Felsefe Yazıları: ‘Hepimiz Birer Akıl Hastasıyız’ 

0

Amerikalı yazar Rita Mae Brown“İstatistiklere göre her dört insandan birinde bir çeşit bir akıl hastalığı var. En yakın üç arkadaşınızı düşünün. Onlarda bir şey yoksa, malum kişi sizsiniz” der. 

Der, ama gerçekten dedi mi bundan hiç emin değilim. 

Ama velev ki dedi, malum istatistikler belirli bir normaliteyi ölçü alır ve kuramını onun üzerine inşa eder. 

Demem o ki, bu belirleme beklediğimden fazla iyimserdir.  

Sonuçta normalite ortalamayı ölçü alan alelade bir tahminden öte değildir. 

Gerçek şu ki hepimizde bir çeşit akıl hastalığı var. 

Bu da istisnasız hepimizin bir çeşit akıl hastası olduğu anlamına gelir. 

İnsanların kendilerini bu neticeden istisna tutmaya çalışmaları anlaşılırdır, ancak bunun istisna olmayacağı kabul edilmelidir, çünkü normali yakalamak ve o normal şartına riayet etmek için güce ihtiyacımız var ve o güçte önemli oranda akıl dışına çıkma şartıyla elde edilmektedir.  

Şükür eşimiz iş dönüşü topladığı gerilimi bizi haşlayarak atabiliyor ve o stresi atabildiği için tekrar o eski normale geri dönüş yapabiliyor, yoksa kendisini her gün hastanede veya karakolda ziyaret etmek zorunda kalabilirdik. 

Üzülerek söylemeliyim ki zaten her kişi bir başkası için bir çeşit akıl hastasıdır. 

Kişilerin kendilerini bu neticeden istisna tutmaya çalışmaları anlaşılır olmakla birlikte bu kesinlikle savunma içgüdülerinin itkisel bir tezahürüdür. 

Zaten bunun anlaşılır bir netice olması nedeni de buradan kaynaklanmaktadır. 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki “normal olmak” ortalama bir kabuldür. 

Bu kabul kişi, toplum ve kültürlere göre değişmekle birlikte her toplumda kendisine göredir; zira akli olan şey her toplumda aynı değildir. 

Aslında her kişinin kendisini bulunduğu yerde özel veya istisna görmesinin nedeni de budur. 

Ancak kesinlikle kimse bu genel neticeden istisna değildir.  

Onun dışında sizin birileri için varlığınızın ürettiği yararın sizi o istisna kategorisinden istisna tutmasından başka bir şey değildir. 

Kaldı ki toplumun normali de zaten bu istisnanın çoğunluk tarafından onay görmüş bir netice olmasından başka bir şey değildir. 

Ama üzülerek söylemeliyim ki hepimizin birer akıl hastası olduğu sözü doğrudur. 

Hem zaten çoğunluk normalite adına güvenli olanı seçmektedir ve o seçimin akli olması nedeni de güvenli olmasından gelmektedir.  

Güvenli olanın akli kabul edilmesi ise genelde geçmiş tecrübelerin bir neticesidir ve aslında geçmişe dikkatli bir şekilde baktığınızda hiçbir kabulde geçer bir akıl emaresi olmadığını da görebilirsiniz. 

Bunu görmeniz için toplumsal yapıya, siyaset veya hukuk kurumuna ve insanların kendilerini düzeltmek yerine o kurumlar eliyle nasıl hizaya getirmeye çalıştıklarını da görebilirsiniz.  

Kabul şartı bizzat kabul gördüğü üzere göreli bir onama şeklidir. Ortalaması ise genelde çoğunluğun onu ne şekilde aldığına göredir. Ki çoğunluk faydayı esas alır ve aslında faydanın akılla bir ilişkisi olsa da onun doğrulukla hiçbir ilişkisi yoktur. 

Görüldüğü gibi “normal” dediğimiz şey genelde güvenlik veya fayda esası üzerinden yapılanmıştır.  

Bunun elbette başka nedenleri de var ve o nedenler değişmekle birlikte kişilerin önceliklerine göre değişebilir. 

Anlayacağınız farklı olmanız bile bir başkası için bir akıl hastası olduğunuz anlamına gelebilir ki; her fark zaten aklın bir tezahürüdür ve her akılsal tezahür de bir çeşit akıl hastalığıdır.   

Kısacası hepimiz birer akıl hastasıyız ve bunu başkaları açısından bir sayı değerine vurduğumuzda ise geriye kimse kalmamaktadır. 

Şu kesin, aynı tımarhanenin müdavimi olmasak da hepimiz bir başkasının kafasındaki tımarhanenin bir müdavimiyiz. 

Bence akıllı olduğunuz konusunda fazla ısrarcı olmayınız, yalnızca teselli arıyorsanız sizden daha akılsızların olabileceği ihtimaline sığınabilirsiniz; çünkü illaki sizden daha akılsız biri vardır.  

Ama şayet o akılsızı bulamadığınızda, o zaman bendenizle idare edebilirsiniz; merak etmeyin, bu da tecrübeyle sabittir! 

Bunu da yapamıyorsanız akıl sağlığınızı korumak için çoğunluğun toplumsal hükmüne iştirak edebilirsiniz, ama ne olur mümkünse toplumsal histerinin linç kampanyalarına katılmaktan sakınınız! 

Önceki İçerikİdareci Kimdir?
Sonraki İçerikÜlkeyi yönetmek çok kolaylaştı çünkü…
İbrahim Yersiz 1967 yılında Mardin’in Mazıdağı ilçesinde doğdu. Eğitimine aynı yerde başladı. Gazeteciliğe ilk Yeni Ülke ile başladı, sonra Özgür Gündem ile sürdürdü. Daha sonra bağımsız olarak muhtelif gazete ve dergilere bilgelik üzerine yazılar gönderdi. Olasılık Prensibi Okulu ve Kaçıklar Gezegeni adında iki kitabı var. Halen bilgelik üzerine çalışmaları sürüyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz