Devlet-i Ebed-Müddet ve Siyanür

1

Yukarıdaki başlık içimi acıtıyor.

Duyduğumuz haber daha yeni:

Erzincan’daki altın madeni işletmecisi Anagold Madencilik sahasında boru patladı, Fırat Nehri’ne tonlarca siyanür aktı, nehir şimdi kıpkızıl akıyor iddiası bu.

Devletimizin mümtaz yetkilileri ve madencilik şirketi temsilcileri bunu yalanlamak, tehlikenin bu boyutta olmadığını kanıtlamak için seferber olacaklar belli ki. 

Milleti inandırma, ikna etme manasına başarı şansları yüzde 99’dan fazla

Medya organları ellerinde, zaten bu tür haberleri umursamayacak duyarlılık mertebesindeki necip milletimizi ikna etmek çocuk oyuncağı. Unut gitsin, hiç olmamış say. 

Tıpkı bundan önce vukua gelen onca korkunç olayda olduğu gibi.

Geçen yıllarda da Kelkit Vadisi’nde ırmak simsiyah akıyordu. 

Çoktan unutuldu eyyy!

İda Dağı diye bir yer vardı, bilen var mı eyyy! 

Kaz Dağlarını hatırlayan kaldı mı eyyy!

İnsanına, milletine, vatanına sahiden değer veren, onu cidden önemseyen bir devlet için bu gibi rezaletleri unutturmak, hesabını sormamak ve asla bir daha tekrar edilmesini şiddetli yaptırımlarla önlememek mümkün bir durum mudur?

Güldürmeyin insanı durup dururken.

Çıldırır insan ya huu! 

Akıllara ziyan!

Geçen yılki Marmaris yöresi yangınından nasıl dersler çıkarıldı, neler yapıldı, devlet nasıl tavır aldı ve tedbirler geliştirdi ki aynısı daha yürek dağlayıcı şekilde tekrar yaşanabiliyor 21. yüzyılda? Yani bir yıl sonra… şimdi… şu an!

Ne söylemelidir bilemedim. Ne yapılırsa içimize bir nebzecik su serpilir acaba?

Devlet-i Ebed-Müddet diye yeri göğü inletenler nerede? Bilen var mı?

Onlar ne diyorlar bu sefil hallerimize?

Yoksa sadece lafla mı peynir gemisini yürütme kolaycılığındalar?

Dünyada ender rastlanabilecek boyutlara varan yağma ve talan düzenine destek olurken mi sadece kutsallarını koruma mermilerini hazneye sürmekteler? 

Bu yandaşlığın dışında söyleyecek sözleri, vatanın hakikaten bekasına matuf itirazları hiç mi yok?

Yüceler yücesi devletimizin bir çevre politikası yok, tarım politikası yok, şehirleşme, eğitim, meslekî veya yüksek eğitimi planlama; doğasını, su kaynaklarını koruma-geliştirme, iş çeşitliliğini ve güvenliğini planlayıp artırma, insan kaynaklarını değerlendirme, çocuklarını ve kadınlarını koruma, kimsenin tasallutuna maruz bırakmadan özgürce gelişmelerini temin etme vb gibi politikaları yok.

Hani şu alanda da örneklik edecek bir becerisi-planlaması var diye göstermeye kalksak; o da yok.

Bir ara THY büyük bir atılım içine girdi, bütün dünyada güvenilir hava yolları şirketleri arasındadır diye gönendik. Sonra onu da korkunç soygun oyunlarıyla batırmanın eşiğine getirdiler diye duyuyoruz şimdi.

Ülkenin en gözde ve büyük gelişme göstermiş, adeta ekonomimizin belkemiği durumundaki şirketleri Varlık Fonu kapsamında dar bir grubun talimatı, yönlendirmesi altında durmadan zarar ediyor, ettiriliyor. 

Sorgulayan yok!

Nerede bu kutsal devletçiler?

Halk açlıktan feleğini şaşırmış, toplumsal tesanüt ve suhulet param parça olmuş. 

Bu millet adına iş gören -maaşlı memur statüsündeki- bütün vazifeli ve yetkililere her türlü tasarruflarından dolayı sorgulanamazlık-dokunulmazlık zırhı giydiriliyor!

Haberiniz var mı eyyy!

En basiti, devletimizin koruması altındaki müzelerdeki hırsızlık ve yağma artık bütün şehirlerimize yayılmış! Yağmaya katılmayan memurun aklî melekesi bitik kabul edilir olmuş!

Bir şehrimizde müze müdürü, kendi koruması altındaki orijinal tarihi eserlerin imitasyonlarını yaptırtıyor ve orijinalleri çalıp götürüyor, uzmanlara gösterip değerini tespit edip kendi hesabına satacak.

Uzman diyor ki bu orijinal diye getirdiklerinizin hepsi sahte, bunlar orijinal filan değil.

Müdürün nevri dönüyor tabii. Bir sürü masraf etmiş sahtelerini yaptırtmış. O öfke ile kendinden önceki müdür hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

‘’Ulan hepsini nasıl becerip de sattın vicdansız, bana da bir şeyler bıraksaydın ya namussuz!’’ diye tabii. 

Başka ne için suç duyurusu yapmış olabilir ki bu tıynetteki adam?

Eyyy vatanım için ölürüm, her şeyim fedadır diyenler, Allah aşkına neredesiniz?

Bunların hiçbirini de mi görmüyorsunuz?

Bu nasıl ülkesine-milletine bağlılıktır böyle!

Hırsızlar ‘’Hişşşt, haydi!’’ deyince mi harekete geçeceksiniz?

İçim parçalanıyor. 

Siz nasıl rahatsınız böyle? Ne olur söyleyin de biz de bilelim!

O güzelim memleket altın arayıcılarına, madencilere, kaçak otel motel yapıcısı rantçılara, ulu orta her yerde beton sevici, köşe dönücü hovardalara, para babalarına peşkeş çekiliyor ve bitiriliyor!

Neredesiniz eyyy milliyetçilikte, ülke sevicilikte… sevmiyorsan terk et diye höykürürken mangalda kül bırakmayanlar?

Her Allah’ın günü planlanan yıkımla bir enkaz haline geliyor, getiriliyor memleket. Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor?

Bu kadar mı duyarsızsınız?

Bu kadar mı ruhunuzu öldürdünüz de bir mankurta döndünüz?

Yer yerinden oynamalı oysa?

Kıyametler kopmalı?

Babamın oğlu bile yapsa buna müsaade etmem diye bir ilkemiz, bir kırmızı çizgimiz olmalı oysa?

Neredesiniz eyy ruhu kirlenmemişler, bilinci körelmemişler?

Nasıl rahat uyuyorsunuz? 

Nasıl ve nerede saklanıyorsunuz?

Neredeeee?

Önceki İçerikSeçimlerde aday olmayacak..
Sonraki İçerikTürkiye – İsveç – Finlandiya Memorandumunun Türkçesi:
“Şarkta Olan Biziz ama Kurnazlığı Yapan Onlar”
Eğitimci, Oyun Yazarı ve Yönetmen ÖZGEÇMİŞ: 1954 Tirebolu doğumlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 34 yıl çeşitli liselerde Edebiyat Öğretmenliği ve Müdürlük yaptı. 4 yıl Kültür Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. ESERLERİ: Bir Poşet İstanbul Toprağı (Roman, 2012 Yunus Emre’yi Kim Öldürdü (Roman dosyası) Devlet Tiyatroları Repertuarına Alınan Oyunları (2012): Vah Güzel İstanbul Yunus Emre’yi Kim Öldürdü? Yaşamın Kıyısında Zirzop Kral Aldığı Ödüller: BASÜBADELMEVT oyunu Kör Sema Oyun Yazma Yarışması, Birincilik Ödülü NUH’UN AĞRISI oyunu Aydın Üstüntaş Jüri Özel Ödülü Yazdığı Diğer Oyunlar: Mutluluk Tarifleri, Kulüp Paragöz/ Anatolia Yolu / Yurdun Seni Çağırıyor Nazım/ Son Oidipus/ Savaş Devam Ediyor/ İyi Aileler İyi Çocuklar/ Bir Ateş Ver (Kahır Yolcusu Bir Zamane Dervişi: Ruhi Su), Melekut, Girdap Nasrettin Hoca’nın Biri Bir Gün (Çocuk Oyunu) Kuşlar Cumhuriyeti (Çocuk Oyunu) Gençlik Tiyatroları Festivallerinde kendi yazıp yönettiği oyunlarla ödüller almış; Yunanistan ve İsviçre’de bu oyunlarıyla turneler yapmıştır. Oyunları ülkenin birçok şehrinde amatör veya yarı amatör topluluklarca; üniversite-lise, ilköğretim tiyatro topluluklarınca oynanmıştır. 2013’ten beri Amerika’da yaşamaktadır.

1 Yorum

  1. bu topraklar moğol istilasından bu yana böyle bir yağma görmedi.
    hatta moğolların yaptığı yağma bile bugünkü yağmanın yanında zemzem suyu ile yıkanmış gibidir.
    moğollar en azından maddi olarak zarar verdiler.ama bugünküler manevi dinamikleri yerle bir ettiler.bilhassa gençlerin inançlarını imanlarını çaldılar.
    doymuyorlar doymayacaklar doymaları da mümkün değil.
    efendimiz s.a.v in buyurduğu gibi ağızlarını burunlarını gözlerini kulaklarını ancak toprak doyurur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz