HDP Eş Genel Başkanı Temelli: 23 Haziran sadece bir belediye başkanlığı seçimi değil bir demokrasi referandumudur

0

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin, “Zulme Karşı Direniyoruz, Kazanacağız” şiarıyla düzenlenen Diyarbakır İl Kongresinde konuştu. “Çok büyük acılar yaşamış bir coğrafyada, bugün zulüm ve savaşla iktidarda durmaya çalışan bu anlayış hala zulmüne devam ediyor.” diyen Temelli, şunları söyledi:

“Hala savaş politikalarını ve ayrımcı politikalarını dayatmaya devam ediyor. Normal zamanlarda analar, babalar evlatlarının acısını görmez. Ama bu coğrafyada anneler, babalar evlat acısı ile bir kora dönüştü. Artık biz çocuklarımızı toprağa vermek istemiyoruz. O yüzden de bu savaşa, bu zulme son verin diyoruz. Barışın bir muhatabı var, barışın muhatabını yok sayarak Kürt meselesini çözemezsiniz.

Barışın muhatabını yok sayarak bu ülkeyi içinde bulunduğu cendereden çıkaramazsınız. Bu ülkede barış istiyorsanız, demokratik bir yaşam istiyorsanız Kürt meselesini çözüme kavuşturmalısınız. Bu meselenin muhatabı da Sayın Öcalan’dır, o yüzden de bu tecrit kalkmalıdır. Kalkmazsa tüm ülke tecride mahkum olur. Nitekim öyle de olmuştur.

Artık tecrit her yerdedir. Her geçen gün hukuksuzluğa hukuksuzluk, adaletsizliğe adaletsizlik eklenmiştir. Bu tecrit sonlansın diye dile getirilmedik söz, çalınmadık kapı kalmamıştır. En sonunda Leyla Güven ve binlerce insan direnerek bu hukuksuzluğa işaret etmiştir. Şimdi bunu görme zamanıdır. Artık bu hukuksuzluğa son verme zamanıdır. Avukatları ve ailesi düzenli olarak Sayın Öcalan’la görüşmelidir. Bu yasal bir taleptir.

Artık herkes dile geliyor. Bu direniş o denli etkili olmuştur ki herkes dile geliyor. ‘Avukatlarıyla görüşülsün’ deniyor. Evet, görüşülsün. Ama bu görüşmenin bir hukuku var. Öyle lalettayin, ‘görüşülsün’ demekle olacak bir iş olmadığını herkes bilmeli. Bakın 2 Mayıs’ta avukatlar görüştü. Öğrendik ki tecrit çok daha ağırmış. İletişim hakkının gasp edildiği, mektup bile yazamadığı ortaya çıktı.

Bizim meselemiz barıştır, bizim meselemiz demokrasidir. İşte o yüzden diyoruz ki; bu 4 yıl boyunca yaşanan bunca zulüm, bunca ölüm bunca savaş olmayabilirdi. Türkiye başka bir yolda yürüyebilirdi. Ama siz bu yolu kapattınız. Buna şimdi son verebiliriz. Demokratik mücadele gücümüzle, toplumsal uzlaşma ile, toplumsal barışla, onurlu bir barış mücadelesini yükselterek Türkiye’deki tüm demokrasi güçleri yan yana gelerek bu tecride karşı çıkarak bu gidişata son verebiliriz.

Hukuksuzluğa 4 yıl boyunca hukuksuzluk ve adaletsizlik eklendi. Bu ülke KHK’lerle yönetilmeye çalışıldı. Bu ülkenin tarihine, kültürüne, geleneğine, halkların bir arada yaşama iradesine uymayan bir rejim uyduruldu; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Darbe mekaniği çalışmaya devam etti. Darbe mekaniğinden beslenilmeye çalışıldı. Ortaya bir OHAL düzeni çıktı. OHAL düzeni 10 binlerce insanı işsiz bıraktı. OHAL düzeninden dolayı binlerce arkadaşımız, belediye eşbaşkanlarımız, partimizin geçen dönem eşbaşkanları, milletvekilleri yoldaşlarımız cezaevinde. Bir suçları olduğu için değil, bir sevdaları olduğu için cezaevindeler. Biz o sevdadan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.

Bu OHAL düzenini kabul etmiyoruz. Faşizmi kurumsallaştırmak için, bir ara dönem rejimi olarak dayatılan bu düzeni kabul etmiyoruz. Hala KHK’lerle haklarından yoksun bırakılmış insanlar üzerinde düşmanca bir tutum sergileyen bu iktidarı bir kez daha uyarıyoruz: Biz faşizme geçit vermeyeceğiz. Demokratik bir düzen için mücadele ediyoruz. O yüzden de ne KHK’leri ne de o KHK’leri esas alan YSK’nın kararlarını tanımıyoruz.

YSK arkadaşlarımıza tuzak kurmuştur. Onlar bu halkın oylarıyla seçilmişlerdir. Sizin kararlarınız yok hükmündedir. Onların yerine oturanlar da bizim için yoktur. Onları hiçbir zaman belediye başkanı olarak kabul etmeyeceğiz. Bu OHAL düzeni, bu faşizmi kurumsallaştırma düzeni, bu KHK’lerle yol almaya çalışanlar bu ülkeye kayyımı dayattılar. Rezillik, kepazelik tüm çıplaklığı ile ortada. İnsan aklı almıyor. Soygun, talan ne ararsanız var. Şimdi bunların hesabını sorma zamanı. Bu OHAL düzenini dayatanlar, hala belediyelerimizi kayyım anlayışına mahkum etme çabasındalar. Bu halk o kayyımları süpürdü attı. Bu halkı da belediyelerimizi de abluka atına alamazsınız.

Gelmişler belediyeler önüne x-ray cihazları koyuyorlar. Neymiş? Suçu önleyeceklermiş. Siz o x-ray cihazlarını kayyımlara koyacaktınız, hırsızlara koyacaktınız, o halı hırsızlarına koyacaktınız. Bizden hırsız çıkmaz, bizden onurlu bir mücadelenin evlatları çıkar. Şimdi yeniden tüm Türkiye halklarına, emekçilerine, kadınlarına sesleniyoruz; faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, bu ceberrut iktidarı geriletmek istiyor musunuz, AKP-MHP blokunu bir kez daha yenmek istiyor musunuz? Onun yeri bu annelerin yanıdır. Onun yeri tecride karşı çıkmaktır, savaşa karşı çıkmaktır. İşte o zaman demokrasi mücadelesinde buluşulur. İşte o zaman demokrasi ittifakı gerçek bir ittifak olur bu cumhur ittifakının karşısına dikilir.

23 Haziran sadece bir belediye başkanlığı seçimi değil, bir demokrasi referandumudur. O demokrasi referandumunda Türkiye halkları, toplumsal muhalefet tüm samimiyetiyle, mutlaka ama mutlaka buluşmalıdır. Bu buluşma gerçekleşirse belediye başkanlığı da, meclis üyeliği de kazanılır. Ama bunlardan öte Türkiye’nin demokrasi yolu açılır, barış yolu açılır, İmralı’nın yolu açılır. Gelin cesur olun, faşizm korkudan beslenir. Gelin bu korkuyu hep birlikte yıkalım. Gelin hep birlikte tecride ve savaşa son verelim.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz