Deva Partisi yeni duvarın örülmesinde yer alıyor mu?

0

Duvar örülmesinden kastım sizin bildiğiniz o meşhur duvar değil. Onu da hatırlatacağım ama önce ‘yeni duvar’dan neyi kastettiğimi açıklayayım. 

Ülkelerin sınırları ve sınırları içindeki güvenlik ve barış ortamı ülkenin duvarlarıdır. Bugüne kadar olan bu duvar anlayışı ‘öteki’ni yok sayarak oluşmuştu. Adeta ülkemiz hem sınırları dışındaki ülkelere duvarlarını örmüştü hem de kendi içindeki coğrafi bölgelere. 

Hatırlayın ‘Kart, Kurt, Kürt’ söylemi de bu anlayışın en ileri boyuttaki gayri insani söylemiydi. 

Bir bakıma ötekine rağmen yaşama ve bu yaşam inadını da sürdürme vardı. Gerçi hala daha bazı kalıntıları olsa da bu sığ anlayışın yıkılarak ‘yeni bir duvar’ örülmesi yönünde kararlar alınmışa benziyor. 

Hala daha bazı kalıntılar derken de Kürt vatandaşlara yönelik insanlarda var olan düşünceyi, yaklaşımı ve anlayışı kastediyorum. 

Her Kürt vatandaşımız PKK yanlısı değil önce bunu bir kabul edelim. 

PKK Terör örgütünün yaptıklarını kimse tasvip etmiyor. Tasvip etmek de zaten mümkün değil ama sanki her Kürt PKK’yı destekliyor anlayışına bürünürsek çok zarar görürüz. Ayrıca bu da hakkaniyetli bir sonuçlama olmaz. 

Şimdiye kadar hakim olan bu anlayış artık değişiyor zaten de değişmek zorunda. Ülkemizin geleceğini düşünüyorsak bugüne kadar olan hakim anlayıştan farklı bir anlayışı ortaya sermemiz gerekiyor. 

Açıkça söylemek gerekirse bu yeni anlayış ilk başta bahsettiğim ‘yeni duvar’. 

Bu yeni duvarın örülmesinde en etkin siyasi yapı da Deva Partisi. 

Deva Partisi Ali Babacan’ın gazetemize verdiği röportajda kullandığı iki kelimeden yeni duvarın sinyallerini anlamıştım. 

‘Eşit Vatandaşlık’. 

Ali Babacan Van’daydı. 

Partisinin il binasının açılışında konuşma yaptı. 

Kürt vatandaşların devlet bazındaki konumlarına ilişkin çok önemli açıklamalar yaptı. 

‘Bu iktidarın reddettiği, çözemediği Kürt meselesi yakında ayaklarına dolanacak. Dolanıyor da. Biz ise iktidara gelip inşallah bunu çözeceğiz. Çünkü meseleyi biliyoruz. Demokrasi içinde çözeceğiz. Meşru yollarla çözeceğiz. Siyaset eliyle çözeceğiz. Devleti Kürt meselesinin çözümünün bir parçası haline getireceğiz. Ağıt sesini adaletle dindireceğiz. Bu yolda, kandan, gözyaşından beslenen hiç kimseye de geçit vermeyeceğiz‘.

Ali Babacan’ın cümlesi konunun çözümü açısından çok önemli. Bu öneminin de ötesinde Kürtler konusuna dair devleti de konunun içine alan böyle bir demecin verilmesi bende çok farklı pencereler açılmasına sebep oldu. Ak Parti’nin ilk iktidara geldiği dönemdeki gibi sorunları teşhis ve bu sorunlara yönelik en keskin çözümleri sunmaya benzer azim ve kararlığı gördüm. 

Ali Babacan sadece bugüne dair değil geleceğe dair olan sorunlara da önemli çözümleri cesurca ortaya koyuyor. 

Babacan’ın bu tutumu ülkesini düşünen ve ülkesinin geleceğine gönül vermiş her seçmende çok önemli etkiler bırakacak, bırakıyor da. 

Gelelim tuğla-duvar meselesine. 

Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu daha sonra kitaplarda da kayıtlara geçmiş olan bir diyaloğu aktarmıştı. 

Uğur Mumcu’nun katillerinin bulunmasına yönelik olan talebine ilginç bir cevap gelmişti. 

‘Bir duvar örülüyor. 
Bir tuğla çekin duvar yıkılsın’. 

O zaman örülen duvarla bugün örülen duvar çok farklı gibi geliyor bana. 


Ali Babacan’ın üstlendiği bu ağır görev de yeni duvarın inşası. 

Geleceği kimse bilmiyor ama benim gördüğüm yeni örülen duvarda Deva Partisi birçok tuğlanın ve taşın altına elini sokuyor. 

Risk alan, kazanır. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Önceki İçerikYeni Bir Salgın Kapımızda: Sesimizi Duyan Var mı Acaba?
Sonraki İçerikYeni dönemde kimi cumhurbaşkanı görmek istersiniz? Ben kendi adayımı açıklıyorum
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz