HDP: Türkiye bu adımla sınırı belirsiz tehlikeli bir maceraya ve dibi olmayan derin bir tuzağa sürüklenmek istenmektedir

0

HDP Merkez Yürütme Kurulu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Fırat’ın doğusuna yönelik olası harekatı hakkında açıklama yaptı.

“Suriye’de iç savaşı sona erdirecek ve tüm tarafları kapsayacak demokratik bir diyalog ve müzakere sürecinin başlaması en acil ihtiyaçtır.” denilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “En büyük tehdit ise yeni bir askeri müdahaledir. Şu günlerde AKP-MHP iktidarının kuzey ve doğu Suriye’ye yönelik yeni bir askeri saldırıyı gündeme alması bu nedenle son derece tehlikeli ve yanlış bir adımdır.

Bu adım, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyarak demokratik bir rejim inşasını değil Suriye toprakları üzerinde ameliyat yapmayı ve demografik yapıyı değiştirmeyi hedeflemektedir. Müdahalenin kendisi de hedefleri de uluslararası hukukun en temel ilkelerini ağır bir şekilde ihlal edecektir. Böyle bir müdahalenin yol açacağı yıkımlar ve nüfus mühendisliği aynı zamanda uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç kategorisine girecektir.

IŞİD’e karşı mücadelede onbinlerce insanını feda eden ve özgürlüğü için direnen Kuzey Suriye halkları, bir kez daha tehditle ve kaos ortamı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Sadece Kürtler değil, bölgede yaşayan Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler ve Ezidiler de büyük tehdit altındadır.

Afrin’de ve Şehba’da Erdoğan Rejimi’ne bağlı çeşitli güçlerin işlediği savaş suçları ve demografik değişim suçları ortadadır. Şimdi bu demografik değişim politikası Kuzey Suriye’nin geneline yayılmak istenmektedir. 1970’lerde uygulanmaya başlanan Arap Kemeri’nin yerine bu kez AKP-MHP iktidarı bölgesel istikrarsızlığı arttıracak bir Selefi-Cihatçı Kemer kurmaya çalışmaktadır.

Öte yandan ABD’nin açıklamasına göre, cezaevlerinde olan IŞİD teröristlerinin AKP-MHP iktidarına teslim edilecek ve sorumluluğun Türkiye’ye bırakılacak olması da ülkemiz açısından büyük bir tehdit ve sorun olacaktır. Bu adım aynı zamanda IŞİD için yeniden örgütlenme imkânlarını açığa çıkaracak, uyuyan hücrelerin harekete geçmesi ile bölgeyi tekrar 2014’teki gibi derin bir karanlığa sürükleyecektir. Bu durumla birlikte IŞİD Türkiye’de de siyasi dengeleri ve toplumsal dokuyu doğrudan etkileyecek bir faktör haline gelecektir.

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Suriye sorununa müdahil olan tüm uluslararası kesimleri uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olan bu duruma ve yeni savaş riskine karşı sorumluluk almaya çağırıyoruz. Türkiye barış ve demokrasi güçlerini, AKP-MHP ittifakının sarsılmış olan iktidarlarını sağlamlaştırmak için attıkları bu adıma karşı etkili ve kararlı bir duruş sergilemeye çağırıyoruz.

Böyle bir askeri müdahalenin anlamı Türkiye toplumu için daha çok baskı, daha çok zam, daha çok yoksulluk, daha derin kriz, daha yaygın hukuksuzluk ve demokrasisizlik demek olacaktır. Türkiye bu adımla sınırı belirsiz tehlikeli bir maceraya ve dibi olmayan derin bir tuzağa sürüklenmek istenmektedir. Bunu hep birlikte durdurabiliriz.”

Harekat huzur, barış ve demokrasi getirmeyecek

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise Meclis’te düzenlediği basın toplantısında olası operasyonu değerlendirdi. “Suriye’nin kuzeyine ve doğusuna yönelik bir askeri harekat her an başlatılabilir.” diyen Oluç, şöyle konuştu:

“Öyle bir durumdayız. Şunu en başında özellikle vurgulamak istiyorum: Suriye’nin kuzeyine ve doğusuna yapılacak bir askeri harekat bu bölgeye barış, huzur ve demokrasi getirecek özellikte olmayacaktır. Bunu net olarak söyleyelim. Biz bunu ilk defa da söylemiyoruz. Daha evvelki tartışmalarda hep dile getirdiğimiz bir konudur. Evet, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da çok ciddi sorunlar var ve bu sorunların aşılabilmesi için hangi adımların atılması gerektiğine ilişkin fikirlerimizi söyledik defalarca.

Suriye’de ve Irak’ta demokratik rejimlerin tesis edilmesi ve geliştirilmesi için askeri güçle değil demokrasiyle, müzakereyle adımların atılması gerekiyor. Özellikle Suriye’de iç savaşın sona ermesi ve demokratik bir rejimin gerçekleşmesi için bu adımların atılması gerekiyor.

Askeri güçle bölge gücü olunamaz. Askeri güçle bölgede hakimiyet sağlama hedefleri tarihsel olarak da baktığımızda her zaman geri tepmiştir. Suriye‘de, Irak’ta, komşularımızda demokratik rejimlerin gelişmesi için Türkiye’nin demokrasiyi, insan haklarını savunan, barış ortamını tesis eden, güçlü ekonomisi ve demokrasisi ile hukukun üstünlüğünü ören örnek ülke olmasıdır gerekli olan.

Bu konudaki görüşlerimizi bir kez daha vurgulamış olalım. Çözüm askeri harekatta değildir. Çözüm politikadadır, çözüm demokrasidedir, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü sağlamaktadır. Özellikle Suriye’de farklı inanç ve etnik kimliklerin varlıklarını ve eşitliklerini korumak ve birlikte yaşam alanlarını genişletmektir. Esas itibariyle böyle bir anlayış üzerine Suriye’de, Irak’ta ve diğer bölge ülkelerinde demokrasi, barış ve huzur sağlanabilir.

İtirazlarımıza ve yanlış bulduğumuz noktalara kısaca değinmek istiyorum. Aylardan beri bunu söylüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğü içerisinde demokratik bir Suriye’nin inşa edilmesi, sorunların güçlü yerel demokrasiyle çözülmesi gerekiyor dedik ve bunu söylemeye devam ediyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenli bölge anlayışı ile sağlanamaz. Güvenli bölge anlayışı Suriye’nin toprak bütünlüğünün ihlal edilmesi demektir. Bir komşu ülkenin toprakları üzerinde ameliyat yapılmasıdır güvenli bölge anlayışı.

Bu nedenle mesele Suriye’nin toprak bütünlüğünün savunulmasıysa, ki biz bunu savunuyoruz, o zaman söyleyelim ki, güvenli bölgeyle bu toprak bütünlüğü bağdaşmaz. Uluslararası hukuk, devletler arası hukuk ve egemen devletler arasındaki ilişkiler açısından baktığınızda güvenli bölge anlayışı toprak bütünlüğü ile uyuşmaz.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz