Bir yanda cezaevinde 84 yaşında ölen Nusret Muğla.. Diğer yanda 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olduğunu iddia ettiği BAE’yle kucaklaşan Erdoğan

0

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “Türkiye’nin inşaat ve imar rantlarına değil, sanayi ve tarım başta olmak üzere yüksek katma değerli sektörlere dayanan bir büyüme modeline ihtiyacı var.” diyen Babacan, şunları söyledi:

“Tüketime ve kamu harcamalarına değil, yatırım ve ihracata dayanan bir modele ihtiyacı var. Önümüzdeki ilk seçimlerden sonra enflasyonu, iktidarımızın en geç ikinci yılında tek ve düşük haneli rakamlara yeniden indireceğiz. Cumhurbaşkanı Kararıyla kırmızı etin KDV’si yüzde 18’e çıkarıldı. Tepkiler yükselince ‘düzeltme’ geldi. ‘Sehven’ olmuş.

‘Sehven’in sözlük anlamı: ‘Dalgınlık veya unutkanlık sonucu oluşan yanlışlıkla.’ Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin özeti: Koskoca ülkeyi sehven yönetiyorlar. Gıda üreticilerinin girdilerinin çoğu yüzde 18 KDV oranına tabi. Girdileri tedarik ederken ödedikleri yüzde 18 KDV’yi, ürünlerini satarken aldıkları yüzde 1 KDV ile karşılamaları mümkün değil. Önce üreticinin girdilerindeki KDV’yi düşürün, sonra satış fiyatındaki KDV’yi düşürün.

Vatadaşlarımızdan altın topluyorlar. 1.500 noktadan altın toplayacaklarmış. Sebebi ne? ‘Getirin sisteme girsin.’ Siz önce güveni kazanın. Siz güveni sağlayamazsanız vatandaşlarımız getirip kaynaklarını gösterdiğiniz noktalara teslim etmez. Ülkede savaş mı var?

Türkiye’nin Avrupa standartlarına yükselmesi hedefi Bahçeli’yi rahatsız etmiş. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normlarını bilmediği için ‘Bahsedilen bu normlar nelerden ibarettir?’ diye sormuş. Google’a yazıp öğreneceği şeyleri grup toplantısında ülkeye soruyor.

İşte görüyorsunuz. Bizim gibi tam demokratların ülkemizi taşımak istediği noktada, Bahçeli’nin zihniyetine yer yok. Sayın Bahçeli Anayasa Mahkemesi’ni kapatmak isteyedursun; tam demokratların arzusu, Türkiye’nin gerçek bir anayasal demokrasiye kavuşmasıdır.

Avrupa normları; milletimizin sıkıntı çekmeden, gönül rahatlığıyla sofrasını kurmasıdır. Bahçeli bu ülkeyi aşağı çekmek için paçamıza asıladursun, bu ülkenin kanatlanmasına asla engel olamayacaktır.

Bir yanda o günkü legal bir bankaya yatırdığı para nedeniyle tutulduğu cezaevinde 84 yaşında hastalıktan hayatını kaybeden Nusret Muğla. Diğer yanda, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olduğunu iddia ettiği BAE’yle kucaklaşan Erdoğan. Hak mıdır adalet midir?

Merkez Bankası’nda biriktirdiğimiz 130 milyar doları, 2019 yerel seçimleri öncesinde arka kapıdan sattıktan sonra, 4,5 milyar dolar için teröre destekle suçladığı ülkeden borç para istemeye ne denir? Bunun adı basiretsizliktir, hesapsızlıktır, günübirlikçiliktir.

Türkiye’yi insan haklarına dayalı bir hukuk devleti hâline getirmek gerçek bir beka meselesidir. Eğitim Destek Banka Kartı uygulamasını hayata geçireceğiz. Bu karta, her eğitim-öğretim döneminin başında hanedeki öğrenci sayısına ve ihtiyaç durumuna göre kaynak yükleyeceğiz. Fırsat eşitliğinin önündeki engellerden birini kaldırmış olacağız.”

Babacan, şunları ifade etti:

“Bir; dar gelirli vatandaşlarımızı gıda, elektrik, doğalgaz, kömür ve benzeri temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışlarına karşı koruma maksadıyla özel bir destek programı oluşturun. Elektrik ve doğal gaz faturalarındaki vergileri derhal indirin. İki; çiftçilerimiz için gübre, tohum, ilaç, elektrik, mazot, yem gibi girdi maliyetlerindeki artışları telafi edecek özel bir destek programı oluşturun. Üç; esnafımız için özel bir doğrudan destek, kredi ve garanti mekanizması oluşturun. Dört; iktidarın sebep olduğu enflasyon karşısında ezilen ihtiyaç sahibi ailelere, doğrudan gelir desteği sağlayın.

34 yıl boyunca yüzde 80’lerde, yüzde 100’lerde seyreden enflasyonu tek haneye düşüren ekonomi yönetiminin hafızasına dayanarak çok açık ifade etmek istiyorum: Önümüzdeki ilk seçimlerden sonra biz enflasyonu, iktidarımızın en geç ikinci yılında tek ve düşük haneli rakamlara yeniden indireceğiz.

Cumhurbaşkanı Kararıyla kırmızı etin KDV’si yüzde 18’e çıkartıldı. Kamuoyunda tepkiler yükselince, yine Resmî Gazete ile ‘düzeltme’ geldi. Neymiş? ‘Sehven’ olmuş. ‘Sehven’in TDK sözlüğündeki tanımı: ‘Dalgınlık veya unutkanlık sonucu oluşan yanlışlıkla’. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminin özeti: Dalgınlık veya unutkanlık sonucu oluşan yanlışlık. Koskoca ülkeyi ‘sehven’ yönetiyorlar.

Bu KDV indirimi fazla bir işe yaramayacak. Gıda üreticileri, çoğu girdi maliyetlerinde yüzde 18 KDV ödüyor. Girdileri tedarik ederken ödedikleri yüzde 18 KDV’yi, ürünlerini satarken aldıkları yüzde 1 KDV’yle karşılamaları mümkün değil. KDV oranı düşerken, KDV’siz fiyatlar artacak. Bir gıda üreticisi enerjiye, elektriğe, doğalgaza yüzde 18 KDV ödüyor. Hükûmet ‘Satarken yüzde 1 KDV alacaksın’ diyor. Aradaki yüzde 17 ne oldu? Kim ödeyecek? Çoğu üreticimiz devletten vergi iadesini alamadığına göre, üretici bu farkı fiyatına yansıtmak zorunda kalacak. Fiyatların gerçekten düşmesini istiyorsanız, önce gıda üreticilerinin ödediği girdi maliyetlerindeki KDV’yi düşürün. Elektriğin, doğalgazın üzerindeki KDV’yi düşürün. Ondan sonra onların mal satarkenki KDV’sini indirin.

Vatandaşlarımızdan altın topluyorlar. ‘Getirin sisteme girsin’ diyorlar. Önce güveni kazanın, sistem dışı ne var ne yoksa gelir. Ama güveni sağlayamazsanız avucunuzu yalarsınız. Ülkede savaş mı var ya? Allah korusun, bir savaş olursa vatandaş küçük kızının kulağındaki küpeyi bile devleti için teslim eder. Ama beceriksizliğin bedelini vatandaşa ödetmeye hakkınız yok.

Türkiye’nin Avrupa standartlarına yükselmesi hedefi krizlerin ortağı Bahçeli’yi rahatsız etmiş. Google’a yazıp öğreneceği şeyleri grup toplantısında ülkeye soruyor. Bunlar yeni konular değil. Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olurken altına imza ettiği sözleşmeler.

Bizim gibi tam demokratların ülkemizi taşımak istediği noktada, Bahçeli’nin zihniyetine yer yok. Bahçeli Anayasa Mahkemesi’ni kapatmak isteyedursun; tam demokratların arzusu, Türkiye’nin gerçek bir anayasal demokrasiye kavuşmasıdır. Anayasamızın, hak ve özgürlüklerimizin koruyucusu ve denetleyicisi olan Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığı, tarafsızlığı ve özgürlüğüdür. İdam gibi, gelişmiş demokrasilerde yer alması mümkün olmayan ve olmayacak yöntemlerin, ceza adalet sistemimize geri gelmemesidir.

Türkiye’nin Avrupa normlarına yükselmesi; Sayın Bahçeli’nin bir daha askıya ekmek koymaya ihtiyacının kalmamasıdır. Avrupa normları; milletimizin, sıkıntı çekmeden, gönül rahatlığıyla sofrasını kurmasıdır. Bahçeli, bu ülkeyi aşağı çekmek için paçamıza asıladursun, bu ülkenin kanatlanmasına asla engel olamayacaktır.

Bir yanda, o günkü şartlarda legal bir bankaya yatırdığı para ve legal bir derneğe üyeliği nedeniyle tutulduğu cezaevinde 84 yaşında hastalıktan hayatını kaybeden Nusret Muğla… Diğer yanda, 5 yıl boyunca tarihimizin en kanlı gecesi olan 15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasında olduğunu iddia ettiği Birleşik Arap Emirlikleri’yle kucaklaşan Sayın Erdoğan… Elinizi vicdanınıza koyun: Bu manzara hak mıdır, adalet midir?

Biz kimseye ‘Bozduğun ilişkileri neden düzeltiyorsun’ demiyoruz. Sayın Erdoğan’ın bu millete bir cevap vermesi gerekiyor. BAE, 15 Temmuz’un arkasında mıydı, değil miydi? Cevap verin. Arkasındaysa hangi hakla kendi vatandaşlarımızın hukukunu, onurunu çiğniyorsunuz? Değilse, bunca senedir milletimizi, halkımızı neden aldattınız? Yoksa, acaba bir suç örgütü liderinin yayınladığı videolar mı sizi bazı şeylere mecbur bıraktı? Bu da akla geliyor.

Türkiye’nin özgür, özerk ve performansa dayalı bir üniversite modeline ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Üniversitelerinde idari özerkliğin ve bilimsel özgürlüğün olmadığı bir ülke, fikrî yoksunluğa ve yozlaşmaya mahkumdur. Üniversite sistemimizin ifade özgürlüğü ve liyakat temelinde yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Liyakatin, eğitim sürecinin her alanında ödüllendirilmesi, gayret gösteren gençlerin başarısını ve imkanlarını artıracak, adaleti sağlayacaktır. Başarılı olan hakkını alacak; sistem gayret edenin arkasında duracaktır.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz