Cumhuriyet tarihinde cami yakma yalanları ve azmettirici imamlar…

0
Latest posts by Cafer Gezek (see all)

Bu ülke ne çekiyorsa birilerinin kendi çıkarları için toplumun değerlerini inançlarını hiç gözünü bile kırpmadan ve sonuçlarını düşünmeden kullanmasından çekiyor. Öyle ki, kanla dolu yakın tarihimizden bile ders almıyoruz alamıyoruz maalesef. 

Önce gezi eylemlerine katılanlara ‘sürtük’ diyen AKP’li Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra partisinin Kızılcahamam kampında yaptığı konuşmada da eylemciler için “Camilerimizi yaktılar” iddiasında bulundu. Sayın Cumhurbaşkanı bu iddiasını neye, hangi kaynağa dayandırarak yaptı ve hangi cami yakıldı tabi ki bilmiyoruz. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanının bu iddiasını yanlış bilgilendirilmiş olmasından dolayı dillendirildiğini temenni ediyorum.

Sayın Erdoğan’ın bu açıklamasının yankıları devam ederken Konya Şehir Hastanesinden acı bir haber geldi. Bir hasta yakını, Doktor Ekrem Karakaya’yı silahıyla vurarak öldürdü. Bu acı olayın ardından sağlıkçılar,Türkiye genelinde iş bırakarak sağlık personeline karşı uygulana şiddeti protesto etti. Ama yine Konya’dan korkunç bir ses yükseldi. 

Tarih tekerrür ediyordu. Yine bir imam yine bir Cuma hutbesinde birilerini hedef tahtasına oturtuyordu. 

Olay sonrası doktorlar 2 günlük iş bırakma eylemi yaparken Konya Selçuklu ilçesinde bulunan bir camide görevli olan imam A.G., doktorların görev bırakma eylemini Cuma Hutbesi’nde hedef almıştı. İmam konuşmasında “Sen gittin hastaneden boş döndün, iğne yapılacak, oğlun ölecek elinde. Doktor da dedi ki ‘Sen git grevdeyiz” Sen öldürmez misin, sövmez misin, dövmez misin? Buna fırsat vermeyelim ya. Herkes akıllı olsun kardeşim” diyerek adeta doktorları hedef gösteriyor, derdine çare bulamayan herkese kanlı bir çözüm yolunu işaret ediyordu. İmamın bu korkunç videosunu sosyal medyada gördüm ve inanmak istemedim. Tekrar tekrar izledim. Yetmedi, acaba ben mi yanlış duyuyorum diyerek telefonuma kulaklık takıp yeniden dinledim. Evet bir imam bir meslek grubunu işaret ederek, adeta işinizi yapmıyorlarsa öldürün demeye getiriyordu. Bu tüyler ürperten ses sonrası düşündüm ve kendi kendime sordum “Bu ülke, bu devlet, bu kamu çalışanları, bu insanlar geçmişten hiç mi ders alıp akıllanmayacak?”

Hal böyle olunca bir yanda Cumhurbaşkanının cami yaktılar iddiasının, diğer taraftan da bir imamın adeta azmettiren Cuma Hutbesi gölgesinde Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki cami yaktılar yalanlarını ve okudukları Cuma hutbeleri ile kan döktüren imamları sizin için şöyle bir derlemek istedim. 

1930 Kubilay Olayı…

23 Aralık 1930 sabahı, genç cumhuriyetin genç bir subayı olan Mustafa Fehmi Kubilay, sabah namazından sonra ellerinde yeşil sancakla bir camiden çıkıp, ilçe meydanında sayıları artan, şeriat yanlısı sarıklı cübbeli meczupların kurbanı oldu. Tekbir sesleri ile şeriat isteyen kalabalık yedek subay öğretmen Kubilay’ı ve yanındaki iki askeri şehit ettiler. Bu belki de genç cumhuriyete ve onun yetiştirdiği değerlere karşı camileri kendine kalkan yapan cehaletin ilk meydan okuyuşuydu.

Hiç bitmeyen ve yeni yıl kini aşılayan hutbeler…

Camilerde okutulan hutbeler arasında bir klasik oldu artık yeni yıl kutlamaları düşmanlığı. İslam inancı kardeşliği iyiliği öğütlerken, cuma hutbelerinde yıllar boyunca gerek yeni yıl kutlamaları gerekse Hristiyan vatandaşlarımızın inançları, örf ve adetleri kötülenmekte. Tabi bunun her yeni yıl yaklaştığında sokaklara yansımalarını da görüyoruz.

Oysa şöyle tarihimize bir bakılsa, yıllarca birçok Osmanlı bürokratının ve saray mensubunun yanı sıra, 1856’da padişah Abdülmecit’inde, Fransız Sefiri’nin verdiği yılbaşı balosuna katıldığı görülecektir. Aynı tarihlerde İstanbul’da ortaya çıkan Avrupalı diasporayla bu kültür İstanbul elitleri arasında da yayılmıştı.

Ve gelelim en kanlı Cuma Hutbelerine… 

1978 Maraş Katliamı…

Ülkenin sağ sol, Alevi Sünni diye kutuplaştırılıp birbirine kırdırılmak istendiği günlerde, Kahraman Maraş’ta kirli, kanlı oyununu sahnelenmek üzere gizli bir el çoktan planını yapmış ve adım adım o planı uyguluyordu. Bu planın bir sacayağını da tabi ki de camiler oluşturuyordu.  

22 Aralık 1978 günü Kahraman Maraş Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız cuma vaazında “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz” dedi.

Bu hutbenin ardından, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kitle kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Çatışmalarda 3 insan öldürüldü. Aynı gece Sünni mahallelerinde “ertesi gün solcu Alevilerin silahlı saldırı yapacağını” anlatarak kitlesel biçimde silahlanma sağlandı.

Günlerce süren ve tarihe Maraş Katliamı olarak geçen kanlı olaylar sonucunda, resmi verilere göre 120 kişi öldürüldü, 1000’den fazla kişi yaralandı, Alevilere ait 559 ev yakıldı. 290’a yakın işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre ise ölü sayısı 500’e yakındır. Şeyh Adil Mezarlığı’nda topluca defnedilen kurbanların defin yerinin tam olarak neresi olduğu ve defin tarihinde dini tören yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir.

1980 Çorum Olayları…

Maraş katliamının ardından yine bilindik o gizli güç bu sefer Çorum’da yine aynı senaryoyla halkın karşısına çıkmıştı. İzleri bugün halen çok taze olan olayların en şiddetli yaşandığı gün yine bir Cuma Hutbesi ile başlamıştı. Anlatılanlara göre, camilerde Cuma hutbesi okunurken, “Komünistler, Milönü’ndeki Alaaddin Camii’ni yaktı” bağırtıları duyuldu. İnşaatı henüz bitmemiş Alaaddin Camii’nde yangın yok ancak caminin minaresine kum torbalarıyla mevzilenmiş maskeli ve silahlı insanlar vardı. Bazı camilerin hoparlörlerinden, İslam’a el uzatıldığı anonsları yapılıyor ve Çorum da Maraş’a dönüyordu. “Kızılbaşlara Ölüm” sloganları atmaya başlayan kitle yolda çoğalarak Milönü’ne doğru yürümeye başlıyordu.

Tüm bunlar olduğu sırada; TRT radyosu Alaaddin Cami’ne bomba atıldığını duyuruyor. Sağ parti siyasetçileri ve devlet yetkilileri, “Çorum’da komünistlerin tezgahı var” açıklamaları yapmakla yetiniyordu.

1,5 ay kadar devam eden Çorum olaylarında, Cuma Hutbesinin faturası 57 kişinin öldürülmesi, 300’e yakın kişinin yaralanması ve bir o kadar ev ve işyerinin de tahrip edilerek yıkılması oldu.

Ve 2 Temmuz 1993…

Yine o gizli el yerel bir gazeteyi ve yine bir Cuma namazı çıkışını planlayıp kullanarak yakın tarihimize kanlı bir sayfa daha yazdı. 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yine insanlar katledilerek diri diri yakıldı.

Yani tarih gösteriyor ki, ne cami yaktılar söylemi ne de birilerini hedef gösteren Cuma Hutbeleri, belki küçük bir kitlenin gününü kurtarmak adına ekmeğine yağ sürse de bu ülkenin ve insanın bundan faydalanmadığı aksine zarar gördüğü ortada değil mi? O yüzden bu Kanlı Cuma Hutbelerinden ve cami yaktılar iddialarından ve politikalarında biran evvel vazgeçilmeli diye düşünüyorum.

KYK Borç Faizleri siliniyor. Sırada EYT mi var?

Kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan üniversite öğrencilerine müjdeyi verdi. Öğrenciler KYK borçlarının faizlerini ödemeyecek. Tabi Erdoğan’ın bu güzel haberinin ardından bu konuyu ilk dile getirerek tartışmaya açan, yani öğrencilerin borç faizlerinin silinmesini sağlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da twitter hesabı üzerinden bir paylaşım yaparak hem mizah yeteneğini konuşturdu hem de yeni hedefini açıklamış oldu. Kılıçdaroğlu yaptığı paylaşımla sanki AK partiye yaptırmak istediği yeni icraatın mesajını veriyor gibiydi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun EYT LOADING (yükleniyor) paylaşımı sosyal medyada trend topik (tt) olan başlıklardan biriydi. Kılıçdaroğlu, EYT sorununun çözülmesi konusunda etkili olabilir mi bilmem ama KYK borç faizlerinin silinmesini sağlayan tek adamdı bence.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz