Ben gerçeği istiyorum… O zaman üç tane gül alacağım: Birini Uğur Bey’in öldürüldüğü yere, birini Başbakanlığa, birini de Çeçenistan’a koyacağım

0

Herkesin bir sırrı var.

Tepeden tırnağa.

Açıklanmadan sırra kadem basıyorlar.

5 Mayıs 2007’deki 135 dakika süren Erdoğan-Yaşar Büyükanıt Dolmabahçe görüşmesi gibi.

“Büyükanıt açıklarsa ben de açıklarım” diyen Erdoğan’a karşılık Büyükanıt ise “Benimle mezara gidecek” demişti.

Ve öyle de oldu.

Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Türkiye’de geçmişte yaşanan karanlık olayların aydınlatılamamasının sebebinin ‘devlet sırrı’ kavramı olduğunu söylemişti. 

Türkiye adeta sırlar ülkesi.

Gazeteci Uğur Mumcu.

30 yıl önce 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Suikaste kurban giden Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, olay sonrası ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın evlerine geldiğini belirterek yaptığı görüşmeyi şöyle anlatmıştı: 

“‘Peki ne istiyorsunuz?’ dedim. Bunun üzerine ‘bu olayın biraz etrafındakileri bulsak size yeter mi?’ dedi. Ben de ‘gerçeği istiyorum’ dedim. Bu sırada antreye geldik, bu kez konuşmasını düzgün bir ses tonuyla yapıyor. ‘ha anladım siz hepsini istiyorsunuz’ dedi.

Ben ‘evet, gerçeği istiyorum’ dedim ve bunu üç kez falan tekrar ettim. ‘O zaman siz hepsini istiyorsunuz’ dedi. ‘O zaman üç tane gül alacağım. Birini Uğur Bey’in öldürüldüğü yere, birini Başbakanlığa, birini de Çeçenistan’a koyacağım’ dedi.

Çocuklarla kapıya çıktı, ayakkabılarını giydi ve merdivenlerden inerken ‘ben buraya gerçek adımı yazıyorum. Her şey ortaya çıksın. Benim adım Mahmut Yıldırım’ diyerek bağıra bağıra gitti.

‘Çocuklar ne yazdı gidip bir bakalım’ dedim. Gittik baktık ‘Her şey ortaya çıkacak. Mahmut Yıldırım’ diye bu minval üzerine birkaç satır yazmış. Aradan bir gün geçti o zaman kapıya bir defter ve kalem koymuştuk herkes duygu düşüncelerini yazsın diye. Bu defterler dolunca ara ara topluyorduk. Birden aklıma düştü ‘çocuklar o defteri alıp saklamam gerekiyor hemen’ dedim baktım defter yok ortada.” 

(https://halktv.com.tr/gundem/guldal-mumcu-yesilin-ziyaretini-anlatti-661600h )

Suikastı çeşitli örgütler üstlense de cinayetin üzerindeki sis perdesi orta yerde duruyor.

Gerçek failler ortaya çıkarılamadı.

‘Yeşil’in alıp koymak istediği güller, adreslere ulaştırılamadı.

Kendisi gibi bu adreslerin kimi temsil ettiği de sır.

Sinan Ateş.

Ülkü Ocakları eski başkanı. 

Ankara’nın göbeğinde 30 Aralık 2022 tarihinde suikaste kurban gitti.

Gerçek tetikçi veya tetikçiler ortada yok.

Sinan Ateş’in dayısı Halil İbrahim Bozkurt, herkesin bildiğinin sır olmadığına dikkat çekiyor:

“Gelecekte Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde daha güçlü kılınmaması adına bir nedenden dolayı olduğunu düşünüyoruz ve biliyoruz da böyledir. Herkesin bildiği bir sır. Şurada sokakta kime sorsanız, ‘Sinan Ateş’in katilleri kimdir’ diye; bunu herkes bilir. Bizim evladımızın katili Meclis’tedir. Bunu Türkiye’de biliyor.”

MHP lideri Bahçeli ise çok keskin konuşuyor:

“Tek başıma kalsam da davayı çiğnetmeyeceğim, tek bir ülküdaşımı ezdirmeyeceğim, sonu ölüm de olsa surda gedik açtırmayacağım.”

Surdan bir gedik açılır mı yoksa cinayet, zamanın raflarında tozlanır mı; bilinmez.

O zaman gerçek soru şu:

Sinan Ateş için alacağınız üç tane gülü nerelere bırakırdınız?

Nihal Olçok.

15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü’nde eşi Erol Olçok ile oğlu Abdullah Tayyip Olçok’u kaybetti.

Acılı anne yıllardır failleri arıyor.

“Ben altı yıldır evini, arabasını değiştirmemiş biriyim. Beni ortadan kaldırmak çok kolay.” diyen Nihal Olçok, şöyle devam ediyor:

“Ama bana bir şey olursa açılacak iki mektup var. Benim ve çocuklarımın can güvenliği onlar. Ama onlar anlatılacak şeyler değil. Bir kişiye anlattım ben. Bilmiyorum kim ne biliyor ama bana bir şey olursa o mektuplar açılır. Ondan sonra darbe için tanka tüfeğe hiç gerek olmadığını anlarsınız. Toplumu parçalar orada yazanlar.”

Sırlı Mektup.

Şimdi sorumuzu soralım:

15 Temmuz hain darbe girişimi için alacağınız üç tane gülü nerelere bırakırdınız?

Sedat Peker.

30 Kasım 2019’da yurt dışına çıktı. 

Şimdi Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE).

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere Türkiye’deki birçok isim hakkında ciddi iddialar ortaya attı.

Şu an güvenlik gerekçesiyle sosyal medya paylaşımlarına izin verilmiyor.

Öldürülme tehdidi altında olduğunu savunan Peker, şu açıklamayı yaptı: 

“Tüm bilgi ve belgeleri kayıt altına aldım. İki farklı ülkeye gönderdim. Öldürülmem halinde bunları tüm Türkiye öğrenecek.”

Peki Sedat Peker için alacağınız üç tane gülü anlatımlarına göre nerelere bırakırdınız?

Can güvenliğine karşı sırlar.

Erdal İnönü’nün sözüyle yazıyı bitirelim: 

Gerçeğin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

Önceki İçerik“Türk edebiyatı” İfadesinden Rahatsız Olmak
Sonraki İçerikSöz Konusu İnsan Hayatıysa (Duhok Olayı) 
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz