Felsefe Yazıları: Doğru İnsan

0

Kendi kendime şunu hep sorarım: doğru insan nasıl bir şeydir? 

Dosdoğru yürüyen midir, yoksa eğri oturup doğru konuşan mıdır? 

Bu iki tanımlamaya da iştirak verilir, ama gelin görün ki bu iki tanımlama da birbirlerine karşıttır, zıttır, neredeyse birinin diğeriyle taban tabana zıt olması dışında ortak hiçbir özelliği yoktur. 

İşin doğrusu dosdoğru konuşmak veya eğri oturup doğru konuşmak için doğrunun ne olduğunu bilmek gerekir, çünkü bilinmeyen bir doğru için doğru konuşmanın nasıl mümkün olabileceğini bilmenin de bir imkânı yoktur. 

Elbette davranışsal açıdan sayısız doğru şeklini konuşabiliriz, ama şöyle oturup bir düşünmek gerek, acaba o doğru dediğimiz şey neye göre doğrudur? 

Cevabını vereyim: muhtemelen yapılmasında yarar görülen bir davranışa göre. 

İyi de yapılmasında yarar görülen bir davranışsal doğru faydanın doğrusu değil midir? 

Muhtemelen “öyle” diyeceksiniz! 

O zaman biz bu doğrunun karşı fayda açısından doğru olmadığını söyleyebiliriz çünkü bir şeyin doğru olması için öncellikle ona sebep olan bir yanlış olması gerekir ve yanlışın tarafı varsa, buda onlar açısından o doğrunun yanlış olduğu anlamına gelir ki; iş fayda ise mutlaka onun karşısında savunulan başka bir fayda vardır. 

Bunun adı faydanın göreliliğidir, yani biri için doğru olanın bir başkası için doğru olmayabileceğidir. 

Demek ki aslında şöyle diyebiliriz; doğru diye bir şey yoktur ne böbürlenin ne de kendinizi kandırın, yalnızca kendi doğrularınızın ortaklaştığı belirli kişi, küme ve gruplar vardır.  

Sonuçta sizin doğru dedikleriniz pek ala başkaları için yanlış olabilmektedir, bu tıpkı yanlış dediklerinizin başkaları için doğru olması gibi.  

Kısaca söylersek; doğru görece bir kabuldür, onu doğru kabul etmemiz bizdeki bir fayda değerinin bütünüyle o doğruyla uyuşması sonucudur, zaten uyuşmuyorsa, o bizim için de doğru değildir. 

Belli ki doğru dediğimiz şey bir fayda değerinden ibaret olsa da tekdüze değildir, tanıma esas bir ortaklık gösterse de doğrunun ortaklık göstermesi ortak bir amacın bizi bir noktada buluşturması sonucudur. 

Yani aslında doğrunun altında her şekilde bir fayda ası vardır ve bu fayda ası diğer bir fayda asıyla uyuşmadığı için doğru lafzi anlamda evrensel olsa da siyasi, politik veya ekonomik anlamda evrensel değildir, tekdüzedir, yereldir, kişiseldir, nihayeti bölgesel çoğunluğun verdiği bir onay sayısına göredir. 

O zaman şöyle diyebiliriz: aslında “benim doğrum benim doğrumdur” bunun senin doğrun olması için senin de o doğruyla bir ortaklık yakalaman gerekir ve sen o ortaklığı yakalayamadığın sürece bu doğrunun senin içinde bir doğru olması yalnızca bir olasılıktır, olasılığın bizi bir doğruda buluşturması koşulu ise yalnızca bir bileşim noktası yakalamamızla ilgilidir.  

Doğrunun bir şekli daha var ki; oda kabulün algıya göre olması konusudur ve doğrusunu isteseniz algının göreliliği göz önüne alındığında onun içinden çıkmak bu fayda esaslı doğrunun içinden çıkmaktan daha zordur, çünkü göreliliğin doğruyla bir ilişkisi olsa da bu bütünüyle bakılan yerden ne görüldüğüyle ilgili daha karmaşık bir konudur.  

Daha başka doğrular var mı?  

Var, ama bu yine de sizin onlara nasıl baktığınız veya ne şekilde gördüğünüzle ilgili genel bir neticenin ifadesinden başka bir şey değildir.  

Örneğin bir ağacın birileri için gölge, birileri için meyve, birileri için mobilya veya kereste olması bütünüyle o kişilerin yaklaşım amacına göredir ve yaklaşım biçimlerinin değişmesiyle o doğruların değişmesi yalnızca bir an meselesidir.  Sonuçta ağacın gölge verdiği doğru olduğu gibi meyve verdiği de doğrudur, tüm bu doğruların değişmesi ise neticenin o esnada yaklaşım amacınıza göre size ne ifade ettiğiyle ilgili bir neticedir.  

Gayri biriyle bir konuda fikir ortaklığı yakalamamız mümkün olabileceği gibi, bu olmayabilir de. Ama nedenin bizimle ilgili olması ve değiştirilebiliyor olması bize muazzam bir fırsat sunmaktadır; çünkü bu gerçekliği biz inşa ettiğimiz gibi aslında herhangi bir gerçeklikte buluşmakta bizim kendi elimizdedir. Gayri ötesi bahanemizdir ki, bahane bulmakta nedenlerimizden pek öte değildir. 

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz