Batı mı ilerledi, Orta Doğu mu geri kaldı? 

1

Kimilerine göre bu soru ‘Tavuk mu yumurtadan çıktı, yumurta mı tavuktan?’ sorusu gibi cevabı tam olarak sonuçlanamayan bir sual gibi gelebilir. 

Batı’nın sanayi devrimi ile ilerlemesi ve buna bağlı olarak zenginliğini arttırması ve sonrasında meydana gelen toplumsal kolektif bilinç seviyesini yükseltmesi hepinizin malumu. 

Osmanlı’nın son döneminden itibaren bu konu birçok düşünür, araştırıcı ve sosyolog tarafından ele alındı. 

17. yy’da başlayan Batı’nın sanayi devrimi ve kapitalizmin her alana yaygınlaşması Batı’yı çok önemli bir noktaya getirdi. 

Neden Osmanlı deme ihtiyacı duyuyorum? 
Bunun sebebi Orta Doğu dediğimiz coğrafyada etkin olan güç Osmanlı’ydı. 

Orta Doğu halkları Osmanlı çatısı altındaydı. Bu yüzden Orta Doğu’nun ilerlemesinin ya da ilerlememesinin sorumlusu da Osmanlı’dır. 

Batı’nın sanayi devrimiyle ilerlemesi ve kapitalizmin her alana sirayet etmesiyle ilgili olumsuz cümleler sarf eden batılı düşünürler de var tabi. 

Kenneth Pomerantz, Jack Goldstone, Andre Gunder Frank gibi düşünürler bunlar arasında. 

Batı’nın ilerlemesini Batı Mucizesi olarak gören düşünürler de Batı’nın bu konumu hakkettiği kanaatindeler. 

Batı’nın sömürgelerinde nasıl vahşet yaptığını hepimiz biliyoruz. Amerika’da, Afrika’da ve diğer ülkelerde köleleştirdiği yerli halka nasıl zulüm yaptığını da biliyoruz. 

Geçmişle sürekli olarak bağlı halde yaşamak psikolojik takıntı durumu olduğu için bunlardan ziyade bugüne odaklanmanın daha yararlı olacağı kanaatindeyim. 

Peki ya bugün? 

Hiç unutmam babam 1985 yılında İngiltere’den döndüğünde Batı bizden en az 50 yıl ilerde demişti. Bu teşhisi insanların çalışma-kazanç denkliği, insana ve hatta hayvanlara verilen önem ve saygı ve şehir hayatının insaniliği üzerindeydi. 

Aradan 35 yıldan fazla zaman geçti ve ben de bugün bu aradaki farkın nasıllığını sorguladım. 

Batı bugün ne durumda? 
Orta Doğu halkları / ülkeleri ne durumda? 

Bugün Orta Doğu halklarının hepsinde (sizlerin de gözlemlediğiniz ve şahit olduğunuz gibi) akıllı telefonlar var ve hatta en yeni modelleri. 

Bu telefonları üretenler Batı ve Uzak Doğu. 

Ama genelde maddi durumu elverenler Batı markalarını tercih ediyorlar. 

Orta Doğu halklarının ve devletlerinin üretimi neredeyse yok denecek kadar az. 

Peki ya insana/hayvana saygı ve önem verme? 
Bu konuya girersek çıkamayacağımız garanti. 

Anlat anlat bitmeyecek. 

Orta Doğu halkları insana din ve kültür oranında değer veriyor. Din ve kültür insana, kadına, erkeğe nasıl değer veriyorsa öyle. 

Yazımın başlığındaki soruya geri dönerek konuyu biraz daha açayım. 

Batı akla ve kaliteye göre hareket ediyor ve ilerleme sağlıyor. 

Orta Doğu din/kültür ve sayı/gösterişe göre hareket ediyor ve geri kalıyor.

Orta Doğu dediğimiz coğrafya bundan bin yıl önce bilimde ve sanatta ilerdeydi. O kadar ilerdeydi ki Endülüs’teki kitapların bugünkü Batı Medeniyetinin ilerlemesine sebep olduğunu herkes kabul eder. 

Evet, Endülüs de Batı. 

Ama Endülüs olmadan da Orta Doğu halkları bilimde çok ilerdeydiler. 

Peki ne oldu da böyle oldu? 

Cevabı çok basit. 

Akıl, düşünme ve bilim bırakıldı. 

Bunun yerine din ve kültür hegemonyası ve sayı/gösteriş hakim oldu.

Aşiretvari şekilde çocukların ve neslin artışı ve sayısı ile övünüldü. 

Peki ya kalite? 

Kalitenin hiç önemi yok. 

Bunu bir örnekle açıklayalım: ‘Orta Doğu halklarının çocuk sayılarını biliyoruz. Bu çocukların kaliteli bir şekilde eğitimini düşünen yok. 

Peki bu çocukların kalitesiz şekilde eğitilmeleri kime zarar veriyor?

Eğitime önem veren ailelere, insanlara ve topluma. 

Artı değer üretemeyen Orta Doğu halkları olumlu yani ilerleme kaydeden işler yapmadıkları gibi ayrıca zarar veren canlılar üretiyorlar. 

Eğitimsiz her birey dünyaya zarar veren varlık haline geliyor. 

Batı mı ilerledi Orta Doğu mu geri kaldı? 

Batı ilerledi. 

Orta Doğu maddi imkanlarla ilerlediğini sandı ama bu maddi ilerleyiş yanında bilimsel ilerlemeyi getirmediği için insana ve canlıya saygı oluşmadı. 

Böyle olmasaydı Orta Doğu halkları coğrafyalarında kalırlar ve Batı’ya iltica etmezlerdi. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerik“Hiçbir İnsan Mermiden Hızlı Değildir ve Bunu Yaşamadan Öğrenemezsiniz!”
Sonraki İçerikSiz ve biz pahalılıktan şikayet edip duralım.. Yabancılar için dünyanın en ucuz ülkesiyiz…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 Yorum

  1. Ocak medya takip ediyorum fakat sitenin içerik yapısı çok karışık özellikle anasayfa biraz daha sade anlaşılır olursa kullanıcılar için daha iyi olacağını bir okurunuz olarak sizin paylaşmak istedim

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz