Dedikodu

0
Latest posts by Psk. Dr. Ziya Doğan (see all)

Akıl ve ruh sağlığına önem verenler mutlaka dedikodudan mümkün oldukça uzak durmak gerekir. Bir toplulukta dedikodu ‘bilgi’ olarak paylaşılıyorsa artık orada ciddi sığlık ve kokuşma başlamıştır. Hele bu insanlar vizyon sahibi bir anlayışı temsil ettiklerini iddia ediyorsa nasıl savrulduklarından habersiz birer zavallı konumuna düşmüştür.

İnsan hadiseler karşısında sağlıklı bilgiye ulaşmak ister. Fitne döneminde bilgi, yerini dedikoduya terk eder. Böyle muğlak bir atmosferde kimin güvenilir olduğu önem arz ettiği gibi onun kendisine ulaştığı haberleri süzgeçten geçirmeden nakletmesi bile basiretsizliğini ortaya koyar. Bu açıdan her kim olursa olsun size ulaşan haberi temkinle karşılayın.

İnsan bulunduğu şartlar muvacehesinde tedbir almalıdır. Arakan, Doğu Türkistan, Filistin, Yemen, Suriye, Libya, Sudan gibi yerlerde şerri üzerine çekecek hallerden uzak durmalıdır.

Sempati duyduğu kesimden ötürü cadı avına maruz kalan dini, siyasi ve ideolojik anlayışa sahip kişiler meseleyi cedelleşme üzerinden daha fazla zora koşmamalıdır. Zira ortada denge olmadığı için ölçüsüz mukabele ve zulme maruz kalabilirsiniz.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim kitlesel linçe maruz kaldı. Hz. Musa ve ona tabi olanlara toplu katliam kararı alınır. Yasin süresinde belde halkına tebliğ için gelen resullere destek veren, Habib’i Neccar olduğu söylenen zat hem de kendi halkı tarafından linç edilir.

Tüm dünyadaki zulümlere karşı karakter sahibi insan eliyle, diliyle ve kalbiyle tepki gösterir. Lakin şartlar müsaade etmiyorsa sadece kalben buğz etmeyi ihtiyar edebilir. Bu hususta başkaları diliyle tepkisini duyurabilir. Herkes kendi konumunda tavrını belirleyebilir.

Bizler için diğer emsal ise Hz. Yusuf’tur. Mısır’daki taciz ve haksızlıklardan nasibini alan Yusuf şartlar müsaade etmediği için hakkını savunamamış ve pasif tepki göstermiştir. Tacizi kabul etmeyerek, hapishaneyi tercih etmesi buna misaldir. Rüya tabiriyle eline geçen fırsatı kullanmış ve aktif tepkide bulunmuştur. Mısır Meliki davanın geriye dönük soruşturulmasını emreder. Hazine bakanı olduğunda devletin içinde bulunduğu küfürden ziyade kendi yetki alanına giren bölümü ıslah ederek, diğer kademelere emsal olmuştur. Bu şekilde halkın terbiye edilmesine referans konumuna bile gelir. Zira zahirenin israf edilmemesi, ihtiyaç dışı israfın önlenmesi, kanaat kültürünün yaygınlaşması, emanetin ehline verilmesi, affetme kültürü, iffet sahibi olma vb. uygulamalar Mısır halkının birçok hastalığına merhem olmuştur.

Bizler dürüst olduğumuz ölçüde bir şeyi gizlemek zorunda kalmayız. Üzerimize vazife olmayan konulara merak salmayı bırakmalıyız. Bu hususların bize dedikodudan başka bir şey vermediğini artık görmeliyiz. İçi boş kütüklere vaktimizi israf etmemeliyiz. Özellikle siyaset, spor, magazin gibi alanlara 15 dakikadan fazla zaman ayırıyorsak çok kalitesiz ve sığ olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Dini bir mesele için yeni bir bakış adına her gün veya her hafta bir konunun müzakeresi zihnimizde dolaşmıyorsa şayet eski zatların kitaplarıyla avunan, “promosyon bir insan” olduğumuzu aleme deklare etmişizdir.

Allah bizi abes bir hayat yaşamamız için yaratmadı. Her gün binlerce yalan söyleyen siyasilerin dedikodularını dinlemek ve yaymak için de yaratmadı. Bize lazım olmayan dini, siyasi, ideolojik, sportif ve magazinsel dedikoduların peşinde koşmamız için de yaratmadı.

Her gün insanımız TV, Facebook, Twitter, Instagram vb. karşısında adeta tecavüze uğruyor. Zihnini körelten bir yığın gereksiz konuya merak salarak, onu çöplüğe mahkum ediyor. Bazı şeylere karşı Hz. Yusuf gibi tavır belirlemediğimiz için savrulup, gidiyoruz.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz