Bütün Yahudileri Karşısına Alan Adam

0

Tanrınız nasıl? 
Ya da inandığınız Allah nasıl bir varlık? 

Bunu hiç düşündünüz mü? 

Biliyorum şimdi ezbere olan yüzlerce bilgi sıralayacaksınız. Bilgi mi desem ezber cümleler mi, hatta bazılarınız yorum olarak Allah’ın 99 ismini bile yazabilir. 

Haklıysanız, durun ben size bir önermede bulunayım: ‘Allah’ın 99 isminden biri ‘Rezzak’. Çokça rızık verendir. 

Kader yazılmış diye inanıyoruz ya. 

Rızık veren de Allah. Kader de yazılmış’. 

O halde neden çalışıyorsunuz? Çalışmayın, nasıl olsa yazılmış ve Allah da Rezzak ve rızık gelip sizi bulacak. 

Yok gene de çalışıyoruz. Demek ki buna tam inanmıyoruz. 

Diyeceğim bunlar ezbere olan cümleler.

Ama ben sizin aklınızdakini soruyorum… 

Sizin inandığınız varlık nasıl?

Çok can alıcı bir soru olduğunun farkındayım. 

Bu soruyu yöneltip bütün Yahudileri karşısına alan bir adam vardı. 

Mütevazı, korkusuz ve zeki. 

İşi de cam parlatmaktı. 

Baruch Spinoza. 

Elitlerin yetiştiği gibi yetişmemişti. 

İspanya’daki zulümden kaçan Sefarad Yahudi’si bir ailenin çocuğuydu. Ailesi Hollanda’ya gelip yerleşmişti ve Spinoza da 1632 yılında Amsterdam’da doğdu. 

Çok zekiydi. 

Öğrenim gördüğü Yahudi okullarında parmakla gösterilecek kadar dikkat çekiyordu. Hatta öyle ki Yahudi cemaati ona ilmi ve dini bir lider olacak gözüyle bakıyordu. 

Ailesini kırmayarak haham olmayı kabul etti ve bütün eğitimleri başarıyla tamamladı. 

Lavi ben Garson, meşhur İbn Ezraİbn Gabriel ve hatta Cordobalı Moiz’in ‘Kabala’ ile ilgili eserlerini okudu ve yorumlar yaptı. 

Sorgulamayı en temel noktaya koyan bir hahamdı. 

Ama bu tehlikeliydi. 

Çünkü Yahudi cemaati onun tanrıtanımaz bir insan olduğunu düşünmeye başlamıştı. 

Sinagog’tan kovuldu. 

Yetmedi 1656 yılında tören düzenleyerek cemaatten de aforoz ettiler. 

Peki ne yapmıştı? 
Kutsal kitaplardaki çelişkili ayetleri ortaya koyuyor, tartışıyor ve bütün bu bilgileri de açıkça ifade etmekten çekinmiyordu. 

Tanrı hakkında dedikleri Yahudileri rahatsız etmişti. Ona göre Tanrı, evrenin yasalarının toplamıydı. Yani bireysel değildi. 

Yani Tanrı evrenden bağımsız farklı bir varlık değil alemle iç içe olan ve hatta alemle bütünleşen bir varlıktı. 

Bütün bu düşünceleri Etika isimli kitabında mevcuttu ama o hayattayken basılmasına izin verilmedi. 

Spinoza, bugün Müslümanların en çok ve acil ihtiyaç duyduğu bir kavram hakkında da zihin yormuştu. 

Neydi bu?

‘Evrensel düzlemde ahlak’

Immanuel Kant da aynı sorun hakkında zihin yormuş ve şu sonuca varmıştı: 

‘Evrensel ahlak yasasını temellendirmenin zorunlu koşulu geometrideki gibi pratik alanda da sentetik A priori ilke bulmaktır’

Burada sanıyorum açıklamak istediği insan duyusu ve aklı ile örtüşen ama aynı zamanda da genellenebilen ve aynı zamanda başka zamanlara da aktarılabilecek olan bir bilgi türü. 

Spinoza ve Kant gibi bu konu üzerinde düşünen Müslümanlar ya da Müslüman düşünürler neredeler? 

Mezarda.

Neden mi? 
Çünkü Müslüman yöneticiler onları astırmışlardı. 

Bütün Yahudileri karşısına alan Spinoza asılmamıştı. Eceliyle ölmüştü. 

Tanrı’yı, Yaratıcıyı, Rabb’i sorgulamıştı. 

Tanrı evrendeki şeylerle iç içe olandı. 

Her şeyi kapsayan bir varlıktı. 

Peki ya insanlar? 

Cenazelerde hep duyduğumuz bir ayet vardır: O’ndan geldik ve O’na döneceğiz ( اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ) (Bakara156) 

Acaba Spinoza bu ayetin tefsirini yapsaydı ne derdi? 


‘Bütün insanlar da Tanrı’dan çıktı, O’nun bir parçası ve bütün insanların en sonda birleşimi Tanrı’yı bütünleştirecek (oluşturacak)’ mi derdi? 

Allahu alem. 

Belki de öyle derdi. 

O kadar siyaset, ekonomi, sınır ötesi operasyonu konuları varken bu konu da nereden mi aklıma geldi? 

Çok önemli dediğimiz bu konuları azıcık olsun düşünmediğimiz için birçok sorunu yaşıyoruz da ondan. 

Einstein da kendi Tanrı’sını tanımlamış: 

‘Var olanların düzenli uyumunda kendisini belli eden Spinoza’nın Tanrı’sına inanırım, insan eylemleri ve kederleriyle kaygılanan bir Tanrı’ya değil’. 

Peki sizin Tanrınız nasıl? 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerikSokrates ve Ziya Gökalp
Sonraki İçerikSon dakika: Düzce’de Deprem
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz