idi ama şimdi 18,20 TL artık aileler bu yükün altına girecek durumda değiller’. 

Evet maalesef öyle. 

Çocuklarını Türkiye’den destekli olarak okutmak isteyen aileler için durum vahim. 

Bütün bu sorunları aşıp Avrupa’ya gitme hazırlıkları yapan gençlere iki konuda tavsiyede bulunmak istiyorum. 

Türkiye’de birçok şehri ziyaret ettim ve ediyorum. 

Günlük hayattan alışverişe ve trafiğe kadar sosyal yapıyı gözlemliyorum. Olumsuz cümleler kullanmamaya özen göstereceğim. 

Sosyal yapıda bulunan iki özellik istemeseler de gençlerin yaşam şekillerine giriyor ve onlar da bu yapı içerisinde oldukları için uyum sağlamak zorunda kalıyorlar. Nasıl uyum sağlamasınlar ki, ben bile uyum sağladım. Aksi takdirde kendisini enayi gibi hissediyorsunuz. Çünkü sosyal yapı vahşi kurtlar sofrası gibi. 

Avrupa’ya gidecek olan gençlerimiz aynı alışkanlıklarla orada yaşamak isterlerse büyük zorluklar yaşarlar bu yüzden de acizane onları uyarmak isterim. 

Nedir bu iki özellik? 
Sabırsızlık. 

Egoistlik. 

Toplumda gözlemlediğim bu iki özellik sosyal yapıya büyük zarar veriyor. 

Alışverişte, trafikte, insan ilişkilerinde, günlük konuşmalarda ve iletişimde direk ve indirek olarak sürekli karşımıza çıkıyor. 

Sabırsızlıkla egoistlik birbirlerini tetikleyen iki kötü özellik. Sabırsız olanlar egoist oldukları için kendi işleri daha çabuk görülsün istiyorlar. 
Egoist oldukları için de sabırsızlar. 

Hemen hemen hayatın her alanında bu tip insanları görüyorum. 

Sabırlı ve başkalarını düşünenler de bir süre sonra aynı şekilde davranmak zorunda kalıyorlar çünkü öyle davranmadığınız zaman işlerinizi halledemiyorsunuz. 

Bir eczanede bile sıranızı beklediğinizde birçok insan gelip sizin beklediğinizi görmezden gelerek saldırır gibi işini halletmeye çalışmakta. 

Sanıyorum gençler de bu sosyal yapı içerisinde yaşadıkları için doğal olarak onlar da aynı davranış şeklini benimsiyorlar.

Bu tarz sadece burada. 

Avrupa’da sabırsız ve egoist olduğunuzda oradaki sosyal yapı yani bekleyen diğer kişiler hemen size haddinizi bildirirler. 

Sabır en büyük özellik. 

Burada olduğu gibi ‘çok kısa bir şey soracağım’ demeniz de mümkün değil. Kısacık bir soru soracak olsanız da sıranızı beklemek zorundasınız. 

Hele trafikte buradaki kaosu devam ettirmek isterseniz sürekli ceza yersiniz ve bir süre sonra da sürücü belgenizi kaybedersiniz. 

Egoistlik yerine kolektif düşünce ve davranış olduğu için buradaki gibi davranmaya devam ederseniz ‘asosyal yabancı’ damgasını yer ve dışlanırsınız. 

Gençler, siz siz olun buradaki egoistlik ve sabırsızlığı yanınızda götürmeyin. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerikKart Kurt Kürt
Sonraki İçerikEncümen-i Dâniş de nereden çıktı? Tarihte ve günümüzde Encümen-i Dâniş…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz