Erkekler kadınlardan gerçekten daha mı güçlü?

0

Bilim, cinsiyetler arası farklılıkların düzeyini araştırmış ve minimum düzeylerde olduğunu kanıtlamıştır. Öyleyse kadınlar neden ”o zaman şunu kaldır da görelim” ya da ”madem öyle inşaatta çalışabilir misin” gibi cümlelere maruz kalır?

Erkekler doğdukları andan itibaren ”güçlü” olmak üzere büyütüldü. Bunu oynadıkları oyunlardan ve yapıp ettiklerinden anlamak zor değil. Tüm bu aktiviteler ”güçlü” olmalarına birer katkı sunar. Bunu baktığınız herhangi bir ailenin oğlan çocuğunda görmek mümkündür. Psikolojiden de aşina olabileceğimiz gibi ”güçlü olmak” da sonradan öğrenilen bir şeydir. Bu öğrenme zamanla gelişir.

O zaman fiziksel güç ”oluşturulan bir şey” olarak karşımıza çıkar. Oğlan çocuklarının kız çocuklarına söylediği şu cümleyi duymuş olabilirsiniz: ”Sen bana on kere vur, ben sana bir kere vurayım.” Çocuğun aklında beslenen düşünce tam olarak şudur: ”Ben daha güçlüyüm, onun on hamlesi benim bir hamleme eş değerdir.” Genelde de kız çocukları bu tepkilere karşılık vermez çünkü kadınlar vurmayı öğrenerek büyümez.

Tarihten de ele alabileceğimiz gibi önceden şu düşünceler egemendi: ”Kadınlar yüz yüze rekabet yapamaz, kadınlar ağır nesnelerle kuvvet uygulanması gereken etkinliklere katılamaz.” Üstelik bu tarihler çok önceye de dayanmıyor. 1960 senelerinde durum bundan farksız değildi ve aradan henüz çok bir zaman da geçmedi. Spor konusunda kadınların yaşadığı bu tarz sorunlar eski değil.

Kadınlara bu konularda ne kadar fırsat eşitliği sunuldu? Cinsiyetler arası fırsat eşitliğinin yaratılması bir yana kadınlar aşağılandı, küçük görüldü, zorbalığa uğradı, şiddet gördü. 1967 senesinde Boston’da yaşanan olayı ele alalım. Kathrine Switzer maratonda koşmak istedi. Bu bir erkek kadar onun da en doğal haklarından biriydi ve arada hiçbir fark yoktu. Peki, ne oldu? Kadın atlet olduğu için bir erkek tarafından hırpalandı.

O gün orada bir kadının spora katılma hakkı vardı ama erkek kendine neyi hak olarak görmüştü? Kadın hareketleri olmasaydı, belki de günümüzde hala kadınlar en temel haklarından biri olan spor haklarından mahrum kalacaktı. Bu yüzden kadın hareketlerinin katkıları çok önemlidir. Bu katkı sayesinde hem Birleşmiş Milletler hem de diğer kuruluşlar 1970 senesinde kadının spora katılım hakkı olduğunu kabul etti.

Sporda 1970 senesine kadar var olan cinsiyetçiliği bir düşünelim. ”Kadının yaratılışı bu şekilde” değildi ya da ”erkekler kadınlardan daha güçlü” değildi. Burada yaratılmak istenen yargı şuydu: ”Kadınlar ve erkekler birbirinden tamamen farklıdır. Kadınlar erkeklerden daha güçsüz, birçok konuda erkeklerden daha aşağıda ve ikincil konumdadır.” Bu var olmayan ama inşa edilen algı kadının kendini gerçekleştirmesinin önünde çok büyük bir engeldi. Sonuç ne oldu? Kadınlar bunu kabul etmedi, yılmadı, mücadele etti ve hak ettikleri noktalarda var olmaya devam etti.

Bilim ne diyor?

Son yıllarda konuyla alakalı yapılan bilimsel çalışmalar şunu söylüyor: ”Genç erkekler, genç kadınlara oranla fiziksel aktivitelerde daha iyi ‘olabilir.’ Bu kesin bir yargı değildir ama kesin olan bir şey varsa o da şudur: ”Bu durum böyle olsa bile yaş ilerledikçe hiçbir farkın kalmadığı ortaya konulmuştur.” Eğer erkekler bu ihtimali bir güç olarak ele alacaksa bilim şunu da söyler: ”Genç kadınlar, genç erkeklere oranla sözel aktivitelerde daha iyi ‘olabilir.’ Bu durum da böyle olsa bile zamanla ortadan kalkacaktır. Bu iki çalışma da ortaya şunu koyar: ”Farklılıklar ‘olabilir’ ama cinsiyete dayalı bir sonuç değildir.” Eğer öyle olsaydı bu durum ölene kadar sürerdi.

O zaman yukarıda da ele aldığımız gibi kültür, yetiştirilme tarzı, çevre, egemenlik gibi etkenler erkekleri fiziksel; kadınları da sözel alanlarda daha iyi yapmış olabilir ama durum tam tersi de olabilir. Kimin nasıl yetiştirildiğine bağlı olarak durum değişecektir. O yüzden konu cinsiyet değil: ”Yetiştirilme tarzı, çevre, kültür, hedef ve istekler” doğrultusunda kişisel olarak şekillenir. Burada öne çıkan cinsiyet değil, potansiyeldir. Kasınızı çalıştırırsanız eğer kasınız gelişir. Beyninizi çalıştırırsanız eğer beyniniz gelişir. O yüzden erkekler kadınlardan daha güçlü değildir. Erkekler bu gücü sonradan oluşturmuştur ve bunu oluşturan kadınlar da vardır.

Bu bilimsel çalışmalar yetersiz geldiyse şuna da bir göz atabilirsiniz: ”Bilim, kadınlar ve erkekler kişilik, bilişsel yetenek ve liderlik gibi özelliklerde birbirinden farksızdır, der.” Bunu kanıtlayan örnek bir bilimsel çalışma şudur: ”Kadınların matematikte erkeklerden daha kötü olduğu ve bu sebeple zihinsel olarak ”az gelişmiş” oldukları, erkek bilimciler tarafından ortaya konulduğunda yine erkeklerin oluşturduğu bilimsel bir çevrede kabul görmüştü. Kadın hareketleri ve feminst perspektifin de etkisiyle yeniden ele alınan bu çalışmaların gerçeği yansıtmadığı kanıtlandı. Bunun örneklerini herkes çevresinde görebilir.

Bu konuda suçlanacak çok kişi var ve başı medya çekiyor. İzlediğimiz çizgi filmler bile masum değil. Örnek olarak Disney karakterlerine bakabilirsiniz. Orada kadın karakterlerin bilekleri ince, erkeklerin ise kalındır. Erkekler güçlü, kadınlar ise güçsüz gösterilir.

Bu söylem neye sebep oluyor?

Bakıldığında tüm bu bilimsel çalışmalardan sonra şunu anlıyoruz: ”Cinsiyetler arasında ufak tefek farklılıklar olabilir ama bu farklılıklar doğuştan değil, sonradan edinilir. Değişmeyecek ya da geliştirilmeyecek bir şey değildir. Kadınlar istedikleri alanlarda ve noktalarda kendilerini güçlendirebilir. Bu söylem ile şuna sebep oluyoruz: ”Kadınlar zayıf ve güçsüzdür.” Bu durum hem kadının hem de erkeğin aleyhine işleyen bir durumdur. Güçlü erkek değilsen dışlanabilirsin, güçsüz kadın değilsen kabul görmeyebilirsin. Kadınlar ayrımcılığa maruz bırakılıyor. ‘Korunması’ gereken varlıklar olarak görülüyor. Şunu artık kabul etmeliyiz: ”Kadınlar güçsüz değil.” Bir erkek olarak sıska ya da cılız olabilirsiniz. Bir kadın olarak kaslı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Dünyanın sınırlarının kalktığı bir çağda cinsiyetçiliğin çizdiği sınırlar içinde mutsuz olmanıza gerek yok.


Kaynakça:

https://bianet.org/biamag/kadin/162835-erkekler-kadinlardan-daha-gucludur-diyorlar-gercekten-mi

Toksik kraliyet: Disney prenses filmlerinde feminizm ve güzelliğin söylevi

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz