HDP Sözcüsü Bilgen: Kimse bizden vatanseverlik namına suç ortağı olmamızı beklemesin

0

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. HDP yöneticilerine ve gazetecilere yönelik gözaltı operasyonlarına tepki gösteren Bilgen, şunları söyledi:

“Ortada bir yangın var ve biz yangın alarmı veriyoruz. Yangını söndürelim diyoruz. Birileri yangını çıkartana kızacağına, yangın var diyenlere yangını söndürmeye çalışanlara saldırıyor. Bu sürecin, bu saldırının, bu operasyonun gerçek amacı nedir? Biz anlamakta zorlanıyoruz. Asıl amaç ÖSO’yu korumak, ÖSO’nun alan hakimiyetini sağlamak mı, yoksa Türkiye’ye yönelik bir tehdit var da ÖSO mu Türkiye’ye yardımcı oluyor? Açıklamalar son derece çelişkili.

Saldırının hedefi ile ilgili de ciddi çelişkiler var. Örneğin Genelkurmay Başkanlığı saldırının hedefinin IŞİD olduğunu söylüyor. Afrin’in neresinde IŞİD var, açıklama yapılırsa kamuoyu da öğrenmiş olur. Görünen o ki TSK, ÖSO’nun her yaptığına kefil. Oysa ÖSO’ya verilen silahların başkalarına satıldığına, ÖSO’nun yaptığı hak ihlallerine ilişkin ciddi tartışmalar var.

Çelişkilerden birisi de Kilis ve Reyhanlı’ya atılan roketlerle ilgili. Bu silahların mesafeleri nedir, nereden atıldığında buralara yetişebilir? Reyhanlı ve Kilis’e yakın bölgelerde kimin bulunduğuna dair sorular bir gün mutlaka cevaplanacaktır.

Hukuk, bilmektir; neyin suç olduğunu bilirseniz ondan uzak durursunuz

Bir ülkenin çıkarlarıyla şirket, cemaat, parti hatta aile işleri birbirine karıştığında kimse bizden vatanseverlik namına suç ortağı olmamızı beklemesin. Eğer bir şirket silah üretimi yapıp pazarlamak istiyorsa gayet tabi kurallarına uygun olarak bunu yürütebilir. Ama devlet ve cemaat işlerini karıştırmanın bedelini Türkiye çok ağır bir şekilde ödedi. Devlet ve parti işlerini karıştırmanın bedelini çok partili hayata geçmeden önce ödedi.

Devlet ve aile işlerini karıştırmanın bedelini 80’den sonra ödedi. Dolayısıyla kimse bizi dar grup hesaplarının, aile hesaplarının içine karıştırmaya kalkmasın. HDP toplum yararının yanında olmaya devam edecektir. Ama ülkeyi tehdit eden her girişimin de karşısında olmaya devam edecektir.

Özellikle son gözaltılar dolayısıyla neyi savunmanın serbest neyi savunmanın yasak olduğuna dair algıyla da yüzleşmemiz gerekiyor. Hukuk, bilmektir; neyin suç olduğunu bilirseniz ondan uzak durursunuz. Ama bugün artık hukuk o kadar öngörülemez bir hale gelmiş ki, o kadar bilgi ve veriyi aşan bir ön yargı içine sürüklenmiş ki; Türkiye’de birilerinin nelerin serbest olduğunu sayması gerekiyor. Ne yazabiliriz, ne paylaşabiliriz, ne söyleyebilirizin kurallarını ortaya koysa hükümet; gazeteciler, siyasiler, kamuoyu ona göre yazsa, konuşsa.

Gazetecilerin sadece kalemleri, klavyeleri vardır

Anayasa hala yürürlükte. OHAL ile ilgili sınırlara ilişkin anayasa hükmü de yürürlükte. Ve Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler de iç hukukun parçası. 2003 yılında Türkiye’nin taraf olduğu sözleşme savaş propagandası ve düşmanlığı savunma yasağını içeriyor. Madde, ‘her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır’ diyor. Barışı savunmayı yasaklamıyor.

Ama herhalde barışın savunulmasından çok korkuluyor ki barışı savunanlar, evleri sanki içeride ordu varmış gibi kapıları kırılarak basılıyor, gözaltına alınıyor. Gazetecilerin sadece kalemleri, klavyeleri vardır. Bu yöntem, kalemden nasıl korkulduğunu ortaya koyuyor. Nurcan Baysal, Hayri Demir, Sibel Hürtaş ve sosyal medyada yurttaş gazeteciliği yapan pek çok insan bu yöntemle gözaltına alındı.

Bir uyarıda bulunmak istiyorum. Akşam televizyon kanallarını açtıklarında hala demokrasiden umudu olanlar HDP tartışılırken ekranlarda hiçbir HDP’linin olmamasından rahatsız olmasınlar. Çünkü onlar konuştukça biz kazanacağız. Onlar savaşın ne kadar iyi olduğunu birlikte anlatsınlar. Barışa dair talep bastırılsa da mutlaka karşılığını bulacaktır.

Biz barışa inananlara televizyon ekranlarındaki manipülasyonlar karşısında ekranlarını kapatmalarını, bu çılgınlığa ortak olmak yerine, komşularını ziyaret etmelerini, çocuklarıyla Tolstoy okumalarını tavsiye ediyoruz. Tarih barıştan yana olanların kazandığını hep gösterdi gösterecek.

Meclis’i hiç açmadan bir KHK ile gazi ilan edebilirsiniz

Bu süreci atlatacağız. HDP bu süreci aşmayı başaracak. İktidar bütün gündemini Cumhurbaşkanı’nı gazi ilan etmek üzerine kurmuş olabilir. Bunun için Meclis’i toplamanıza gerek yok. Meclis’i kar tatiline göndererek Afrin’in tartışılmasını engellediniz. Meclis’i hiç açmadan bir KHK ile gazi ilan edebilirsiniz. Bir yanlış yapıldığında karşısında onu eleştirecek bir muhalefet yoksa demokrasiden bahsedilebilir mi? Görünen o ki muhalefet partilerinin bazı temsilcileri iktidardan geri durmama konusunda yarışa girmişler, geçmişte düştükleri pozisyondan da geri durmuyorlar.

Bize ‘sokağa çıkmayın’ ayarı vermek isteyenler Kobani eylemlerini hatırlatıyorlar. Ben de hatırlatıyorum, Kobani eylemleri 7 Haziran seçimlerinden bir yıl önceydi. Biz 7 Haziran başarısından şımarıp halkı sokağa dökmedik. Ama sadece iktidar değil, muhalefet de tarihleri karıştırıyor. CHP lideri de Yenikapı buluşması ile OHAL ilanının tarihlerini karıştırıyor. Diyor ki biz Yenikapı’ya gittik sizinle birlikteydik, ama siz OHAL’i ilan ettiniz. Öyle olmadı. Siz OHAL ilan edildikten sonra Yenikapı’ya gittiniz. Ortadoğu’da barışa ilişkin yeni yol haritaları açıklamak, Türkiye’de barışa ilişkin sürece kafa yormak için kongre çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göreceksiniz ki 11 Şubat bir büyük barış buluşması olacak.”

HDP’de koltuk kavgası olmaz

“HDP Eş Genel Başkan adayları ne zaman belli olacak?” şeklindeki soruya ise Bilgen, şu karşılığı verdi: “Kendi takvimimizi sürdürüyoruz. Yerel konferansları bitirdik, arama toplantıları yaptık. HDP’ye yönelik eleştirileri, beklentileri dinledik. Tüm tartışmaları toplumsal kesimlerle yürüttük. Parti Meclisi ve eş başkanların belirlenmesi de HDP kurulduğundan beri belirli bir mekanizmayla yürütülüyor. Bir kongre komisyonumuz var, kongrenin bütün sürecini yürütüyor. Bu iki gün boyunca MYK üyeleri ve kongre komisyon üyeleri tartışılacak. İsimlerle ilgili de bir uzlaşma komisyonu çalışacak. Bizim parti kurullarımızda şu ana kadar bir isim tartışılmadı. Bu komisyon önce yöntemi netleştirecek sonra da isimlerin değerlendirilmesine geçilecek. Şu anda yöntem tartışması yapılıyor. HDP’de hangi arkadaşlarımız hangi konumda olursa olsun HDP bir toplumsal muhalefet hareketidir. Dolayısıyla HDP’de koltuk kavgası olmaz. Yaşadığımız süreç de HDP’de bu heveslerle siyaset yapılamayacağını kanıtlıyor. HDP’de siyaset yapmak fedakarlık ister, özveri ister.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz