Basın kartı gazetecilerin denetlenmesi amacıyla kullanılamaz..

0

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Kartı Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle iktidarın kimin gazeteci olacağına karar vermeyi hedeflediğini bildirdi.

TGC Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Basın Kartı Yönetmeliği bir kez daha değişmiştir. Yönetmelikte bu kadar çok değişiklik yapılması ya da her iktidar değişikliğinde yeniden yönetmelik yayınlanması hukuk güvenilirliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Yönetmelik değişiklikleri ile iktidar gazetecilik mesleğini kendi düşüncesi doğrultusunda; düzenleme ve disiplin altına almaya çalışma geleneğini sürdürmektedir. İktidar kimin gazeteci olacağına kendi karar vermeyi hedeflemektedir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 4 Kasım 2020 tarihli ve YD İtiraz No:2020/471 sayılı kararı ile yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali sonucunda iktidar tarafından değişiklikler yapılmıştır. Ancak son yönetmelikte de aynı hukuki sakatlıklar sürmektedir.

Yönetmelik ile iktidara tanınan sınırsız keyfiyeti kabul etmek mümkün değildir. Basın kartı taşımak gazeteci olunduğu anlamına gelmemektedir. Bugün birçok çok basın kartı taşıyan gazetecinin, gazetecilik mesleğinin özüne ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde yer alan ilkelere aykırı hareket ettiği de bir gerçektir. Son dönemde yaşananlar, ortaya saçılanlar da bunu göstermektedir.

Yönetmelikteki özellikle 25. Madde değişikliği ile Sürekli Basın Kartı taşıyan meslektaşlarımızın basın kartlarının iptali tek taraflı bir komisyon incelemesi ile mümkün hale gelecektir. Bugüne kadar iktidarın kamu yararına olmayan faaliyetlerini haberleştirdiği için yüzlerce gazetecinin kartı iptal edilmiş, yine yüzlerce gazetecinin kartı ‘incelemede’ diyerek sahiplerine verilmemiştir.

Bugün uygulamada basın kartı taşıyan meslektaşlarımızdan çok daha fazla basın kartsız çalıştırılan muhabir, foto muhabiri ve kameraman bulunmaktadır. Basın kartı gazetecilik mesleğinin ruhsatı değildir. Basın kartı gazetecilerin denetlenmesi amacıyla kullanılamaz. İktidarı bir kez daha Basın Kartı Yönetmeliği ile ilgili hukuka aykırı değişiklik yapmaktan vazgeçmeye, evrensel gazetecilik ilkelerine uymaya ve saygı göstermeye çağırıyoruz.”

Basın örgütlerinden tepki

Basın meslek örgütleri, Basın Kartı Yönetmeliği’nde bugün yapılan değişikliklere tepki gösterdi. Medya Dayanışma Grubu, yapılan değişiklikte daha önce yürütmeyi durdurma kararı veren Danıştay’ın öngördüğü kriterlerin yok sayıldığını, “basın kartının kimliğinden soyutlandığını” açıkladı.

Danıştay, mart ayında açıklanan yürütmeyi durdurma kararında, “basın kartlarının keyfi olarak ve muğlak ifadelere dayanarak iptal edilmesi ve/veya verilmemesi karşısında İletişim Başkanlığı’nı ‘hukuki belirlilik’ ilkesine uymaya” çağırmıştı.

Medya Çalışma Grubu’nun yaptığı açıklamada, değişiklikte Danıştay kararında öngörülen kriterlerin yok sayıldığı vurgulandı. Açıklama şöyle: “14.12.2018 tarihli Basın Kartı Yönetmeliği’nde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle yapılan değişiklik, Danıştay’ın öngördüğü hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerini yok saymıştır. İktidara yönelik eleştiri, görüş ve yorumda bulunan gazetecilerin basın kartlarının öznel ve keyfi yakıştırmalarla iptal edilebilmesinin yolu genişletilmiştir.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında şu ifadeler yer alıyordu: ‘Bu düzenlemelerde yer alan, ‘basın meslek onurunu zedeleyecek işler yaptığı/yapması’, ‘milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunması’ ile ‘alışkanlık edindiği/edinmesi’ ifadelerinin tanımı, dava konusu Yönetmelik’te yer almamıştır. Muğlak ifadeler içeren bu düzenlemeler, yukarıda açıklamasına yer verilen, ‘hukuki öngörülebilirlik’ ve ‘hukuki belirlilik’ ilkelerine aykırı olduğu gibi, bu ibarelerin yer aldığı düzenlemelerin basın kartı sahibi ilgilileri, mesleğini baskı altında, endişe içinde yerine getirmek zorunda bırakabileceği; bu nedenle de anılan ibarelerin basının görevini tam olarak yerine getirmesine engel olabileceği sonucuna varılmıştır.’

Buna karşın İletişim Başkanlığı son düzenlemesinde Danıştay’ın hukuki itirazına neden olan muğlak ve keyfi maddeleri korudu ve genişletti, basın kartı verilmemesi ve iptaline gerekçe olarak şu ifadelere yer verdi:

‘Taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlar sergilemek suretiyle basın meslek onurunu zedeleyecek faaliyette bulunması.

Milli güvenliğe ve kamu düzenine açıkça aykırı faaliyetlerde bulunması veya bu faaliyetlere açıkça destek vermesi.

Şiddet ve terörü özendirecek her türlü örgüt suçları ile mücadeleyi etkisiz kılacak içerik oluşturması.

Suça tahrik veya teşvik edecek ve suç ile mücadeleyi etkisiz kılacak faaliyetlerde bulunması.’

“HUKUKİ KARARA MEYDAN OKUNDU”

İletişim Başkanlığı yukarıda sıralananları gerekçe göstererek, mahkeme kararı aranmadan, savunma hakkı verilmeden, masuniyet karinesi gözetilmeden kart iptaline karar verebileceğini yönetmelik değişikliğine ekledi.

Yani devletin suçlarla mücadelesini kimin ‘etkisiz kıldığı’ ya da kimin ‘milli güvenliğe aykırı’ faaliyette bulunduğunun tespiti, İletişim Başkanlığı tarafından keyfi olarak yapılacaktır.

İletişim Başkanlığı, yönetmelik değişikliği ile Danıştay’ın itiraz ettiği ‘kamu personeline kritersiz kart dağıtılması’ uygulamasını da genişleterek korumuş, hukuki karara meydan okumuştur.

Danıştay’ın İdari Dava Daireleri Kurulu kararında ‘İletişim Başkanlığına basın kartı düzenleme yetkisi verilmiş, ancak bu kartın kamu görevlilerine verilmesine ilişkin düzenleme yapma yetkisi verilmemiştir’ tespitine karşın Başkanlık, hukuku arkadan dolanarak yine çok sayıda kamu personeline basın kartı dağıtmanın yolunu açmıştır.

Tüm RTÜK daire başkanlarına, yardımcılarına ve uzmanlarına, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı tüm birimlerin basın ofisi personeline, bakanlıklarda basın müşaviri ve iki personeline, İletişim Başkanı özel kalem müdürüne, başkanlığın tüm teşkilatında ‘fiilen enformasyon hizmetinde görev yapan’ tüm personeline basın kartı verilmesi düzenlenmiştir.

Gazeteci olmayan tüm bu geniş sayıdaki kamu personeline kart verme yetkisinin yanı sıra İletişim Başkanlığı, ‘İş birliği yaptığı kurum kuruluş çalışanlarına’ basın karta verme yetkisini de almıştır. Bu belirsizlik, gazeteci olsun olmasın İletişim Başkanlığının kime kart dağıtacağına karar vermesi anlamına gelir. Bu da basın kartının kimliğinden soyutlanmasıdır.

“BASIN KARTLARININ MESLEK ÖRGÜTÜ TEMSİLCİLERİ TARAFINDAN VERİLMESİ ZORUNLULUK OLMUŞTUR”

Danıştay şöyle demişti: “Yönetmelik düzenlemelerinin, muğlak ifadeler içermesi, net ve açık olmaması, sınırlarının tayin edilmemesi nedeniyle hukuki öngörülebilirlik ve belirlilik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.” Bu nedenle son değişiklikler de hukuki öngörülebilirlikten uzak ve hukuki belirlilik ilkeleri dışındadır.

Bu gelişmeler, Basın Kartı ile ilgili düzenlemelerin idarenin tasarrufundan çıkarılarak Anayasa Mahkemesi’nin de yıpranmayla ilgili kararında vurguladığı gibi, basın meslek örgütlerinin katılımıyla hazırlanacak kanunla düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Basın Kartı’nın basın meslek örgütü temsilcileri tarafından oluşturulacak komisyonca verilmesi ve kurallarının kanunla belirtilmesi zorunlu hale gelmiştir.”

DÜZENLEME TEKRAR DANIŞTAY’A TAŞINACAK

Medya Dayanışma Grubu bileşeni olan Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, bu değişikliği de Danıştay’a taşıma kararı aldı.

Medya Dayanışma Grubu; Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş Sendikası, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Haber Kameramanları Derneği gibi basın emek ve meslek örgütlerinin bir araya gelmesi ile kuruldu.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Can Güleryüzlü de tepki gösterdi. ÇGD Genel Başkanı Can Güleryüzlü, bugün yayımlanan yönetmelik değişikliğini “Baskıyı ve basın kartı alma şartını daha da ağırlaştırmışlar. Basın kartını iptal etme koşullarını da kolaylaştırmışlar” diye değerlendirdi. Güleryüzlü, değişiklikle “keyfilik ve hukuksuzluğun daha da belirginleştiğini” kaydederek, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun aldığı kararı hatırlattı.

Güleryüzlü, bu yönetmelik değişikliğiyle “rahat şekilde basın kartı iptallerinin önünün açıldığını” belirtti. Güleryüzlü, AKP iktidarının “gazeteciliği kendi kurumlarının basın müşavirliği gibi gördüğünü” kaydederek, yönetmelikte yapılan yeni değişikliği “Özgürlüğü esas alması gereken yönetmeliği ceza yasası yapar gibi bir anlayışla yapmak, basın ve gazetecilik faaliyetinin ne olduğunu kavrayamamanın işaretidir” diye yorumladı.

“ÖRGÜTLÜ CAHİLLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Güleryüzlü, yürütmenin durdurulması kararının ardından daha iyi bir düzenleme beklerken, aksi yönde bir düzenleme yapıldığını ifade ederek, şunları söyledi: “Yönetmelikte yürütmesini durdurduğumuz maddelerden biri hatırlanacağı üzere gazeteciliği sübjektif değerlendirmelere tabi tutup, basın kartının iptaline imkan sağlayan hükümlerden biriydi. Bu hüküm çıkarılmış ama üste benzeri bir hüküm konulmuş. Biz hukukun arkadan dolanılarak, hileni tekrar inşa edildiğini gördük. İki temel nokta var. Birincisi ortada tam bir hukuksuzluğa sarılmış ve bunun üzerinden mevzuatları ve dolayısıyla da meslek alanımızı dizayn edip, memur gazeteci yaratmaya çalışan bir anlayış var. İkincisi ne yazık ki örgütlü bir cahillikle karşı karşıyayız. Yönetmeliğin alt metinlerinde yapılan bentlerinde yapılan, üst bent hükümleri bile yanlış yazılmış. Cumhurbaşkanlığı İletişim Bakanlığı, Danıştay İdari Davalar Kurulu’na bile yolladığı savunmada aynı teknik hataları yapmıştı. Biz artık buna teknik hata demiyoruz, ne yazık ki örgütlü bir cahillikle de karşı karşıyayız.”

Güleryüzlü, bu yönetmelik değişikliğine karşı da dava açacaklarını bildirerek, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararının ardından “takıntılı şekilde” yönetmelikteki yanlışı sürdürdüğünü ifade etti.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz