Hadislerde Köpek

1
Prof. Dr. Orhan Yılmaz
Latest posts by Prof. Dr. Orhan Yılmaz (see all)

Köpeklerle ilgili olarak birçok hadis bulunmaktadır. 

Müslüman toplumlarda köpek genellikle “kerih, necis” yani iğrenç, pis ve murdar görülmektedir. 

Bazı hadis rivayetlerinde yer alan yasaklayıcı beyanlar sebebiyle, köpeğin satışının ve bu satıştan elde edilen paradan yararlanmanın veya kiralama, vasiyet gibi anlaşmalara konu edilmesinin caiz olup, olmadığı da fıkıh âlimleri arasında tartışılmıştır. 

Kedi sık sık yalanıp temizlendiği için, yalanıp temizlenmeyen köpeğin kıllarının yemek, giyecek, yatak ve seccade gibi eşyalara bulaşabileceği endişesi de vardır. 

Ayrıca köpek bazen üzerindeki ıslaklık veya kirleri atmak için, silkinir. Bu da etrafa kıl, tüy, kir saçtığı için, köpek için olumsuz bir durum meydana getirmektedir. 

Kedinin eve girmesine ses çıkarılmazken, köpek için bu müsamaha gösterilmemiştir. Hâlbuki Anadolu’da kedinin “Nankör” olarak bir şöhreti vardır. 

Kendi köyümde şu sözü değişik zamanlarda, birkaç kez işittim;

Kedi yemek yerken, niçin gözlerini kapatır, biliyor musun? Çünkü verdiğimiz yemeği öbür dünyada inkar edecek, onun için kedi gözünü kapatarak yemek yer.

Ayrıca küçüklüğümde köyümde şunu da birkaç kez işittim;

Kedi, köpeğe;

-“Benim bu evde karnım doymuyor” demiş. Bunun üzerine köpek;

-“Ben kapının dışında olduğum halde karnım doyuyor da, sen kapının içinde, evde yaşadığın halde nasıl karnın doymuyor? Sen nankörsün” demiş.  

Ancak yine de, Anadolu’da köpek, kediden daha az sevilir.

Köpek, bazılarınca niçin sevilmez, şimdi bunu inceleyelim. 

Köpekler için gösterilen olumsuz tepkiler bazı yanlış inanışlara dayanmaktadır. 

Bu yanlış inanışları, sahih hadisler ile çürüteceğim:

1. “Evde köpeğin bastığı yer kirlenir ve o evde namaz kılınmaz” şeklindeki yanlış inanış

Evde köpek gezerse, namazın 12 şartından biri olan “Necâsetten Tahâret” hükmünün yerine gelmeyebileceği endişesi vardır. 

Kedi için gösterilmeyen bu tepki, köpek için gösterilmektedir. 

Köpeğin bir yere sadece basmasıyla, oranın namaz kılınamayacak kadar necis olmayacağının kanıtı, şu hadisle ispatlanabilir.  

Abdullah b. Ömer’in naklettiği hadise göre; 

Resûlu’llah salla’llahu aleyhi ve sellem zamanında köpekler, mescidin içinde gider gelirdi de, bundan dolayı (mescidi yıkamak için) hiç (su) serpmezlerdi.” (Sahîh-i Buhârî, 136. hadis) 

Ancak köpeklerin salyası dinimize göre necistir (pistir). Hadislerde, köpeğin yaladığı kabın yedi defa yıkanması istenir. 

Müçtehitlerin çoğunluğu, köpeğin salyasının necis olduğu, ağzını soktuğu suyun da necis olacağı, yaladığı kabın cumhura göre yedi defa, Ebu Hanife’ye göre 3 defa yıkanması gerektiği görüşündedir.

Kedinin salyasının necis olmadığı konusunda özel hadis olduğundan, Hanefiler ayrıca köpeğin salyasının, aynen etinin haram olduğu gibi haram olduğu konusunda mutabıktırlar.

İmam Malik ise, domuz hariç hayvanların ağzını soktuğu suyu necis saymaz ve köpeğin artığının necis sayılmasını, Kuran’ın avcı köpeklerin tuttuğunu helâl sayan hükmüne aykırı görür.

Şafii Mezhebine göre, köpek necistir. 

Mesela köpek gibi bir hayvanın, abdestli birinin vücuduna değmesi, namaz abdestini bozar. 

2. “Köpek bulunan eve melek girmez” hadisinden kaynaklanan, “Köpek beslenen eve hiç bir melek girmez” şeklindeki yanlış inanış

Bu hadis de yanlış yorumlanmaktadır. 

Çünkü o hadis aslında, köpek giren eve vahiy meleklerinin girmeyeceğini işaret etmektedir. 

Hattabî, Ebû Davud ve diğer şarihlere göre, buradaki melekten kasıt, Cebrail ve İsrafil gibi vahiy melekleridir. 

Köpek bulunan eve rahmet ve hafaza (Kiramen ve Katibin) melekleri girer. 

İmâm Gazâlî’nin bildirdiğine göre; “Köpek bulunan eve melek girmez.”  

Ebû Talha’dan rivayet edilen bir hadise göre “İçinde köpek ve (canlı hayvan) sûreti bulunan eve (rahmet) melekler(i) girmez.” buyurulmuştur (Riyâzü’s-Sâlihin, 1570. hadis). 

İbn-i Ömer şöyle anlatıyor:

Bir gün Cebrail aleyhisselam, Resûl-i Ekrem Efendimizi ziyarete geleceğini vaat etmişti. Ziyareti gecikince, Peygamber efendimiz çok üzüldü. Evden çıkmasını müteakip, Cebrail aleyhisselam Resûl-i Ekrem’e göründü. Peygamber aleyhisselam, Cebrail’in gecikmesinden şikâyet edince, Cebrail:

-“Biz melekler, içinde köpek ve resim bulunan eve girmeyiz.” dedi.” (Riyâzü’s-Sâlihin, 1717. hadis)

Hazret-i Ayşe şöyle rivayet ediyor:

“Cebrail aleyhisselam, Resûl-i Ekrem Efendimizi muayyen bir zamanda ziyaret geleceğini vaat etmişti. Fakat o saatte gelmemişti. Resûl-i Ekrem elinde bulunan asayı yere bıraktı ve:

-“Allah ve Resûlü vaadinden caymaz.” diyordu. Sonra iki tarafına göz gezdirirken, sedirin altında bir köpek yavrusu gördü. Bunun üzerine:

-“Ya Aişe! Bu köpek buraya ne zaman girdi?” diye sordu. Ben de:

-“Ya Resûlu’llah, vallahi bilmiyorum.” dedim. Emri üzerine köpek yavrusu evden çıkarıldı. Cebrail aleyhisselam’da Resûl-i Ekrem’i ziyarete geldi. Peygamber efendimiz, Cebrail’e hitaben:

-“Geleceğinizi vaat etmiştiniz. Sizin için evde oturup intizar ettim gelmediniz.” deyince, Cebrail aleyhisselam:

-“Evinizde bulunan bir köpek ziyaretime engel oldu. Biz melekler (Hattabî, Ebû Davud ve diğer şarihlere göre, buradaki melekten kasıt, Cebrail ve İsrafil gibi vahiy melekleridir. Hafaza ve rahmet melekleri bundan müstesnadır.), içinde köpek ve (canlı) suret bulunan bir eve girmeyiz.” demiştir.(Müslim, 1718. hadis)

3. “Köpek beslemek günahtır.” şeklindeki yanlış inanış

Bu da yanlış bir inanıştır. 

Nakledilen hadisler, zevk için köpek beslemenin günah olduğu şeklindedir. Koyun sürüsüne bekçilik gibi veya avlanmak için av köpeği beslemenin sakıncalı olmadığı bildirilmiştir.

Hz. Peygamber döneminde bazı sahabelerin evlerinde kanarya, serçe ve güvercin gibi hayvanlar besledikleri ve bunun Resûl-i Ekrem tarafından teşvik edildiği muteber kaynaklardan nakledilmektedir. 

Buhârî, Müslim ve Heysemî’deki bazı hadislere bakarak, hayvan hakları ihlâl edilmediği, çevre için rahatsızlık ve kirlilik teşkil etmediği sürece, evde hayvan beslemek câizdir diyebiliriz.

Ancak evde köpek beslemenin fıkhî hükmü, evde hayvan beslemenin genel kuralına göre kısmen farklı bir durum arz eder. 

Konuyla ilgili olarak İbn-i Ömer’in, Hz. Muhammed’den şöyle buyurdu(ğunu işittim), dediği rivayet olunmuştur. 

Her kim koyun ve av köpeği olmayarak (eğlence nevinden) köpek edinir (evinde muhafaza eder)se, o kimsenin her gün işlediği hayrın sevabından iki kırat eksilir” (Sahîh-i Buhârî, 1876. hadis).

4. “Köpeklerin ağzının değdiği kap, tabak vs. bir daha kullanılamaz” şeklindeki yanlış inanış

Bu inanış da yanlıştır. 

Ebû Hureyre’den nakledildiğine göre, Resûlu’llah buyurdu ki;

-“İçinizden birinin kabından köpek (ağzını sokup bir şey) içerse, o kabı yedi kere yıkasın.” (Sahîh-i Buhârî, 135. hadis)

5. “Köpek alıp-satmak günahtır” şeklindeki yanlış inanış

Hanefiler, av ve bekçilik gibi kullanım amaçları ayırımı yapmaksızın, genel olarak köpeğin ticaretini, alınıp satılmasını caiz görmüştür. 

Mâlikîler, av, bekçilik gibi dinen serbest olan kullanım amaçlarıyla köpeğin alım satımına cevaz vermişlerdir. Süs veya zevk amaçlı köpek yetiştirmek için alınıp satılmasına izin                vermemişlerdir.

Köpek ticareti konusunda Şâfiî ve Hanbelîler katı bir tavır sergilemişler ve “Helal değildir” demişlerdir.

Ebû Cühayfe’den, oğlu Avf’in rivayetine göre; 

“(Babam) Ebû Cühayfe Haccam bir köle satın almıştı. Ebû Cühayfe, bu köleye emretti ve bu hacamat aletlerini kırdırdı. Ben babamdan:

-“Bunları niçin kırdırdınız?” deyince, O da şöyle cevap verdi:

-“Nebi salla’llahu aleyhi ve sellem; köpek bedelinden, hacamat ücretinden nehyetti. Yine Resûlullah, dövme yapmaktan ve dövme yaptırmaktan; ribâ (malı) yemekten ve yedirmekten de nehy buyurdu. Musavvire de hayırdan uzak dursun diye beddua eyledi.” (Sahîh-i Buhârî, 972)

Ebû Hureyre, köpek satışı mekruhtur demiş, fakat hususi olarak av köpeğini istisna tutmuştur. 

Atâ İbn-i Ebu Rebâh, İbrahim-i Nehâî, Ebû Hanîfe, Ebû Yusuf, Muhammed ve bazı Malikî’lere göre, kendisiyle intifâ edilen köpeklerin ticareti, satılması caizdir, bedeli mubahtır. 

İmam-ı Azam Ebu Hanîfe yalnız azgın, kudurmuş köpeğin satışına cevaz vermemiş, “Bedeli mubah değildir.” demiştir. 

Hanefîlere göre, eğitilmiş ve eğitilmemiş köpekler arasında fark yoktur. Her ikisi de caizdir. 

Buna göre Hanefîlerin köpeğin ücreti hakkındaki içtihatları, yukarıda ki Ebû Cühayfe hadisine tamamıyla zıttır. Bunu Tahâvî şöyle açıklamaktadır:

Gerek bu ve gerekse bunun gibi hadislerin hepsi, köpeğin öldürülmesinin lazım olduğu, kullanılmasının caiz olmadığı bir zamanda varit olmuştur. Bu devirlerde şüphesiz ki köpeğin ücreti de haram idi. 

Daha sonraları av avlamak, koyun sürülerini muhafaza etmek gibi bir takım konular göz önüne alınarak, köpeklerden faydalanma ve bunlardan istifade mubah kılınmış, köpeklerin katli yasaklanmıştır.

Ebû Mes’ûd (Ukbe İbn-i Amr)’den naklediğine göre; 

Resûlullah’ın köpek bedelinden, zina kazancından, kehanet ücretinden nehyettiği rivayet edilmiştir.” (Sahîh-i Buhârî, 1022)

Köpeklerle ilgili diğer hadisler şunlardır: 

İmâm Gazâlî’nin, İhyâu Ulûmi’d-dîn’de bildirdiğine göre; 

Büyük, Allah katında büyük olandır. Şüphesiz Cehennemlik olanlara nispetle, köpek ve domuz, Allah katında daha kıymetlidir. İslamiyet’ten önce Ömer’i görüp de, onu hakîr gören nice Müslümanlar var ki, Ömer Müslüman olduktan sonra, Ebû Bekir’den başka, herkesten üstün mevkie yükselmiştir.

Sahîh-i Buhârî’de, Ebû Sa’lebetü’l-Huşenî şöyle rivayet etmiştir:

Müşârün-ileyh demiştir ki, ben bir kere Resûlu’llah’a:

-“Yâ Nebiyya’llah! Biz Ehl-i Kitap bir kavmin diyarında (Şam’da) bulunuyoruz. Biz Müslümanlar bunların kaplarını kullanıp, içinde yemek yiyebilir miyiz? Yine böyle Yâ Nebiyya’llah, biz bir av sahasında bulunuyoruz, yayımızla, okumuzla ve eğitilmemiş, eğitilmiş av köpeğimizle av avlayabilir miyiz? Bizim için iyi ve doğru nedir?” diye sordum. Resûl-i Ekrem şöyle cevap verdi:

Ehl-i Kitap evânisi (Hıristiyan ve Yahudilerin mutfak eşyaları, kap kacakları) ne dâir suâlinin cevabı şöyledir: 

-“Eğer siz Ehl-i Kitâb’ın evânisinden başka yemek kabı bulursanız, onların kaplarından yemeyiniz! Eğer onların kabından başka bulamazsanız, Ehl-i Kitâb’ın kabını yıkayıp onun içinde yersiniz! (Av meselesine gelince:) Ey Ebû Sa’lebe yayınla, okunla Allah adını anarak avlarsan onu ye! Allah adını anarak eğitilmiş köpeğinle avladığın avın etini de ye! Eğitilmemiş köpeğinle avladığında, avı (diri iken) yetişip boğazlarsan onu da ye.”  (Sahîh-i Buhârî, 1874)

Ebû Hureyre, Resûl-i Ekrem’in:

-“Yanlarında köpek ve çan bulunan (sefer halindeki) bir cemaate (rahmet) melekleri arkadaşlık etmezler.” buyurduğu rivayet edilmiştir. (Müslim, 1722. hadis)

Önceki İçerikİnsanın Aklından Kaçışı
Sonraki İçerikEbû Hanîfe’nin Siyasal Fıkhı-3
1962 doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü’nü bitirdi. 1997 yılında Birleşik Krallık, University of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007 yılında Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü (zootekni bölümü)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkezler ve Aleviler gibi diğer bazı sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” zihniyetli, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

1 Yorum

  1. Kedi nimetin Allah’tan geldiğini bilir , o yüzden nimeti asıl verene müteşekkirdir, İnsana değil, nankör diye anılması bu sebebledir. Köpek ise nimeti zahirde veren insanı bilir o yüzden sadıktır.
    Kedi evde beslenir , fıtratında (geninde) temizlik vardır. Hacetini toprağa yapar ve üzerini kapatır. Ayrıca sanki evin bir ferdi gibi kendini saydirir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz