Böyle Bilim Yapılır mı?

0
Prof. Dr. Orhan Yılmaz

Son bilgilere göre Türkiye’de devlet ve vakıf üniversitelerinin sayısı 207 adet.

Üniversite sayısının son yıllarda hızla artmasının, lisans ve lisansüstü eğitim kalitesi ile öğretim üyelerinin kalitesini düşürdüğü, sıkça dile getirilen konulardan birisidir.

Örneğin rektör diyor ki “Bilimsel makale yayımlayın, özellikle SCI makale ve sempozyumlara katılın

Behey rektör, sen rektörlüğe paraşütle inmiş, tırışkadan bir rektör olmayasın. 

Senin dünyadan haberin yok. Biraz o rektörlük odandan çık da, çevrene bak.

Saygın akademik dergilerin en ucuzu, bir makaleyi yayımlamak için en az 100 USD istiyor. Bazıları sayfa başına ücret talep ediyor.

Bir sempozyuma/kongreye katılmak için, en az istenen katılım ücreti 500 TL. 

Sempozyumun/kongrenin yapıldığı şehir, öğretim üyesinin üniversitesine uzaksa, yol parası ve konaklama ücreti birkaç bin TL tutuyor. 

Tabi, senin makale yayımlama, sempozyuma katılmak ile işin olmadığı için, “Senin için her yer Angara”  

Peki, bu konuda üniversite sizi ne kadar destekliyor?

Belki sadece 500 liracık.

Sadaka  mı veriyorsunuz? 

Alın o parayı, g….. s….” diyeceğim, bana yakışmaz. 

Geçen yıldan bu yıla her şeyin fiyatı 3, 4, 5 misli artmışsa, maaşımız 1 yılda % 50 artmış.

Böyle bilim mi yapılır?

Son yıllarda, halk nezdinde var olan itibarımız da düşmeye başladı.

Milyon dolarlık yat alan tuzu kuru rektörler var. Hangi para ile olduğu meçhul. Belki de değildir, “Garı parasıdır

Biz geçim sıkıntısı çekiyoruz, adam milyon dolarlık yat alıyor.

Yeni Akit Gazetesi’nde bir haber: 

Mütevelli heyet başkanlığını Rahmi Koç’un yaptığı Koç Üniversitesi rektörünün makam aracında, Şanlıurfa’da yapılan kontrolde 74 kg uyuşturucu madde bulundu.

Dini bir cemaat veya bir tarikat kontrolünde olan bir üniversitenin rektörünün makam aracında yine uyuşturucu yakalansa idi, Yeni Akit Gazetesi, acaba aynı haberi, aynı sayfadan aynı puntolarla verir miydi? Bu da ayrı bir tartışma konusu.

Habere bir fotoğraf koymuşlar. Fotoğraf altı yazıda “Koç’un arabasında 74 kg uyuşturucu” yazısı var. Yazıdaki “Koç” kelimesinin üstünde Rahmi Koç’un fotoğrafı yer alıyor. 

Bu fotoğrafı gören ve fotoğraf altı yazıyı okuyan herkes “Rahmi Koç’un arabasında 74 kg uyuşturucu yakalandı” anlar.

Bu tarz gazetecilik, bir etik gazetecilik değil. Bu tam bir karaktersizlik, ahlaksızlık, şerefsizlik. 

Bir taş ile 2 kuş. Bir haber ile hem üniversiteleri kötüle, hem de Rahmi Koç’u.

 Başka bir haber:

Daha önce rektörlük de yapmış Prof. Dr. Hayati Aktaş’ın yüksek lisans ve doktora tezlerinin intihalle dolu olduğu, gazete sayfalarından çarşaf çarşaf haber yapılıyor.

Hayati Aktaş, bağlı olduğu üniversitenin etik kuruluna şikâyet ediliyor. Adam temize çıkıyor.

Niye? Çünkü etik kurul başkanı da aynı mahallenin çocuğu. Tam bir “Körler, sağırlar; birbirini ağırlar” modu.

Sorsan, alnı secdeden kalkmıyordur. 5 vakit namaz kılıyordur, orucunu tam tutuyordur. Bir numaralı Müslümandır.

İcraata bakıyorsun, Avustralya’daki Aborijin Yerlisi kadar ahlak ve erdem yok. Rezillik paçalarından akıyor.

Sizin yüzünüzden dinden, imandan soğuduk be!..

Yazımı son bir örnekle bitiriyim.

33 yaşında bir genç bilim insanı. 

ODTÜ ve Hacettepe gibi iki kaliteli üniversitede yüksek lisans yapmış. 

Doktorası da Boğaziçi Üniversitesi’nden. 

Bu bilim insanı maalesef doku uyuşmazlığından, dayı yokluğundan dolayı bir üniversiteye giremiyor.

Bu kişi, sizin yüzünüzden Allah’ı da, peygamberi de, Kuran’ı da inkâr eder; deist ya da ateist olur.

Sonra da mal gibi “Türkiye’de ateistlerin sayısı niye artıyor?” diye merak edersiniz.

Fazla merak etmeyin, insanın başına ne gelirse, meraktan gelirmiş (bir şey daha vardı, ama hatırlayamadım, affola).

Ateizmin artmasının nedeni, bu gibi durumlar.

İlgili gazete haberlerinin bağlantıları:

https://www.yeniakit.com.tr/haber/o-da-ne-hem-de-74-kilo-hem-de-kocta-hem-de-rektorluk-aracinda-1712111.html?fbclid=IwAR0YTimlIH6-sNvwT13Bjp43ixIOmxOpbl-_y2SbanjMFPELQUDrWPCB2wA

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/turk-akademisi-akpyi-asla-affetmeyecek-603364h.htm?fbclid=IwAR2ly4m6_vHkc5uh0KqX_OTHcHcYvhBbiFyn5qPx6cp_4zZhvDxh1jt8B8M

Önceki İçerikBirinin Hep Sevilmesi İçin Sevilirken Ölmesi Gerek
Sonraki İçerikGörüyorum Seni Sen Varsın!
1962, Etimesgut doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden Atatürkçü, milliyetçi, zooteknist, SP seveni, Alevî dostu, evcil hayvanların fahri avukatı, feminist ve motosikletçi bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Ziraat F., Zootekni B.’nü bitirdi. 1997'de Birleşik Krallık, U. of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007'de Ankara Ü., Fen Bil. Enst. (Zootekni B.)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkez Kültürü ve Alevilik gibi sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” görüşünü savunan, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz