Bal Arısı: Doğada Bozulmayan Tek Doğal Gıda Balı Üreten Hayvan

0
Prof. Dr. Orhan Yılmaz

Bitki ve hayvanlardan üretilen tüm gıdalarda, oranları değişmekle birlikte, az ya da çok 4 ana madde bulunur: Protein, yağ, karbonhidrat ve su. İçindeki protein ve yağın değişime uğraması sonucu, tüm gıdalar oda sıcaklığında bir müddet sonra ekşir, bozulur veya küflenir.

Bunun tek istisnası bal gıdasıdır. Balda sadece karbonhidrat ve su bulunduğu için, oda sıcaklığında bal asla bozulmaz. Aşırı sıcak-soğuk değişimine maruz kalırsa, belki şekerlenebilir ama bu balın bozulduğu, yenmeyeceği anlamına gelmez.

Mısır piramitlerinde yapılan arkeolojik kazılarda, içinde bal dolu kaseler bulunmuştur. Aradan geçen binlerce yıla rağmen, balın bozulmadığı ve yenecek kıvamda olduğu anlaşılmıştır. 

Bilim insanlarına göre bal arısı (Apis mellifera), İç Anadolu’da M.Ö. 5.000 yıllarında evcilleştirilmiştir.

Türkiye’nin sahip olduğu zengin bir flora ve değişken coğrafi yapısı, milyonlarca arı kolonisini yetiştirmeye uygundur. Türkiye, dünyadaki nektar bitki türlerinin yaklaşık %75’ini oluşturan, 300 çeşit civarında doğal veya kültüre alınmış nektar bitkisine sahiptir. 

Türkiye, elverişli doğal koşulları, uygun iklimi ve zengin florası nedeniyle arıcılık potansiyeli açısından büyük bir avantaja sahiptir. Türkiye genelinde arıcılık, esas olarak Nisan ve Eylül ayları arasında yapılmaktadır.

En eski zamanlardan beri, insanlar çok sayıda böcek türünü şu veya bu amaç için kullanmışlardır. Ayrıca bal arıları, bitkilerin verim artışına da katkı sağlamaktadır. Bir vaka çalışmasına göre, arı tozlaşmasıyla bitkisel üretim değeri, arı ürünlerinin değerinden 143 kat daha fazladır.

Bitkilerin, tozlaşma için arılara, arıların da besin için polen ve nektarlara ihtiyaç duyması, bitkilerle arılar arasında vazgeçilmez bir karşılıklı ilişki doğmasına neden olmuştur. Bu nedenle arıcılık, organik tarımın en önemli bileşenlerinden biridir. Organik arıcılık bölgelerinde, değerli arı ürünleri üretilirken, organik arıcılık aynı zamanda sebze üretimini de teşvik etmektedir. 

Türkiye bal arısı popülasyonu, dünyadaki bal arısı popülasyonlarının en önemli genetik kaynaklarından biridir. Türkiye’de çeşitli ekolojik koşullar altında, doğal seleksiyon nedeniyle, farklı türlerde arı ekotipleri meydana gelmiştir. 

Türkiye’de diğer ülkelerin çoğundan çok daha fazla bal arısı çeşitliliği vardır. Anadolu Yerli Arısı (Apis mellifera anatoliaca) alt türü, Türkiye’nin Kuzeydoğusu’ndaki Kafkas Arısı (Apis mellifera caucasica) ve Güneydoğu’sundaki İran Arısı (Apis mellifera meda) hariç, Türkiye’nin tüm arı popülasyonunu içerir. 

Anadolu Yerli Arısı: Bu arı hakkında genel bir fikir birliği olmamasına rağmen, bu ırk genel olarak Kafkas ve İran arıları hariç, Anadolu’da yetiştirilen arılar olarak kabul edilir. 

Anadolu arıları arasında Muğla, Gökçeada, Hatay, İç Anadolu, Kuzey ve Orta Karadeniz Arıları gibi ekotipler de bulunmaktadır. Bu ekotipler arasında en yaygın olanları Batı Anadolu (Muğla) ve İç Anadolu arılarıdır. 

İç Anadolu Arıları, kurak İç Anadolu iklimine adapte olmuştur. Homojen değildirler ve morfoloji, fizyoloji ve bal üretiminde büyük farklılıklar gösterirler. Orta Anadolu arıları küçük boyutlu, açık renkli, asabi ve iyi kışlama yeteneğine sahiptir. İyi özelliklerine rağmen, profesyonel arıcılar genellikle bu ırkı yetiştirmeyi sevmezler. 

Kafkas Arısı: Kafkas arısı maalesef Türkiye’de tescilli tek arı ırkıdır. 2004 yılında tescil edilmiştir, ancak Anadolu Yerli Arısı henüz tescil edilmemiştir. 

Kafkas arısı, Anadolu’nun kuzeydoğusu, Kafkasya ve Gürcistan’dan gelmektedir. Koyu gri veya koyu renklidir ve üzerinde gri tüyleri bulunur. Oğul oranı düşüktür, ancak diğer kolonileri yağmalama ve aşırı propolis kullanma gibi kötü huyları vardır. 

Kafkas Arısı, çok çalışkan ve iyi huylu arılardır. Asabi değillerdir. Yüksek rakımlarda ve soğuk iklimlerde yüksek bal verimi üretirler. Bu ırk, soğuk ve dağlık Doğu Anadolu Bölgesi’ne çok uyumludur.

İran Arısı: Bu ırk ilk olarak 1929’da, Skorikov tarafından, dil uzunluğu ve karın boğumlarının şekli ölçülerek tanımlanmıştır. İran Arısı, Kuzey Irak, Suriye ve Türkiye’nin güneydoğu bölgelerine yayılmıştır.

Batı Anadolu/Muğla Arısı: Bu ırkın kökeni Muğla İli olup, tüm Ege Bölgesi’nde yetiştirilmektedir. Bu ırkın boyutları, İtalyan ve Carniola arılarının boyutlarına eşittir. Renkleri homojen değildir ve bölgeden bölgeye koyu sarıdan, koyu renge kadar değişebilir. 

Bu arılar çok yüksek düzeyde adaptasyon, büyüme hızı ve kışlama yeteneğine sahiptir. Bal verimleri yüksektir ve çok çalışkan arılardır. Yunanistan’dan gelen Girit arısı, Batı Anadolu arısına çok benzer.

Türkiye’nin zengin florası nedeniyle, bal üretimine yönelik bitkiler, yılın her mevsiminde bol miktarda bulunur. Arılar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde, çeşitli flora türleri ile beslenmektedir. 

Arılar, genellikle Adana, Antalya, Hatay, İzmir, Mersin ve Muğla illerinde portakal ağaçlarından bal üretirler. 

Adana, Aydın, Diyarbakır, Gaziantep, İzmir, Mardin ve Şanlıurfa’da pamuktan bal üretimi yapılır. 

Adana, Aksaray, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli, Samsun ve Yozgat’ta ayçiçeği ağırlıklı arıcılık yaygındır. 

Adana, Çanakkale, İstanbul, Kırklareli, Mersin ve Tekirdağ’da funda (süpürge otu) arılar için önemlidir.

Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Giresun, Kastamonu, Samsun, Sinop ve Trabzon’daki kestane ağaçlarından ise kestane balı üretimi yaygındır. 

İstanbul, Kırklareli ve Tekirdağ’da bulunan ıhlamur ağaçlarından, ıhlamur balı üretilir. 

Arılar ayrıca akasya ve söğüt ağacı ile yonca, ahududu ve çilek bitkilerinden de bal üretirler. 

Bir diğer önemli bal üretim kaynağı ise çam ağaçlarıdır. Arılar balı ağaçtan doğrudan üretmezler. Ancak Türkçede halk arasında “basura” adı verilen, bilimsel adı Çam Pamuklu Koşnili (Marchalina hellenica) olarak adlandırılan bir tür böcek, Kızılçam, Karaçam, Sarıçam, Fıstık çamı ve Halep Çamı üzerinde yaşar. 

Basura böcekleri, çamların özsuyunu emer ve tatlı, şeffaf haldeki bir sıvıyı dışkı olarak dışarı atar. Arılar bu sıvıyı toplar ve çam balına dönüştürür. 

Çam ağaçları dışında, meşe, kavak, huş, ılgın, karaağaç, ladin, armut ağaçlarından da arılar bal üretirler. Balın bir diğer önemli bitkisel kaynağı ise kekik bitkisidir ve kekik balı çok tercih edilen bir baldır. 

Bunların dışında haşhaş, devedikeni, gül, orman gülü, açelya gibi bitkilerden bal üretimi olur. Ancak orman gülü türleri, yüksek düzeyde “grayana toksini” içerir. Bu nedenle, orman gülü türlerinden üretilen ballar halk arasında “deli bal” olarak adlandırılır. Bu tip orman gülü balları, insanlarda bazı hastalık belirtilerine neden olabilir.

2000’li yılların başında, Çevre ve Orman Bakanlığı, öncelikle bal arıları için “Bal Ormanları” kurmak için bir proje başlatmıştır. İlk bal ormanı 2007 yılında, Bursa’nın Orhaneli İlçesi’nde 16 dönüm arazi üzerinde kurulmuştur. 

2012 yılına kadar Türkiye’nin 81 vilayetinin 47’sinde 10.844 dekar arazi tahsis edilmiş olup, 135 bal ormanı kurulmuştur. 

Bu bal ormanlarına tatlı kestane, Norveç akçaağacı, karadut, adi tek çekirdekli alıç, ıhlamur, Yunan ardıcı, dikenli ardıç, dikenli sedir, gümüş dut, iğde, karaçalı, badem, tüylü meşe ve Kırım çamı fidanları dikilmiştir. 

Türkiye’de gerçekleştirilen arıcılık faaliyetlerinde önemli bir konu da gezici arıcılık konusudur. Türkiye’nin arazilerinin çeşitli yerlerindeki yükseklik farkları nedeniyle, çiçeklenme mevsimleri farklı yerlerde yılın farklı zamanlarına yayılmıştır. Gezici arıcılık bu nedenle Türkiye’de çok yaygındır. 

Bu sistemde, farklı bölgelerdeki nektar akış mevsimlerini takip ederek, arı kovanları bir yerden başka bir yere taşınır. Arıcılar genellikle profesyonel olup, 100-400 kovan arasında, bazen 1000’e kadar arı kolonisi beslerler. Bu tür arıcıların çoğu, Ordu İli’nde yaşamaktadır.

Gezici arıcılık genellikle devlet denetimi dışında yapıldığından, önemli bir zararı vardır. Gezici arıcılık ile çeşitli bölgelerdeki arı ırkları arasında melezlenme olmakta, böylece Türkiye Arı Populasyonu’ndaki genetik çeşitlilik azalmaktadır.

 Türkiye’de gezici arıcılık, toplam arıcılığın yaklaşık % 50’sini oluşturmasına rağmen, bal üretiminin % 80’ini oluşturur. Bu durum, gezici arıcılığın bal üretimini artırdığını göstermektedir. Örnek vermek gerekirse, Ağrı İli’nde yerel arıcılığın oranı yaklaşık % 8, ancak gezici arıcılık yaklaşık % 92’dir. Bingöl İli’nde de gezici arıcılar, toplamın % 51’ini meydana getirmektedir.

Gezici arıcılık yapanlar, genellikle orta yaşlı kişilerdir. Gençler gezici arıcılıkla ilgilenmezler, çünkü evlerinden çok uzağa, uzun zaman kalacak şekilde ayrılmak istemezler. 

Doğu Anadolu Bölgesi genel olarak zengin bir floraya sahiptir, ancak daha düşük bir nüfus yoğunluğuna sahiptir. Böylece tarımsal ilaçlama ve kirlilik daha azdır. Bu bölge, bu nedenle Türkiye’de arıcılık için en önemli bölgelerden biridir. 

Gezici arıcılar, göçlerinde genellikle Doğu Anadolu’ya giderler. Ancak son 30-40 yıldır, PKK kaynaklı güvenlik endişesinden dolayı, gezici arıcılar Doğu Anadolu Bölgesi’ne pek gitmemektedirler. 

Ordu ilinde 2004-2005 yılları arasında, gezici arıcılığın tır çekicisinin çektiği treylere monteli yeni bir arılık sistemi kullanılarak geliştirilmesi için bir proje başlatılmıştır. Bu sistemde arı kovanları bir treyler üzerine monte edilmiş ve nektar akış mevsimlerini takip etmek için arı kolonileri beş kez farklı bölgelere taşınmıştır. Sonuçlar, bu sistemin insan emeğini azalttığını ancak bal ve polen üretimini artırdığını göstermiştir.

Not: Bu konuya ileriki yazılarımızda da devam edeceğiz.

Önceki İçerikBiz hiç kimsenin penceresinden bakmazken 
Sonraki İçerikKurban-2
1962 doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü’nü bitirdi. 1997 yılında Birleşik Krallık, University of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007 yılında Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü (zootekni bölümü)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkezler ve Aleviler gibi diğer bazı sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” zihniyetli, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz