Devletin aydınlatamadığı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır..

0

HDP Sözcüsü Ebru Günay, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Musa Anter davasının zaman aşımı gerekçesiyle üstünün kapatıldığını savunan Günay, şunları söyledi:

“Devletin aydınlatamadığı cinayet yoktur, aydınlatmadığı cinayet vardır. Dolayısıyla aydınlatılmayan her failli meçhul cinayette AKP iktidarı bu suça ortaktır, faillerle suç ortağıdır ve failleri korumaya devam ediyor. Apê Musa bilgeliğiyle, bıraktığı özgür basın mirasıyla Kürtlere ve ardıllarına yol gösterdi. Onun bize bıraktığı mirası sahiplenerek bu dosyanın kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Failler cezalandırılana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Apê Musa’yı saygı ve minnetle anıyorum. Ona söz veriyoruz; bu dava karanlıkta kalmayacak, failler hesap verecek. Bize bıraktığın mirasla bu olayı aydınlatacağız. Failli meçhul her cinayetin hesabını soracağız.

İran kadınları başta olmak üzere bütün dünya kadınları Jin Mahsa Amini’yi konuşmaya ve zulme karşı direnmeye devam ediyor. Ben de buradan Jin Mahsa Amini’yi anarak ve direnişi selamlayarak başlamak istiyorum. Amini’yi ve ardından saçlarını direnişin bayrağı haline getiren başta Kürt kadınları olmak üzere bütün direnen kadınları buradan selamlıyorum. Jin Jiyan Azadî’yi 21’in yüzyılın özgürlük sloganı haline getirenlere de buradan selam olsun.

Bu saldırgan ve faşizan tutum sadece İran rejimi tarafından uygulanmıyor. Bu topraklarda yaşayan herkes bu tür faşizan uygulamaların şahididir, tanığıdır, mağdurudur. Başından itibaren Amini’nin ahlak polisinin işkencesi sonucu katledildiğini söyleyen İran halkı, kadınların öncülüğünde günlerdir sokakta ve eylemler gittikçe büyüyen direnişlere dönüştü. Başta başkent Tahran ve Amini’nin doğum yeri olan Kürdistan Eyaleti olmak üzere ülkenin birçok yerinde caddeler trafiğe kapatılıyor, Amini’nin ölümünün aydınlatılması ve suçluların açığa çıkarılması talep ediliyor.

Mücadele deneyimimiz, faşizme karşı duruşumuz, ilkeli ve kararlı politikalarımız partimizi mevcut siyasi kirlenme içerisinde biricik ve vazgeçilmez hale getiriyor. Bu buluşmaların çoğuna ben de katıldım. Şu kadarını söyleyebilirim ki, özellikle Kürt kentlerinde partimiz rakipsiz bir şekilde yoluna devam ediyor. Türkiye’nin batısında da partimize yönelik ilgi her geçen gün daha da artıyor. Bunu sadece biz söylemiyoruz, son dönemlerde yapılan bütün anket sonuçları partimizin artan toplumsal desteğini açık bir şekilde gösteriyor.

Türkiye halkları yaşanan bütün krizlere ve kronik sorunlara ilişkin partimizin sunduğu çözüm önerilerine güveniyor, destek veriyor. Toplum, değişim istiyor ve bu değişimin öncü gücü olarak partimizi görüyor. Çıkar çevreleri ve iktidar elitleri istediği kadar partimizi yok saysın, yandaş ekranlar istedikleri kadar partimizi görmezden gelsin, karalama kampanyaları yürütsün, partimiz milyonların gündemindedir ve yüreğindedir.

Partimize gösterilen bu teveccüh Türkiye halklarının demokrasiye, özgürlüğe, eşitliğe ve esas itibariyle değişime duyduğu özlemin ve isteğin açık göstergesidir. Biz hakkımızda yürütülen karalama kampanyalarına, pazarlık ortamlarında üretilen senaryolara bakmıyoruz, kurulan kumpaslara, çıkarılan engellere de aldırmıyoruz; halkımızın talepleri, söylemleri, istekleri yolumuzu belirliyor. Partimiz doğru yoldadır, siyaset ve çözüm üreten yegâne adrestir.

Türkiye halkına her türlü zulmü uygulayan iktidar ve 90’lı yılların karanlık odaklarıyla iş çeviren sözüm ona muhalif çevrele, şayet bu söylemlerle toplumu kandıracaklarını sanıyorlarsa büyük yanılıyorlar. Halkımız bütün bu kesimlere gereken dersi 40 yıldır vermektedir. Bundan sonra da vermeye devam edecek. Partimiz bütün bu kesimlerin uykularını kaçırmayı sürdürecek.

AKP iktidarı ve küçük ortağı eliyle büyük bir ekonomik çöküş içerisine sokulan Türkiye’de halkın gündemi hiç şüphesiz geçim derdi, rekorlar kıran enflasyon, işsizlik, açlık ve yoksulluk. AKP’nin ve küçük ortağının kaybedeceği seçim yaklaştıkça rakamlar, veriler daha çok telaş haliyle AKP’ye, Saray’a uygun hale getirilmeye çalışılıyor. Bu acizliğinizi, yalanlar ve hilelerle dolu çalışma yönteminizi Türkiye halkları görüyor. Türkiye halkları gülerek, utanarak, söylenerek verdiği tepkilerle her şeyin farkında.

Türkiye’de kadınlar, gençler işsiz. İstihdam yaratılmıyor. Yandaşa, AKP antetli dilekçelerin doldurulduğu mülakatlar aracılığıyla iş sağlanıyor. Yaşatılan büyük ekonomik çöküşle beraber öğrenciler barınamıyor, emekçiler yüksek ev fiyatları ve düşük ücretler sebebiyle ev sahibi olamıyor. Ev sahibi olabilmek bir yana kirada dahi oturamayacak durumda olan, her an ev sahipleri tarafından evden atılma korkusu yaşayan milyonlarca emekçinin karşısına AKP iktidarı yine büyük puntolarla asrın projesi diyerek çıktı. Sosyal Konut Projesi’ni tanıttılar.

AKP’nin iktidar olduğu 20 yıllık süreçte Türkiye’de ev sahipliği oranı düşmüş, kiracı oranı sürekli artmıştır. Bu durumu yaratan kendileri değilmişçesine koca koca cümlelerle övüne övüne 250 bin kişinin ev sahibi olacağını anlatıyorlar. Peki, gerçekten öyle mi? İstanbul için hane geliri 18 bin TL altında olmalı, diğer iller için hane geliri 16 bin TL’nin altında olmalı. Yoksulluk sınırının 22 bin TL’yi aştığı, açlık sınırının 7 bin TL’yi aştığı Türkiye’de bu hane geliri sahipleri hem kira ödemeye devam edecek hem de ev kredisi ödeyecekler öyle mi?

AKP’nin Çevre Bakanı da utanmadan, sıkılmadan ‘Eşten dosttan biraz borç alsınlar, bir müddet dişlerini sıksınlar’ diye açıklama yapıyor. Halk zaten dişlerini sıkmış durumda merak etmeyin. O dişler sinirden, hırstan sıkılmış durumda. Halkı baş başa bıraktığınız bu açlık ve sefalet de siz gittikten sonra sizler gibi bu toprakları terk edecek. Türkiye halkları emeklerinin karşılığını eşit bir şekilde, adil bir şekilde bölüşerek alacak. Halkların Demokratik Partisi olarak bunun için mücadele edeceğimizin sözünü buradan veriyoruz.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz