Bizler de ‘Basın Kartı’ sahibi olacağız 

0

Köye yeni bir cihaz gelmiş ve insanların bu konuda hiç bilgileri yok. Kısa bir açıklama yapılır ve köylüye ünlülerin ve sanatçıların ekranda görüneceği bilgisi verilir. 

Ve biri hemen soruyu yapıştırır: ‘Zeki Müren de bizi görecek mi?’ 

Cem Yılmaz’ın Vizontele filmindeki meşhur repliği. 

Sansür Yasası olarak bilinen yasa teklifi Meclis’e geldi.

Yasayla ilgili medyada ve sosyal medyada dolaşıma çıkan bilgi hapis cezaları üzerine de, peki bu yasa sadece hapisle mi ilgili? 
Hayır. 

Bu yasanın birinci maddesi bizleri ilgilendiriyor yani internet gazeteciliğini. 

Ocakmedya kurulduğundan bu yana yazılar kaleme alıyorum, dile kolay 2016 Aralık ayında kuruldu ve 2022 Aralık ayında 6 yılımızı doldurmuş olacağız. 

Bu yasayla artık bizler de yani internet gazeteleri de yaygın dağıtım kapsamındaki basın kuruluşları arasında yer aldı. 

Yasanın ikinci maddesi bu konuyla ilgili. 

Buna göre, İnternet ortamında, belirli aralıklarla haber veya yorum niteliğinde yazılı, görsel veya işitsel içeriklerin sunumunu yapmak üzere kurulan ve işletilen süreli yayını’ tanımı yapıldı.

Artık internet gazeteleri de basın kuruluşları arasında yer alacak yani gazetemiz de resmi olarak bir basın kuruluşu olmuş oldu. 

Bu yeni statü bizleri ‘basın kuruluşu’ olarak tanımakta ve ayrıca bizleri de kontrol mekanizması içine almakta. Açıkçası bu konuda bir sıkıntımız yok. Bizler yani Ocakmedya yazarları tek bir ilke üzerine yazılar kaleme alıyoruz: ‘Hakaret ve küfür olmadığı sürece özgürce yazmak’

Bu özgürlük bazı kurumları rahatsız eder mi işte burası merak konusu. 

Bizim açımızdan etmez ama bilemiyoruz. 

Ama gene de mutluluk verici bir durum. 

Yasanın birinci maddesi de bizi ilgilendiriyor. 

‘Basın kartları’

Ocakmedya’da yazılar kaleme alan yazarlarımızın basın kartları yoktu. Basın kartı alabilmek için de ‘Uluslararası Basın Kartı’na müracaat ettik ve ücret ödeyerek (40€) temin etmeye çalıştık. 

İnternet gazeteleri de basın kuruluşları olarak tanınınca onların da basın kartı alma hakları oluştu. 

Basın kartına sahip olma ihtimalinin oluşması beni sevindirdi. 

İhtimal dememin sebebine gelince. 

Yasada geçen ibare şöyle: Basın kartı: Bu Kanunda belirtilen kişilere, Başkanlıkça verilen kimlik kartı…’

Basın Kartları Başkanlıkça veriliyor. 

İletişim Başkanlığı’ndaki Basın Komisyonu bu kartları kimlerin alabileceğine karar veriyor. 

Prensipte bizim de basın kartı almamız sağlandı ama alıp alamayacağımızı bilemiyoruz. 
İhtimal dememin sebebi de bu ama bu düşüncede olmama gerek yok sanırım çünkü yasal olarak hakkımız var. 

Ama…

Yazarlarımızın kaleme aldığı yazılar İletişim Başkanlığı’nın hoşuna gitmeyecek şekilde olursa da basın kartı almak mümkün olacak mı? 
Hukukun işlediği demokratik devletlerde mümkün. 

Türkiye Cumhuriyeti de hukukun işlediği demokratik bir devlet olduğu için ülkemizde de mümkün. 

İhtimalin mümkün hale gelebilmesi için de bizler müracaatlarımızı yapacağız. Bakalım ne kadar sürede basın kartlarımız elimizde olacak. 

Gelelim bu yasa teklifine ‘Sansür Yasası’ denmesinin sebebine. 

Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne göre bazı durumlarda hapis cezaları da olabilecek. 

Peki hangi durumlarda? 

‘Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişiler’

Ne kadar hapis cezası alacaklar? 

1 yıldan 3 yıla kadar…

İşte bu yüzden bu yasa teklifine ‘Sansür Yasası’ adı veriliyor. 

Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacı kavramı muğlak gibi geliyor bana. 

Benim aklıma şu geldi mesela: ‘Çocuklar ve gençler arasında korku yaratan ‘cehennemde cayır cayır yanacaksınız’ cümlesini vaazlarda ve hutbelerde yayan din görevlileri de bu yasa kapsamında hapis cezası alacaklar mı?’

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikKürdsüz ve Kürdistan’sız Bir Siyaset Alanı
Sonraki İçerikNereye baksam içimden hep o ses yükseliyor; “Bunlar ne yaman çelişki anne” feryadı…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz