“Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda İstihbaratına Karşı Önlemler” – II

2

Bir önceki yazımızda, ( https://ocakmedya.com/manipulasyon-dezenformasyon-ve-propaganda-istihbaratina/ ) harici olarak planlanmış “Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda” Temelli İstihbarat Operasyonlarına karşı “Temel Savunma ve Önlemler” konusunu işlemiştik. Ancak büyük bir eksiklik daha vardı birçok okuyucumuzun da bana sosyal medyadan ulaştığı üzere.  Hatta bu eksiklik ve atlanılmış konu “Harici Taarruz ve Operasyonlardan” daha tehlikeli, daha zararlı sonuçlara sebep olabilirdi.

“Milli ve Resmi / Gayri resmi sınırlar içinde – Ulusal ve Bölgesel – Kültürel – Tinsel, Lokal zeminler üzerinde, Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda temelli İstihbarat Operasyonları”

Çok kullanışlı, ivedi sonuç odaklı ve yaygın bir kazanım elde edebileceğiniz en isabetli operasyon türüdür. Kendi ülkenizde, halkınız üzerinde, ulusal, genel ve lokal olarak yapacağınız bir “Dezenformasyon – Manipülasyon” operasyonu neticesinde öne süreceğiniz propagandalar ile kendi çıkarlarınız – ideolojiniz ya da popülerliğiniz veya kendi hedefleriniz doğrultusunda elde edeceğiniz “Aslan Payı” hiç şüphe yok ki, bu operasyon türüyle kazanılır.

Oldukça ucuz, etkili ve kitlesel hareket bağlamında ise izleyebileceğiniz en uygun ve akıllıca yoldur. İhtiyaçlar Listesi, oldukça küçük ve kolay ulaşılabilir.

İlk ihtiyacınız olan “Taban – kitle ve yığınlardır”. Bu tabanın “fikirlerini – düşüncelerini – ideoloji ve beklentilerini” çok iyi analiz etmeli ya da küçük propaganda enjeksiyonları ile oluşmasına izin vermelisiniz. Bu biraz zaman ve emek ister. Ancak yan aparatlarla katalizör etkisi oluşturup, süreci hızlandırabilirsiniz. 

Sonraki adım bu tabanda belli bir fikir birliği oluşumunu destekleyecek “önde olan” , “saygı duyulan” ve “şüphe götürmeyen”kişi ve tüzel kişilerle birlikte bir güven halkası, güvenli bir alan oluşturmak ve bu alan içinde toplamış olduğunuz kitleleri “Manipülatif Bilgilerle” şişirmek olacaktır. 

Toplamış olduğunuz yığınların yetmeyeceği çok belliyken daha fazla kitlelere ulaşabilmek için sonraki yol ise “tarafsızlara ve eğitimsiz / yetersiz entelektüel donanımı” olan çoğunluğa nüfuz edebilmek için “bir medya ya da yaygın bir ağa” sahip olmaktır. 

Sahip olduğunuz medya ve yaygın ağlarla, ilk ortaya çıkartacağınız manipülatif bilgi; “mağdur olma – mağdur bırakılma”olmalıdır. Bu ajitasyon ile toplum içinde ki yukarıda dediğimiz “tarafsız – Apolitik ya da size karşı nötr” olan kitlelere de ulaşacak ve tabanınızı daha da büyütmüş ve yaymış olacaksınız.

Büyümüş olan yığınlarınız içinde; “Kemikleşmiş” bir kitleniz çok önceleri oluşmuş olduğundan, güvenli alan ya da kendi çemberiniz içinde yeni katılmış olan halk kitlesi de, onlar sayesinde sertleşmeye başlayacaklar. Ki bu zaten “doğanın tabiatı olduğu için” kendi kendine oluşacaktır. 

Bir sonraki unvan maçına artık hazır sayılırsınız. Tam olmasa bile ringe çıkacak kadar palazlanmış ve güçlenmişsinizdir. Beklentilerinizi düşük tutup, ilk maçta knock – out olduğunuzda ise atölye çalışması ile yapacağınız bir “dezenformasyon ve manipülasyon” çalışması ile kaybettiğiniz maçı, maç sonrasında “propagandaya” dayandırıp aslında kazanan çoktan siz olmuşsunuzdur.

Sonraki maça artık daha fazla taraftar, sizin için bağıracak – tezahürat edecek – bilet alacak ve korkmadan çekinmeden sizi savunacak bir kitleye sahip olarak çıkarsınız. Çünkü ilk maçta şike yapılmıştır ve herkes bundan çok emindir. Sizin yaşadığınız bu mağduriyet birçok maçı tarafsız izleyen insanı da yanınıza çekmekle kalmayıp, “bir şansı hak ettiğiniz” düşünen ciddi bir kitleyle birlikte ringe adım atarsınız. 

Yine mi mağlup oldunuz. Dert etmeyin. Mağlup olmak bazı koşullarda galip gelmekten daha çok kazançlıdır. Bu mağlubiyetinizi kazanca çevirmek çok daha kolay olacaktır. Çünkü bu sefer öncekine göre daha büyük bir medya ve tabana yayılmış, “dezenformasyon ve manipülasyona” dayalı bilgileri servis edecek bağlantılarınız vardır. Artık mahalli – lokal – kentsel bir hareketten çıkıp ulusal bir unvan maçına hazırsınızdır. Arkanızda sizin için seve seve canını dişine takıp mücadele edecek bir kitleniz vardır. Ve çokta heyecanlıdır. 

Sonraki eliminasyonu kazanmamak artık sizin için mucize olacaktır. Kazandığınız zaman ise artık kolay kolay hiçbir güç yoktur sizi o koltuktan ya da o unvandan uzaklaştıramayacaktır. Başa gelir gelmez kemikleşmiş kitleniz sayesinde daha da köklerinizi toprağa salacak, uzmanlaşmış olduğunuz “Dezenformasyon ve Propaganda” konularında size muhalif ve karşı olanları da bir bir kendi güvenli alanınızdan uzaklaştırmış olacaksınız. Size karşı “kırmızıçizgiler” ve “hassasiyetler” oluşturmuş yığınlarınızla da artık dokunulmaz, sorgulanmaz ve yargılanamaz bir boyuta geçerek tek hâkim olarak varlığınızı sürdürmeye, tamamen kendi fikir – düşünce ve ideolojilerinize göre davranma hürriyetine de sahip olmuşsunuzdur. 

Yine aynı yöntem “Dezenformasyon” çalışmaları ile size karşı düşünen ya da fikirlere sahip olanları medya ve yaygın ağlarınızla çok kolay “düşman – hain – devlet karşıtı” ilan ederek kolaylıkla “Kazanç” ve “Kazanım” sahnesinden de uzaklaştırma gücünüzde vardır. Üstelik buna itiraz edecek kimsede kalmamıştır. İtiraz edenlerde aynı kaderi paylaşacakları için yolunuz açık, ufkunuz berrak ve aydınlıktır. Oluşturduğunuz bu imparatorlukta artık karşınızda duracak hiçbir şey yoktur.

Size karşı tek risk, yine kendinizsinizdir. Herhangi bir sebeple oluşacak kitlesel travma sonucu, kendi içinizde bulunan kitlelerin bir anda aydınlanması ve taraf değiştirmesi dışında koltuğunuzu alabilecek hiçbir şey yoktur. 

Buraya kadar ulusal bağlamda, sıfırdan “Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda Temelli” çalışmaların, yarı teorik ve pratik çalışmasını inceledik. Bu tip sıfırdan ortaya çıkan sistemlere tarihte en güzel örnek “Alman NAZİ İmparatorluğudur.” Ve yakın tarihimizde kendi ülkemizde de buna benzer örnekler görmek mümkündür. 

Birde mevcut kitleler üzerinde “Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda Temelli Operasyonlar” vardır. Bunlarda oldukça kullanışlı, icrası kolay ve menfi çıkarlarınıza kısa yoldan ulaşmanızı sağlar. 

Belli bir kitle üzerinde, sahip olduğunuz medya ve ağlarla servis edeceğiniz, laboratuvarda oluşturulmuş, dezenforme edilmiş bir bilgi ile ciddi bir tabanı hareketlendirebilirsiniz. 

Ya da size karşı yayılmış – paylaşılmış ve en alt tabana kadar ulaşmış gerçek ya da sahte bir bilgiyi yine aynı yöntemle dezenforme edip o bilgiyi sarsabilir, kendi kitleniz içinde onun gerçek olmadığı konusunda ispatlı ve delilli (!!!) metotlarla düşürebilirsiniz. 

Bir halk hareketinde, kendi kitleniz için kutsal sayılan yerlerde saygısızlık yapıldığını iddia etmek o halk hareketine karşı kendi kitleniz içinde bir “nefret ve kin” temelli görüş uyandırabilir. İspat etmeniz ya da etmemeniz çok mühim değildir. Size inanan bir kitle vardır ve bu tehlikeli kıpırdanmaya da zaten hazırdır. 

Ya da kendi fikirlerinizle paralel, gönül birlikteliği yaptığınız kişi ve tüzel kişilere karşı ortaya çıkmış bir karşı kampanyada medya ağınızı kullanarak kendi tabanınıza ulaşabilir ve onları sizin masum olduğunuza dair kesin ve tartışmasız bir şekilde ikna edebilirsiniz. Elinizde belgeler vardır çünkü. Belgelerin nasıl oluştuğu, size nasıl geldiği ya da nasıl servis edildiğinin hiçbir önemi yoktur. 

Kimlik ya da tercihler sebebiyle bir “mağdur ve mazlum” ajitasyonu oluşturup, bunu kendi ağlarınızda yayıp, o fikir ve yaşam tarzını benimsememiş insanları o kitleler etrafında toplayabilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan tek şey, “kirletilmiş – üzerinde oynanmış bilgi kırıntısı” ve “sağlam bir propaganda politikasıdır.” Siz o tip bir yaşam tarzında olmasanız bile o kitleler, muktedir güç olana karşı ciddi bir direnişi rahatlıkla oluşturabilir ve bunu da kendi çıkarlarınıza göre yönlendirebilirsiniz. 

Günümüzde, içinde bulunduğumuz ve bu tip operasyonlarda çok yaygın bir aparat olan “Sosyal Medya” çağında, maaşlı ya da gönüllü olarak kadrolaştıracağınız sayıları binleri geçen personel ile rahatlıkla sizi savunan ya da karşı tarafa zarar verecek bir “sosyal başlık” açarak, bu personellerle o başlığı “Dezenforme ve manipüle” edilmiş bilgilerle besleyip, gündeme sokup istediğiniz sonuçları sosyal medyada nefes alıp veren ve o başlıkları “gerçek gündem” sanan bu topluma kabul ettirmeniz çok çok kolaydır. Halk deyimi ile bu kadrolara “Troller” de denilmekte ve oldukça moda bir sektör durumundadır. Bu tezi örneklersek eğer “Arap Baharı” , “LGBT Eylemleri” ve Osmanlı Ocakları Eskişehir İl Başkanı olduğu iddia edilen bir kişinin, “Sosyal Medyada 200.000 kişilik ordumuzun ben yönetimindeyim… Ne mücadelesi veriyoruz biliyor musunuz? 2023 mücadelesi veriyoruz. Çünkü o günü almalıyız. O gün bizim günümüz. Recep Tayyip Erdoğan’ı tekrar bu davanın başına, ümmetin başına getirmeye, onu lider yapmaya ve Devlet Bahçeli ile beraber bu ülkeyi tekrar yönetmek için, yönettirmek için onların önünde ordu olmaya kefenli liderin, kefenli askeri olmaya ant içtik.” ( https://twitter.com/i/status/1479814853430857738 ) açıklamalarını rahatlıkla verebiliriz.

Çok basit bir örnek daha vereyim; Sokak Hayvanları / Başı Boş Hayvanlar konusunda şu an toplumumuzda iki farklı görüş bulunmakta. Sokak hayvanlarının da yaşam hakları olduğunu savunan bir kitle ve bir de bundan mustarip, çeşitli yapay ya da gerçek travmalara bağlı olarak durumdan şikâyetçi olan iki kitle karşı karşıya. Her iki kitleyi incelediğinizde bir fark ortaya çıkmaktadır. Sokak Hayvanlarından taraf olan kitle; Seküler bir yaşam tarzına sahipken bundan şikâyetçi olan kitle Muhafazakâr bir fikre sahip. Bu nasıl oluştu? Neden “yaşam tarzına bağlı olarak” böylesine bir konuda toplum ikiye bölündü? Oysa bu hiç mantıklı durmamaktadır… 

Cevap basittir aslında; Kitleler kendi içlerinde, kendi fikirlerine göre bilgi ve haber servisi yapan medya ve ağ oluşumlarının, servis ettikleri “Dezenforme ve manipüle edilmiş” gerçek dışı bilgiler ve bunların yayılması ile. Bu komik ayrışmada diğer önemli husus ise her iki kitlede sadece kendi fikirlerine uygun medya gruplarını takip edip, izleyip onları gerçek sayıp, tek doğrunun ve doğruya çıkan tek yolun o olduğunu düşünmesine bağlı olarak. Bir sokak hayvanı birine saldırdığı zaman bir medya grubu bundan mağdur olanı insan gösterirken diğer medya grubu mağdur olanı hayvan olarak gösterir. Ve seçici izleyici kitlesi de bu haberin doğru olduğundan asla şüphesi olmadığından gerçek onlar için tek, tartışmasız ve yegânedir. Ve ilkel bir dürtü ile bu konuda bile ayrışma “ideolojik” tabanlı olarak basit bir şekilde aynen böyle şekillenir. Evet, komik ama gerçek…

Sadece sokak hayvanları değil ülkenin içinde bulunduğu sosyal – ekonomik haber ve paylaşımları içinde aynıları geçerlidir. Bir medya ve ağ grubu bu durumdan inanılmaz şikâyetçi haberler yaparken diğer gruplar bundan son derece mutlu haberler servis eder. Ve kendi kitleleri de buna göre ayrışır. Kemikleşir ve hatta birbirlerini “yalancı ve sahtekâr” olmakla suçlayıp, alaya alırlar. Hatta bilenir ve ciddi kutuplaşmaya sebep olup, aileler arasında bile ayrımlar ortaya çıkar. Her iki grubunda iddiası doğrudur ve diğeri “kandırılmış – sahtekâr ve yalancıdır.”

Her iki medya grubunda da aynı haberin işleniş tarzı ve yordamı ile kendi kitlelerini birbirlerine düşman – kanlı bıçaklı halede işte bu yöntemle rahatlıkla getirebilir. Tehlikenin boyutu, yazımızın başında dediğimiz gibi işte bu kadar büyük ve karanlıktır. Bir iç savaşa kadar götürebilir bu semptom.

Peki, bununla nasıl mücadele edebilir? Bu tip “Dezenformasyon – Manipülasyon ve Propaganda Temelli İstihbarat Operasyonlarına” nasıl karşı koyabiliriz?

İlk ve en temeli; “Medya Okur Yazarlığı” konusunda kendimizi – çevremizi ve toplumumuzu eğitmekten geçer. Fikir – Düşünce ve İdeolojiniz ne olursa olsun (Ki her fikrin karşı bir fikri olduğunu düşünürsek) ilk adım atmamız gereken çalışma budur. Bu olmalıdır. Bu konuda online ya da yüz yüze eğitim kurumları (bazıları ücretsiz) mevcuttur. 

İkincisi; Bir haber ya da paylaşımı hemen ve körü körüne inanıp peşinden gitmemekte çok önemlidir. Zaman zaman bu tuzağa bende düşüyorum ancak bir süre sonra hemen karşıt haber servislerini incelediğimde o haberin gerçek ya da gerçek dışı olup olmadığı kolaylıkla ortaya çıkıyor. 

Elbette ki herkesin bir ideolojisi ve fikri var ve bunu beslemek – konuşmak – yaymak ve paylaşmakta herkesin anayasal ve kanunlarla korunan hakkıdır. Muhakkak ki bu görüşlere uygun medya ajanslarını takip etmek istersiniz ancak siz; “Haber mi almak istiyorsunuz” yoksa “kendi fikir ve düşüncelerinizin daha da bilenip, daha da sivrilmesini mi istiyorsunuz” önce buna karar vermelisiniz. Eğer haber almak istiyorsanız bunu tamamen tarafsız ve sizinle çıkar / beklenti hedefleri olmayan medya yayınlarını takip ederek öğrenebilirsiniz. Eğer tercihiniz diğeri ise zaten şuan ülkemizde bulunan her medya grubu bunu siz isteseniz de istemeseniz de yapıyor. Hatta siz farkında olmadan yapıyor. 

Herhangi bir fikre ve ideolojiye bağlı kalmadan bir ağın size verdiği haberin “kesinlikle doğru” olmadığını düşünerek takip etmeye başlamak, bu fikri kendi içinde oluşturmak, filizlenmesine izin vermekte sizi bu konuda aydınlatabilir. 

Yazımızı “Propaganda Politikasının Atası” olarak kabul edilen Alman NAZİ İmparatorluğunun ikinci adamı, Dr. J. Gobbels’in bir sözü ile bitirelim; “Bana vicdansız bir medya verin, bende size bilinçsiz bir halk vereyim…”

2 YORUMLAR

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz