Enes Kara’nın katillerini açıklıyorum

0
Latest posts by Psk. Dr. Ziya Doğan (see all)

Merhum Enes ve kaderdaşlarını yazmamak için bekledim. Sonra dayanamayıp yazmaya karar verdim.

Ne yazık ki bu tip esef verici olaylar son dönemlerde çoğaldı.

Son kurban Enes Kara.

Enes, 20 yaşında.

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi.

İntihar etti!

Merhum Enes, geride -intihardan yaklaşık bir ay önce çekmiş olduğu- bir video ve bir de arkadaşına bırakmış olduğu mektup bıraktı.

Videoyu kaç kez izlemeyi denediysem başaramadım, izleyemedim. Kalp dayanamadı.

Videoyu izleyenlerden ve arkadaşına yazdığı okuyanlarda öğrendiğim kadarıyla merhum Enes; yaşama sevincini kaybetmiş. Kaldığı cemaat yurdundan memnun değilmiş. Oraya ait olmadığını ifade etmiş. Yurttaki uygulamalar ona göre değilmiş. Bu uygulamalardan mutsuz ve huzursuzmuş. Gelecek kaygı yaşıyormuş. Kaldığı yurdu da, okuduğu bölümü de kendi tercihi değilmiş. Aile baskından dem vuruyormuş vb.

Kahredici olay duyulunca ülkenin gündemine oturdu ve koca ülke ikiye mahalleye bölündü.

Her iki mahallenin ortak noktası siyasi rant oldu.

Her iki mahalle içindeki kini, öfkeyi ve nefreti fütursuzca kustu.

Mahallelerden biri bu trajik intiharın ardında yapılan yorumlara “dine saldırıdır” deyip tezgahına yeni müşteriler eklemeye gayret etti.

Kendini solcu-liberal-ilerici olarak tanımlayan diğer mahalle ise “Tüm tarikatlar kapatılsın, Tüm cemaat yurtları kamulaştırılsın” deyip yandaşlarına göz kırptı.

Elbette bütün bunların toplamında ülkenin sosyolojisini görmek mümkündür. Bu sosyolojinin birçok problemleri var. Sosyolojik problemlerin yansımalarını bu tür olaylarda en açık şekilde kendi göstermektedir.

Merhum Enes’in intiharı ile ilgili olarak; eğitim sistemi, siyasal kültür, birey- din ilişkisi, bireyleşme sorunu ve aile yapısı ilgili çok yönlü sorunlar var.

Çok yönlü ve kurumsal olarak ele alıp analiz yapılması gerekirken boş gündeme kurban edildi.

Oysa Enes’in intiharı, birçok farklı uzmanlıkları gerektiren hassas bir konudur. Psikologların, Psikiyatristlerin, Sosyologların, Kültür Bilimcilerin ve Teologların bir araya gelerek çözümler ortaya koymaları gerekirdi.

Sorunun temelinde ülkedeki cemaat ve tarikat yapılanması olmakla birlikte –bana göre- en büyük suç devletindir.

Çünkü devlet, vatandaşını korumakla mükelleftir.

Bakın.

2020/2021 yılı itibariyle Türkiye’deki üniversitelerde örgün öğretimde (birinci ve ikinci öğretim) okuyan öğrenci sayısı 3 milyon 801 bin 294.

Aynı döneme ait özel ve devlet yurtlarında 1 milyon 138 bin 79 kişilik kapasite mevcuttur.

2014’ten bu yana 180 yeni cezaevi yapan ve yapmaya devam eden iktidara; “Bu kadar cezaevi neden yapıyorsunuz?” sorulduğunda verilen cevap şudur; “Para var, bütçe var, yapıyoruz.”

“Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu var, aynı özveriyi neden göstermiyorsunuz?” sorusuna da tek bir kelimelik cevapları yok.

Devlet, üniversite açıyorsa aynı kapasitede yurt da açmak zorundadır.

Fark ortada.

Demek ki Türkiye’de üniversite öğrencilerinin barınma sorunu olduğu gün gibi ortadadır.

Bu açığı da haliyle cemaat ve tarikatlar kapatıyor. Neden? Çünkü tarikat ve cemaatler ne kadar çok kişiye ulaşırlarsa o kadar çok Allah’ın lütfuna mazhar olduklarına iman ediyorlar da ondan!

Özellikle 28 Şubatçıların ve laik-seküler devletin baskıcı tutumu, ülkenin mütemadiyen insanların üzerinde ciddi etkiler meydana getirdi. Aileler fakir. Bu fakir ailelerin üniversite kazanan çocukların da barınma sonucu ortaya çıkınca aileler de kendilerine yakın gördükleri tarikat ve cemaatlere gönderiyorlar.

Daha birkaç gün önce bir başka tarikat yurdunda bir üniversiteli öğrencinin başı kesilmedi mi?

Hatırlayan var mı?

Bülent Arınç’ın ifadesiyle, bir iki gün konuşacağız ve unutacağız.

Kimse endişelenmesin, Enes Kara’yı üç gün sonra kimse hatırlamayacaktır.

Bu vahim olayın suçlusu kim?

Devlet mi? Evet!

Aile mi? Evet!

Kaldığı yurdun bağlı olduğu Tarikat-Cemaat mi? Evet!

İktidar mı? Evet!

Suçlu olmayan kim? Merhum Enes Kara.

Dahası var.

Devletin din dersi zorunluluğu/ dayatması da bir başka suçudur.

Daha dün 4 yıldır cezaevinde tutulan KHK’lı öğretmenin 16 yaşındaki oğlu intihar etti. İki mahalleden tek bir ses duyuldu mu?

Hayır!

Neden?

Çünkü siyasi rant devşiremiyorlar da ondan.

Tıpkı bugüne kadar onlarca KHK’lı intiharına karşı üç maymuna oynadıkları gibi.

Cezaevlerinde onlarca insan intihar etti. “Tüm cemaat yurtları kamulaştırılsın” diyenlerden neden acaba ses çıkmadı, çıkmıyor?

Enes Kara’nın katillerini açıklıyorum; ailesi ile birlikte her iki mahalleli ve devlet!

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz