EY İMAN EDENLEREY AYASOFYA’DA COŞUP-TUTUŞUP NAMAZ KILANLAR veya NAMAZ KILMAK İÇİN CAN ATANLAR

2

Sözüm sizedir.
Bir aykırı soru takıldı kafama! 
Öncelikle size sormak isterim. 
N’olur aydınlatın beni:
Şu Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması hakikaten hiçbirinizin vicdanını sızlatmadı mı? 
Hiçbirinize haksızlık-hukuksuzluk, adaletsizlik gibi gelmedi mi? 

Haktan hukuktan vazgeçtim, bunda ahlâken de bir sorun görmediniz mi?

Bir Müslüman olarak ben rahatsız oldum bu karardan ve elan kabullenemedim.
Niçin diyeceksiniz?
Yoksa sen özde değil de görünüşte mi Müslümansın diyeceksiniz?
Kanın bozuk herhalde diyen de çıkar mı?
Aramızdan böyle münafıkların çıkması bizi şaşırtmıyor diyene de rastlar mıyız?
Dahası küfürler savrulmasa iyi midir?
Bilemem bunları tabii, herkesin meşrebine kalmış. 

Ben hakikaten iman etmiş samimi bir Müslümanın bu karardan memnun olamayacağını, olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü samimi bir dindar kendi dinine-inancına, hakkına-hukukuna beklediği saygıyı karşısındaki için de eksiksiz-istinasız bekler-ister ve kendisi de o saygıyı sonuna kadar duraksamadan gösterir.

Eğer ta kuruluşunda Ayasofya bir cami olarak inşa edilse de sonradan kiliseye çevrilmiş olsa idi, kaç asır sonra tekrar cami olarak açılmasını anlar ve bunda da bir yanlışlık bulmazdık. Ama biliyoruz ki orası Hristiyanların kaç bin yıllık kadim bir tapınağıdır. 
Fetihler, imparatorluklar çağında orasının bir güç ve hakimiyet gösterisi olarak camiye çevrilmesi de anlaşılmayacak bir durum değildir elbette. 
Ama bütün dünyada insan-hakları, farklı milletlerin birbiriyle iç içe geçmiş ilişkileri ile oluşan hukukları konusunda bunca birikimin, eksikleri ile de olsa bunca dönüşümün, gelişmenin yaşanmasından sonra uygar bir millete düşen, orayı 600 yıl önceki gibi cami olarak yeniden açmak değil kuruluş amacına uygun bir ibadethane olarak korumak veya bir müze olarak farklı inanca sahip milyarlarca dünyalıya, aslına uygun şekilde açık tutmaktır.

Ey iman edenler, ey Müslümanlar, size bu özgüven, bu kadirşinaslık, bu saygı ve olgunluk, bu diğerkamlık, bu hak-hukuk gözetme dürüstlüğü ve yüceliği yakışırdı.
Tekrar ediyorum:
Kendisi zarara uğrasa da haklıya hakkını teslim etme feraseti yakışırdı size!
İnsanî ve ahlakî bir asalet yakışırdı hepimize!

Oysa gördük ki büyük çoğunluğun bu taraklarda bezi yok!
Haydi sıradan çoğunluğu geçtik, bu meselede toplum önderi olmuş, lider kişilerin de, insanlığın evrensel ortak kültürünün saygı uyandıran örnek, özgün ve saygın bir üyesi olabilme düzeyi en alt kümenin de tamamen altına düşmüş!

Gördük ki bir meydan okuma zavallılığı, bir tükürük yarışı sefilliği, bir görmemişlik, bir hoppalık; başka milletleri, kültürleri, inançları düşman göstererek bir toplumu (toplumu da değil güruhu-sürüyü) coşturma (gaza getirme) şaklabanlığı, bir rey toplama, basit bir siyasi çıkar için ‘show yapma’ ‘tribünlere oynama’ ‘slogan uydurma’ ‘sirk maymunu gibi dil çıkarma’ ‘nanik yapma’ ‘laf kalabalığına getirme’ ‘söz dalaşına girme’ ‘nispet yapma’ ‘her kafadan bir ses çıkma’ ‘nezaketten, zarafetten uzak bir kibirlenme’ ‘azmış kudurmuş, boş bir böbürlenme’ düzeysizliği hakim!

Yakıştı mı peki?
Ey asaletli milletim, sahiden merak ediyorum; kendinize bunu nasıl yakıştırdınız?
Ey güzel halkım, en bilge olanınıza soruyorum, cidden ayıp etmediniz mi?

Hani dinimiz adalet dini idi, hani hak-hukuk, dürüstlük-feraset, muhabbet-hürmet, liyakat-müsavat, helal lokma-kanaat, iyilik-sadakat, (‘yaratılanı severiz yaratandan ötürü’ lafını da, insanı insan yapan sevgiyi de haydi boş geçtik diyelim) saygı ve merhamet dini idi? 

Bunların hepsi mi yalancıktan söylenen sözlerdi?
Bunların hepsi mi birer boş tenekeydi ey değerli soydaşlarım, dindaşlarım?

Hakikaten ne oldu Ayasofya, cami olarak ibadete açılınca?
Anlayan biri var mı?
Nasıl bir takdir ve itibar kazandınız? Millet ya da ümmet olarak hangi iyiliklere ulaştık?
Ne değişti mesela; başımız göğe mi erdi, uluslararası bir alanda -dosta-düşmana karşı- malî veya insanî kredimiz mi yükseldi?
Nereniz şişti ey mutluluktan, çakma saadetten ne oldum delisi olmuş soylu vatandaşlarım?
Rabbinizin hoşuna gitmiş midir mesela bu azmanlığınız?
Rabbiniz:
‘’Bravo şu Anadolu topraklarını 600 yıldır işgal etmiş, ama sonunda o cennet coğrafyayı Avrupa’nın çöp deposu haline getirmiş, dünyanın en verimli topraklarını çöle çevirmiş ve halkını bir dilim ekmeğe muhtaç bırakıp rezil etmiş şu zelil yöneticiler hiç olmazsa yararlı bir iş yaptılar ve Ayasofya’yı camiye çevirdiler… Aferin onlara, bu tasarruflarından dolayı büyük gurur duydum!’’ demiş midir acaba?
*

‘Rabbimiz’ demedim dikkat ettiyseniz, ‘Rabbiniz’ dedim.
Ey iman edenlerin Ayasofya cami yapıldı diye hop oturup hop kalkanları, itiraf ederim ki benim rabbim sizinkiyle aynı değildir ve asla bir olamaz diye tahmin ediyorum. 
Ve seziyorum ki ya sizinki sahtedir ya benimki?
Benim ‘Rabbim’ sizinkiyle aynı yerlerde bile değildir çünkü!

Peki senin rabbin nerede, derseniz?
Cevabını vererek bitiriyorum yazımı:

Dervişlik baştadır tacda değildir
Kızıllık oddadır sacda değildir
Ararsan rabbini özünde ara
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir

*

Korkarım siz Ayasofya’da da bulamadınız rabbinizi?
Gönlünüzde değilse hiçbir yerdedir çünkü! 
Zahmet edip boşuna aramayın, bulamayacaksınız!
Bari din bezirganlarına ütülüp de yem olmayın! (*)

(*)
Malumdur ki bir Hacca gidiş-dönüş, yirmi Avrupa ülkesini yemekli yataklı bir ay gezdirme turlarından çok daha pahalı ve kaç misli kazıktır çünkü!
Organize edenlere, dümenini çeviren din tacirlerine iyice bir bakın hele; belki anlarsınız ne demek istediğimi!

Önceki İçerikErdoğan: Vatandaşlarımızı kira öder gibi taksitlerle ev sahibi yapacağız
Sonraki İçerikAraç Kullanma Adabı ve Maganda Terörü
Eğitimci, Oyun Yazarı ve Yönetmen ÖZGEÇMİŞ: 1954 Tirebolu doğumlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 34 yıl çeşitli liselerde Edebiyat Öğretmenliği ve Müdürlük yaptı. 4 yıl Kültür Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. ESERLERİ: Bir Poşet İstanbul Toprağı (Roman, 2012 Yunus Emre’yi Kim Öldürdü (Roman dosyası) Devlet Tiyatroları Repertuarına Alınan Oyunları (2012): Vah Güzel İstanbul Yunus Emre’yi Kim Öldürdü? Yaşamın Kıyısında Zirzop Kral Aldığı Ödüller: BASÜBADELMEVT oyunu Kör Sema Oyun Yazma Yarışması, Birincilik Ödülü NUH’UN AĞRISI oyunu Aydın Üstüntaş Jüri Özel Ödülü Yazdığı Diğer Oyunlar: Mutluluk Tarifleri, Kulüp Paragöz/ Anatolia Yolu / Yurdun Seni Çağırıyor Nazım/ Son Oidipus/ Savaş Devam Ediyor/ İyi Aileler İyi Çocuklar/ Bir Ateş Ver (Kahır Yolcusu Bir Zamane Dervişi: Ruhi Su), Melekut, Girdap Nasrettin Hoca’nın Biri Bir Gün (Çocuk Oyunu) Kuşlar Cumhuriyeti (Çocuk Oyunu) Gençlik Tiyatroları Festivallerinde kendi yazıp yönettiği oyunlarla ödüller almış; Yunanistan ve İsviçre’de bu oyunlarıyla turneler yapmıştır. Oyunları ülkenin birçok şehrinde amatör veya yarı amatör topluluklarca; üniversite-lise, ilköğretim tiyatro topluluklarınca oynanmıştır. 2013’ten beri Amerika’da yaşamaktadır.

2 YORUMLAR

  1. Yıllar önce Macaristan’nın Pécs kentinde bulunan ve sonradan kiliseye dönüştürülen Gazi Kasım Paşa Camisinin önünde dururken içim sızlamıṣtı. Ṣimdi camiye çevrilen Ayasofya için de içim sızlıyor.

    Almanya’da yaṣayanlar bilirler. Burada Fatih veya Ayasofya ismi verilen çok cami var.
    Bunun anlamı bedir?

    Türkiye’de bir kiliseye ikinci Viyana kuṣatmasında Osmanlı ordusunu yenen Komutanın ismi verilse nasıl karṣılarız?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz