Futbol ve Hayat

0
Latest posts by Ali Fikri Işık (see all)

Evet, kabul ediyorum… Futbol, insanların hayat durumlarıyla çok yakından alakalı değildir; hayatı bütün zenginliği ve çeşitliliğiyle sergilemez, sadece yaşıyor olmanın verdiği hissi ve zevki, kuru kavramsal araştırmalar yapmaya tercih eder. Bu yanıyla soyut değil somuttur.

Ama oyun pratiğini kurgulayan kişi kendi faaliyet alanını sert bir somutlukla sınırlayamaz, iki oyuncu arasındaki pas “örüntüsü” bile asgari düzeyde bir soyutlama yeteneği gerektirir.

Modern futbolun öyküsü, paradoks olarak bu tür gerçekliklerden kaçarak oyunun kendisi, organik pozisyon bilgisi, futbolun ebedi doğruları, hayal gücü, oyuncunun zihin ve atletik yapısı, sistem, pas, model, ritim, tempo vb. gibi bitimsiz alternatiflere sığınmanın anlatısı olmuştur.

Oyun pratikleri alanında çalışan birey kendi faaliyetlerinin “merkezî” önem taşıdığını düşünmek gibi bir hataya düşmez! Çünkü insanlar sadece oyun pratikleri ve onun kültürü ile yaşamazlar.

Bu en önemli olgudan yola çıkmayan ve faaliyetleri süresince bunu unutan herhangi bir teknik adamın ve oyun anlayışının bence “değerli” olma olasılığı azdır.

İçinde tüm parçaların, bütününün selameti uğruna amansız birlikte çalıştığı “işlevci” yaklaşım, oyunu oyuncuların ruhuna açılan bir pencereye indirgedi; endüstriyel futbolun oyunu evrensel zihne açılan bir pencere hâline getireceği de fena hâlde çok kuşkuludur.

Bir oyun parçasının “yüzeyi” gizli derinliklerinin itaatkâr yansımasından başka bir şey değil; görünüşlerin illüzyonu bir bakıma göz ardı edilme riski içeriyor olsa bile, oyunun yüzeydeki özellikleri bir tek merkezî anlama skor, sonuç bir “öze” indirgeniyor ki, bu öz de artık oyuncunun ruhu veya takımın kutsal ruhu değil, “ derin” yapıların kendisidir.

Gerçek hayattan bu şekilde kaçmak, 21. yüzyılda hüküm süren endüstriyel futbolun, gevşek, bireyci ve merkezileşmemiş 19. yüzyıl futbol mirasına karşı bir tepki olarak kabul edilirse kısmen anlaşılır; ama tepkinin aşırılığı yine de çarpıcıdır.

Aslında “aşırıcılık” daha çok futbolun gerçek hayattaki rolüne dikkat çekmeye çalışanlar için kullanılan bir terim olmasına rağmen, futbol tarihini inceleyenlere en şaşırtıcı gelen şey, bu tepkinin aşırıcılığı, toplumsal ve tarihsel gerçeklerle yüzleşmeyi sapkın denebilecek bir inatla ve beceriyle reddetmesidir.

Modern futbol, hayat durumlarından kaçarken, iyi ve güzel oyun için doğal bularak kullandığı “estetik” ve “apolitik” dilde kendi elitizmini, cinsiyetçiliğini, bireyciliğini ortaya koyarak, hayat durumlarının bir tür temsilcisi olan modern ideolojilerle arasındaki bilinçdışı ortaklığı açığa çıkarır.

Evet, kabul ediyorum… 

Futbol, insanların hayat durumlarıyla çok yakından ilgilidir; soyut değil somuttur, hayatı bütün zenginliği ve çeşitliliği ile sergiler…

Siyaset yapma biçiminiz neyse futbolunuz da odur. Sanat ve edebiyatınızın düzeyi neyse futbolunuzun düzeyi de odur. Kültürel olarak ne kadar çoğulcuysanız futbolunuz da o kadar çoğulcudur. Üretim süreçlerindeki iş birliği ve disiplininizin ahlaki temelleri her neyse oyun oynama pratiğiniz de odur.

Hayatı anlamlı kılan ne kadar çok “ortak” değeriniz varsa, futbolunuzda o ölçüde zengindir!

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz