Cuma Hutbesi: Sakın Zâlimlerin Yaptıklarından Allah’ı Habersiz Sanma!

1
Mehmet Gündoğdu
Latest posts by Mehmet Gündoğdu (see all)

بسم الله الرحمن الرحيم

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ

Ey Resûlüm! Sakın zâlimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma! Ancak, Allah, onların cezasını, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”(İbrahim,14|42)

Ey Resûlüm! Sakın zâlimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma!”

Bu hitap Resûlüllah içindir. Bundan murat, Peygamberimizi (sallallahü aleyhi ve sellem), zâlimlerin yaptıklarından Allah’ı (celle celâlühü) habersiz sanmama konusunda uyarılarak, bütün zalimler tehdit edilmektedir. 

Bu hitap şekli, “ve sakın, müşriklerden olma!” (En’âm 6/14) meâlindeki âyet ile benzerleri kabilindendir.

Ayrıca şunu bildirmektedir: Bu iş, son derece sakınılması gereken o kadar önemli bir husustur ki, bu duruma düşmesi mümkün olmayan kimse bile bundan men edilmiştir.

Yahut Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), men edilmesi, onlara aldırmayıp kendilerini cezalandırmaması anlamındadır. 

Bu şekilde ifade edilmesi, mübalağa içindir ve bir de, böyle sanmanın, Allah’ın onların yaptıklarından habersiz bulunduğunu sanmak gibi olduğunu bildirmek içindir.

Zira yaptıklarını bilmek, mutlaka onların cezalandırılmasını gerektirmektedir. Şu halde eğer onlar cezalandırılmayacaksa, bu cezayı gerektiren onların kötü amellerinden habersiz olmaktan dolayı olur. Bu, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) için teselli, kuvvetli bir vaat ve kâfirlerle diğer zâlimler için de pek ağır bir ceza vaadidir.

Yahut bu âyetin hitabı, onların acilen cezalandırılmalarını isteyen, yahut Allah’ın (celle celâlühü) sıfatlarını bilmediği için onlara mühlet verildiğine aldanıp da hiç cezalandırılmayacaklarını vehmeden herkes içindir.

Bir görüşe göre de âyetin mânâsı şöyledir: Sakın sanma ki, Allah onlara, yaptıklarından habersiz olanın yaptığı muameleyi yapmaktadır; hayır, onların amellerini muhafaza edenin ve onların küçüğünün de, büyüğünün de karşılığını verenin muamelesini yapmaktadır.

Burada zâlimlerden murat, özelde Mekke halkından, genelde bütün insanlardan; Allah’ın nimetlerine nankörlük etmek, kavimlerini helâk yurduna sürüklemek veya sürgün etmek, Allah’a ortaklar koşmak gibi kötülükleri sayılan kimselerdir.  (Ebus-Suud ve Kurtubî Tefsirleri)

Öte yandan müslüman kâfir ayırımı yapmaksızın zulmü her kim yaparsa yapsın zulüm yapanların ve arka, destek çıkanların  cezasını mutlaka çekeceğini açıkça belirtmiştir (Zilzal,99/7-8).

Nitekim bir ayette de;

وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللَّهِ مِنْ أَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hûd, 11/113)

Yüce Kitabımız Kur’an’da zulüm, biri inanç diğeri de ahlak alanında olmak üzere, iki anlamda kullanılmaktadır. 

Bunlardan inanç alanında olan zulüm Kur’an’da, şirk, küfür, inkar, yalanlama ve benzeri anlamlara gelmektedir (En’âm, 6/68, 93; Tevbe, 9/23; Enbiyâ, 21/2-3, 5; Hacc, 22/52-53; Zümer, 39/32). Bu anlamdaki zulüm, doğrudan inanç konusuyla ilgilidir. 

Zulmün ahlaki boyutu ile ilgili olanı ise; haddi aşmak, başkasının hakkını hukukunu ihlâl etmek ve çeşitli gayrimeşru yollarla, zorbalıkla başkasına malına, canına ve kişilik haklarına zarar vermek anlamını ifade etmektedir.  Bu anlamda zarar verme, daha çok günlük yaşantımızdaki insani ilişkilerde ortaya çıkmaktadır.

Biz de burada geniş olan zulüm konusunun yukarıda mealini verdiğimiz ayette de belirtildiği üzere daha çok insani ilişkilerdeki boyutuna kısaca işaret edelim istedik.

Zulmü haram kılan yüce Rabbimiz, zulmedenlere meyletmenin de yanlışlığına işaret ederek açıklamaya çalıştığımız yukarıdaki ayette; “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur…” buyurarak bizleri uyarmıştır. 

İşte bizler bu uyarıya kulak vererek zulüm yapmak şöyle dursun zulüm yapanlara meyletmekten bile uzak durmalıyız. 

Ayet-i kerimedeki zulmedenlere meyletmek; onların arzularına boyun eğmeyi, onlarla beraber olmayı, dalkavukluk etmeyi, onlardan mefaatlenmeyi, yaptıkları zulme rıza göstermeyi… ifade eder

Çünkü zulmeden kimse çevresinin ve yandaşlarının yardımıyla zulmetme imkânı bulur. 

Burada kendimizi şöyle bir hesaba çekelim. 

Acaba bizler, kendimiz başkalarına zulüm anlamına gelecek davranışları yapıyor muyuz? 

Eğer cevabımız; ben zulüm anlamına gelecek bir davranışa sahip değilim diyorsak, acaba zulmedenlere meylediyor muyuz? 

Onlara yardımcı oluyor, destek çıkıyor muyuz diye de kendimize sormamız lazımdır. 

Eğer zulmedenlere destek olabilecek davranışlarımız varsa hemen bunlardan vazgeçmeliyiz. İyi niyetle de olsa, zalimlere meyletme anlamı taşıyan davranışlarda bulunmak dinimizce yasaklanmıştır.

1 Yorum

  1. bir topluma zulm edip ondan sonra da ağızlarından hamdolsun inşallah gibi sözcükleri sık sık kullananlar yok mu işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
    onlar bu dünya da kendilerine ve yanındakilere müreffeh bir hayat yaşatabilir ama bilsinler ki onları ahirette elim bir azap bekliyor.
    Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.(nebe40.ayet meali)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz