Başkan adayını seçtikten sonra ne değişecek?

0

Dilimize pelesenk olmuş, ama hakkını vermek için de hiçbir çaba sarf etmediğimiz bir konu: Tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlık şarttır! Ekonomik bağımsızlık denilen heyulaya nasıl ulaşılacağı konusunda da yine herkesin ağzında sakız olmaya devam edegelen kavramlar vardır. Hatta son zamanlarda ardına 2.0 gibi eklentiler alarak yoluna devam ediyor. Ama, hedeflerinize giden yolları ne şekilde adlandırırsanız adlandırın, sonuç tüm okullara Anadolu lisesi diyerek içine düştüğümüz kalite kaybından başka bize bir sonuç vermez! 

Ekonomik bir bağımsızlık diyorsanız, elbette ki elinizdeki imkanları (zeytinlikleri, tarım arazilerini vs) heba etmeden, nasıl yer altı ve üstü kaynaklarını kullanacağınızın yolunu bulmak zorundasınızdır. Ama, maalesef bu kaynaklardan diğer pek çok ülke gibi zengin olmayan topraklarımızda, bilimsel düşünceyi geliştirmeden yol almak, neredeyse olanaksızdır. Yani, en önemli kaynağımız, sahip olduğumuz genç, yaratıcı beyinleri doğru yöne kanalize etmektir. Onları günlük boş siyasi tartışmalara yem etmek yerine, yani büyüklerinizden gördüklerinizi tekrarlayarak onları politik bir safın emir eri yapmak yerine, o saf zihinleri nasıl da üretime ve bilimsel kalkınmaya yönlendirebiliriz, onu tartışmamız gerekmektedir. İşte, her gün manşetlerimizi dolduran “Başkan Kim Olacak?” atışmasının getirdiği ülkemiz, bilimsel gelişmişliğe katkı sağlama bakımından dünya sırlamasında 35. sırada… 

Geçtiğimiz 100’ler var diye olaya bakarsanız, tarih bilginizden de, sevdanızdan da şüphe ederim… 

Derdim milliyetçi söylemler ortaya atarak siyasi laf dalaşına katkı sağlamak değil! Eskiden de pek iyi değildik, doğru! Ama, en azından doğru yolda attığımız adımlar vardı! Artık, sadece kısır kavgalar ve birbirimizi hain ilan etmek dışında bir uğraşımız kalmadı maalesef…

Bilim adamları yapmış oldukları çalışmaları bilim dünyasına sunarak bağımsız gözlerin de desteğini, katkısını veya eleştirisini alır! Bu bilimsel dergilerde çıkan mevcut yazılara benzemez çalışmalar ortaya koymalıyız ki, gelişmişlik top yekün artsın! Ama, ülkece – aradaki istisnaları bir kenara bırakacak olursak-  yaptığımız çalışmalar ciddiye alınarak okunmuyorsa veya hep bir şüphe ile bakılıyorsa, veya hep bir şeyler eksik kaldığı için bilimsel değeri A seviyesine bir türlü yükselmiyorsa, sizce sorun hep dış güçlerde midir? İki bilim adamının yan yana gelip araştırmalarını veya ilgi odaklarını tartışmalarını sağlamak yerine, birbirlerine kuşku ile bakacakları bir ortamı yaratırsak, nasıl bir ilerlemeden bahsedebiliriz? Toplumsal anketlerde birbirine güvenmeyen toplumlar sıralamasında hep ön saflarda yer almamızın, bilimsel gelişmişliğe sizce hiç zararı yok mu? 

Güçlerimizi birleştirelim, iki elin, iki beynin katkısı daha çok olur diye attığımız her adımda, “Acaba güvenlik soruşturması yapma şansımız olur mu öncesinde?” diye içimize bir kurt düşerse, ardından da çaresizce “Ileride başım ağrıyacağına, en iyisi ben bu işe hiç kalkışmayayım!” diye vazgeçişler ortaya çıkarsa, bu iş pardon nasıl olacak? 

Ülkemizde bir türlü kendilerini gösterme şansı bulamamış bilim insanlarının, yurt dışına çıktıklarında seslerinin gür çıkması, hep mi Batı’nın bize önyargısı ile ilgili?

Hadi bakalım! Başkan adaylarının belli olması ile seçilmesi arasında geçecek sürede dünyadaki başarı sıralamamız nasıl değişecek, hep birlikte görelim… 

Esen kalınız

Önceki İçerikMOSSAD ve MİT Arasındaki Operasyon Hakkındaki Değerlendirmelerim
Sonraki İçerik‘‘Erken Seçim Değil, Erkene Alınmış Seçim’’ ve 14 Mayıs
Doğum yeri olan Kuzey Ren Vestfalya’ya (Almanya) doktora sonrası araştırmacı olarak geri döndüğü zaman, Essen Uni Klinik’te yaptığı deneysel çalışmaların hayatının dönüm noktası olacağını bilmiyordu. Eğitim hayatına Ankara’da başlayan ve her zaman bir parçası olmaktan onur duyduğu Hacettepe Tıp Fakültesi’nde devam eden Dr. Altınbaş’ın önüne serilmiş yeni bir dünya vardı artık. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji uzmanı bir kliniysen hekim olarak, Başkentin en yoğun akademik ortamlarında çalışma fırsatı bulan ve yaptığı klinik araştırmalar ile Doçent Doktor ünvanı elde eden Dr. Altınbaş’ın son durağı Harvard Üniversitesi olmuştur. ABD Boston’da geçirdiği iki yılın sonunda, artık yaşayacağı son durağı belirlemiştir. Yeni çalışma ortamı, Yale Üniversitesi’dir. Bilimsel olarak odaklandığı karaciğer hastalıkları oluşum mekanizmaları dışında, yaklaşık 10 yıl boyunca bir Amerikan şirketinde “Gerçek Dünya Verileri” alanında Medikal Danışman/ Direktör olarak görev almıştır (STATinMed Inc.). Ulusal ve uluslararası kongrelerde onlarca sunum yapmış, ülkemizde çalıştığı kurumlarda tıp öğrencisi, iç hastalıkları asistanı ve gastroenteroloji yan dal asistanı eğitimlerinde aktif rol almıştır. İlk yazılarının (Almanca şiir dahil) yayınlandığı, üretmenin zevkini ilk olarak tattığı dergi, Dr. Altınbaş’ın “Şu kısa yaşantımda özlemle andığım ve gençlik yıllarımın geçtiği, olgunlaştığım yer!” dediği, Büyük Kolej okul dergisidir. Üniversite yıllarında başkanlığını da yaptığı Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (HUTBAT) ve kurucular kurulunda yer aldığı Türkçe Topluluğu bünyesinde çıkartılan dergilerde editörlük ve yazarlık yapmıştır. İngilizce ve Türkçe dilinde basılmış 10 adet tıp kitabında bölüm yazarlığı olan Dr. Altınbaş’ın, uluslararası arenada yer alan saygın hakemli dergilerde 100’e yakın bilimsel yazısı yayınlanmıştır. Ulusal ve Uluslararası 20’ye yakın tıp/ bilim dergisinde hakem olarak görev alan Dr. Altınbaş, Kasım 2020’den itibaren Ocak Medya’da medikal ve para-medikal yazılar yazmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Dr. Akif Altınbaş, İngilizce ve Almanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz