Babacan: Ülke temerrüt çukurunun içine düşerse işte Sri Lanka, devlet başkanı apar topar bir gece kaçmak zorunda kaldı

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yozgat mitingi sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Ortak Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda Babacan, şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanı adayının erken aşamada açıklanması ya da belirlenmesiyle ilgili iki tane önemli sorun görüyoruz biz. Birincisi; bu geçiş sürecinin yol haritası üzerinde siyasi partilerin ittifakı, daha doğrusu mutabakatı önemli ama bir o kadar da cumhurbaşkanı adayının da bu mutabakat içerisinde söz söylemesi, rol alması, hatta bu mutabakatı mümkünse adayın açıklaması önemli.

Beraberce konuşup, cumhurbaşkanı adayının çıkıp ‘ben adayım ve yetkilerimi şu çerçevede paylaşacağım, yetkililerimin katılımcı bir anlayışla kullanacağım’ diye kendisinin açıklaması daha kıymetli olur. İkincisi de -benim en çok çekindiğim husus ki daha önce birkaç yerde de söyledim- cumhurbaşkanı adayı belirlendiği anda her şeyi o adaya soracaklar. Diyecekler ki ‘Enflasyon nasıl düşecek, anlat’.

Diyecekler ki ‘Suriyelilerle ilgili sorunu nasıl çözeceksin, anlat’. Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinden önce temel alanlarda bir ortak hedef ve ilke belirlenmesinin biz çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Diyelim ki sağlık konusunda şöyle bir iki-üç sayfalık bir ortak dokümanımızın ben olması gerektiğini düşünüyorum. Yani altı partinin bir ortak dokümanı. Her konuda bir ortak söylem notu üzerinde çalışmak gerektiğini biz düşünüyoruz. Aksi halde gerçekten çok zor bir tablo ortaya çıkabilir.

Neyi anladığımızı iki-üç sayfada bir özetleyebilmeliyiz yani. Cumhurbaşkanı adayına da sorulduğunda, parti genel başkanlarına da sorulduğunda ortak bir dil önemli. Yani burada biraz bunu böyle bir ön koalisyon protokolü gibi de düşünmek lazım.”

DEVA Partisi Karaman İl Başkanı’nın saldırıya uğraması hakkında ise Babacan, şunları söyledi: “Bu konuda tek bir sorumlu var. O da Sayın Erdoğan. Kendisi, ülkeyi böyle huzur içerisinde, istikrar içerisinde mi seçime götürmek istiyor, yoksa ülkeyi bir kaos ortamında mı seçime götürmek istiyor? Kimse şöyle düşünmesin; ‘biraz kaos ortamı oluşsun, o kaos ortamı bize yarar ‘diye düşünmesin. Biz, bunun çağrısını daha önce de yaptık. Ve birkaç yerde de bunu söyledim. Burada tekrar söylüyorum. Hiç kimse öfkeden, şiddetten, kaostan istifadeyle tekrar iktidarda kalma gibi bir yanlışın içine düşmesin. Çünkü bu ülkeye yazık olur. Bir de artık vatandaş anlıyor bunları. Seçimde zaten vatandaşlarımız bunun cevabını çok güzel bir şekilde vereceklerdir, eminim.

Ülkenin seçime istikrarlı bir şekilde, barış ve huzur içerisinde gitmesi, tamamen Sayın Erdoğan’ın inisiyatifinde bir konu. İşte bizim il başkanımızın başına gelen. Ya düşünün ki bir partinin merkez ilçe başkanı, 8-10 geliyor, iki kişiyi ağır bir şekilde darp ediyor. Sabaha kadar hastanede müşahede altında kalmak zorunda kaldı bu insanlar. Ya bir ‘geçmiş olsun’ denmez mi? Bir talimat gitmez mi ‘ya arkadaşlar ne yapıyorsunuz’ diye? Böyle bir talimat vermez mi? Tamamen bir sessizlik.

Yani böyle bir durumda iktidar ortaklarından her iki genel başkandan, Bahçeli’den ve Erdoğan’dan tek bir kelime açıklama gelmemesi şaşırtıcı. Tek bir kelime, uyarı gelmemesi gerçekten ibretlik bir mesele yani. Eğer bundan nemalanacaklarını düşünüyorlarsa, yani şiddetten, kaostan nemalanacaklarını düşünüyorlarsa en iyi cevabı millet seçimde zaten onlara verecek. Boşuna uğraşmasınlar. Dolayısıyla bu ülkenin insanlarını boş yere tedirgin etmesinler.”

“HDP’nin içerisinde olduğu üçüncü ittifak ile ortak bir cumhurbaşkanı adayı çıkar mı?” şeklindeki bir soruya da Babacan, “Biz, prensip olarak her partiyle diyaloğa açığız ama bizimle diyalog kurmak istemeyen iki tane parti var. Yani bayramlaşma taleplerini bile geri çeviriyorlar, öyle. Çok önemli değil. Bize göre siyaset, diyalog demek. Yani bu yeni oluşacak ittifakla da bizim iletişimimiz olur, diyaloğumuz olur ama iş birliği ayrı bir konudur. İş birliği apayrı mesele.” dedi.

DEVA Partisi’nin hazırladığı eylem planlarında Kürt meselesinin olup olmayacağına dair soruyu Babacan, şu karşılığı verdi: “Şimdi bizim ‘eşit vatandaşlık’ diye bir eylem planımız geliyor şimdi. Daha doğrusu eylem planının asıl adı Temel Haklar Eylem Planı. Ama içinde eşit vatandaşlık meselesi de var. Kürt sorunu da var, Alevi sorunu da var. Yani bu kitaplardan bir tanesi de tamamen bu meselelerde alakalı olacak. Temel haklar, eşit vatandaşlık, Kürt sorun, Alevi sorunu; bunlardan biri o.”

Ekonomik krize ilişkin de Babacan, şunları ifade etti: “Bizim eylem planlarımız var. İlk 90 günde yapılacaklar, 180 günde yapılacaklar; hepsi var. Fakat bunu tek başına yapmaya çalıştığınızda bir anlamı olmaz. Bunu yargı reformuyla beraber yaptığınızda bir anlam kazanır. Eş zamanlı olarak eğitimde de adımlar attığınızda bir anlam kazanır.

Ben, bu temerrüt riskini azaltmak için bir çağrı yapmıştım biliyorsunuz hükümete. Bir; Merkez Bankası’nın üst yönetimini değiştirip ehil ve dürüst insanları koyun. İki; TÜİK’in üst yönetimini değiştirin, dürüst ve ehil insanları koyun. Ondan sonra da elinizi, ayağınızı çekin. Tam bağımsız çalışsın bu iki kurum. Bunu yapın, kötüye gidiş durur. Sadece bununla ülke kalkınmaz. Bununla birden kriz de bitmez. En azından işte tepetaklak giden bir kötüye gidişi bir noktada durdurmuş, frenlemiş oluruz. Ki seçimde en azından daha makul bir tablo devralmış oluruz.

Aksi halde, Allah korusun o temerrüt çukurunun içine ülke bir düşerse oradan çıkış çok zor oluyor, sancılı oluyor, uzun sürüyor. Yani işte Sri Lanka yaşadı. Devlet başkanı ülkeden apar topar bir gece kaçmak zorunda falan kaldı. Allah korusun, inşallah o noktaya gelinmez. Çünkü Türkiye bunu hiç yaşamadı.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz