HDP’yi İstemiyorlar Ama Oylarını İstiyorlar

0

Türkiye’de “Altılı Masa” dediğimiz muhalif ittifak Kürt oylarına göz dikmiş görünüyor ama bunu nasıl yapacaklar onu kendileri de bilmiyor, tek umutları Kürt oylarını maniple etme gücünü elinde tutan HDP’nin bundan önceki seçimde iktidar partisine olan tepkisinden dolayı kendilerine kendi ayağıyla gelip Kürt oylarını peşkeş çektiği gibi yine peşkeş çekmesidir. 

HDP kanadı, önceki belediye seçiminde alınan sonucun kendi eseri olduğunu ve oyları bu seferde aktaracaksa bunun “onurlu bir ittifak”la yapılması gerektiğini söylüyor. Ancak iktidar cenahı HDP’yi Batı ve iç Anadolu’daki seçmen nezdinde öyle şeytanlaştırmış ki, HDP’ye yaklaşan parti kaybının kazancından daha fazla olacağından korkuyor. Çünkü sonuçta HDP oyları onlara gelse bile bu oylar geçici oylardır, ama Batı ve İç Anadolu’daki oylar onların kendi oylarıdır, onların varlık sebebini o oylar tamamlıyor, onu kaybettiklerin kendilerinin de artık Türkiye siyaset tarihinden silineceklerini biliyor. Bu partiler o yüzden tabanlarını kaybedip yok olmaktansa HDP ile mesafeli durmayı tercih ediyor.  

HDP cenahı ise pek tabi olarak oylar isteniyorsa bunun “Onurlu bir ittifak” ile sağlanması gerektiğini söylüyor; çünkü diğer şekilde muhatap almadan sahip olduklarını kendi elleriyle kendilerine sunmalarını beklemek oluyor ki, HDP cenahı bu kadarına katlanamayacağını söylüyor. Ancak sorun şu ki; HDP geri çekildiğinde kendisini Batı ve İç Anadolu seçmeni nezdinde şeytanlaştırmayı başarmış iktidara yol vermiş oluyor ve bu da esas olarak HDP’ye seçimi kaybetmesini istediği iktidara karşı yanlış bir hamle yapmalarına ve bizatihi zaferi kendi elleriyle onlara vermesine neden oluyor.  

İşin doğrusu HDP olağanüstü bir çelişki sarmalı içinde kendisine çıkış kapısı aralayacak bir ortak arıyor, ama olası ortak olabilecek partiler ise yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktan korkuyor. O yüzden HDP’yi kapıdan içeri almadan veya HDP’nin kapısına gitmeden HDP’nin tüm bunları görerek kendilerinin bir karara varmalarını ve bu kararın da kendi lehlerine olmasını umuyor. HDP böyle “onursuz bir ittifak”la onurunu nasıl tamir edecek ise, bu onların sorunu değil, bunu düşünecekse HDP düşünsün istiyorlar. 

Bu büyük bir çelişki ve bu çelişkiyi şimdilik nasıl aşacağını ne HDP cenahı biliyor ne diğer “Altılı Masa”daki herhangi bir parti. Bu partilerin tüm liderleri, iktidarın onların HDP ile iş tuttuklarına dair suçlamalarını şimdilik canhıraş bir şekilde inkar ederek karşılık veriyor ve iktidarın HDP için “O bir terör örgütü uzantısıdır” söylemine yarım ağızla da olsa iştirak ediyor. Yarım ağız diyorum, çünkü tam ağzın kendilerinde bir götürüsü olabileceğinden korkuyorlar. 

Ancak görünürde tüm bunlar yaşanırken el altından iktidarın kendisi de bir şekilde HDP’nin oylarını nasıl alacağına dair birtakım hesaplar yapıyor. Bildiğiniz gibi bundan önceki seçimlerde iktidar partisi HDP’nin oylarını kapmak için İmralı’dan mektuplar getirtip okuttuğu gibi, İmralı zatın kardeşini de Irak Kürt Bölgesel yönetiminin denetiminde bulunan bir yerden devlet kanallarına çıkarttırarak konuşturdu. Muhalefet cenahında iktidara dönük suçlamalar ayyuka çıktığında ise; iktidar cenahı böyle bir şeyden haberleri olmadığını söylemekle yetindiler ve buna herkeste inandı! Muhtemelen konuşma içeriğinin seçimle ilgili olması ve zamanlama dışında iktidarın konuşmaya bir dahli olmadı! 

Şimdi bu iş nasıl olacak? 

Kanaatim, altılı masanın umudu HDP’nin iktidara olan öfkesinden dolayı bir karşılık beklemeden tekrar kendilerine yöneleceği yönündedir. HDP cenahı ise kendi seçmenine hesap verebilir durumda olmak için yalnızca bu ilişkiyi “Onurlu bir ittifak” ilişkisine bağlamaya çalışmanın derdinde. İktidarın umudu ise tekrar İmralı’daki zattın oradan vereceği sesle HDP seçmeninin kafasını karıştırmanın peşinde ve muhtemelen seçime yakın bir zamanda iktidarın istediği sözleri ya İmralı’daki zat yumurtlayacak ya da kandildeki baronlar o sonucu çağrıştırır birkaç eylem veya kelam edecekler. Bu arada iktidar da onlara ne tür vaatlerde bulunacak, onu da muhtemelen o ara görmüş olacağız. 

Sadede gelirsek; iktidar grubu seçim sistemini öyle bir hale getirmiş ki, HDP’nin elinde taraflardan birine oylarını teslim etmesinin dışında neredeyse bir seçenek bırakmamış bulunuyor. Kimileri HDP’nin “onurlu bir tarafsızlık” ilkesini seçebileceğini söylüyor. Diyelim ki HDP o “onurlu tarafsızlık” ilkesini seçti, o zamanda seçimleri kazanmasını en çok istemediği iktidara kazandırmış oluyor. HDP taraf olmayı seçtiğinde ise kendisini kapıdan dahi içeri almayan bir muhalefete kazandırıyor. Muhalefette iktidar kadar değilse bile oda HDP’yi murdar bir parti olarak görüyor. Dolayısıyla HDP’nin iktidar kadar değilse bile muhalefetten de ciddi bir beklentisi bulunmuyor; çünkü Türkiye’nin Kürtlere dönük temel paradigmaları konusunda iki tarafında farklı bir görüşü bulunmuyor. HDP Türkiye’de bir değişikliğin olması konusunda o kadar umutsuz ki, geçenlerde Ahmet Türk bile konuyla ilgili konuştuğunda “En fazla sopa tutan el değişmiş” olacak diyor.  

Ve sanırım bu söz Kürtlerin Türkiye’ye dönük genel kanılarını ifade ediyor. Çünkü Türk, bu sözleri sarf ettiğinde en uç muhalifleri bile “Herhalde artık Türk’te gerçekleri görmeye başladı” demekten kendilerini alamadı. 

Hasılı bunlar HDP’yi istemiyorlar, ama HDP’nin oylarını istiyorlar ve sürece tam hakim değillerse bile bir şekilde HDP’nin geçmişte yaptığı gibi iktidara olan öfkesinden dolayı oylarını tekrar kendilerine vereceğini düşünüyor, tek dertleri o oyları alırken bir hata yapmamaları, HDP’ye yüklenmiş “terör örgütüyle iltisaklı” halinden bir zarar görmemeleridir. Yani kısaca HDP için tek hesap; meyvesi bizim olsun, gölgesi kendilerinin!  

Bari gölgesi kendisinin mi?  

Onu da bölgede yıllardır oylarını HDP’ye verirken akıbetini sormadan sorgulamadan veren ve ancak seçimlerden sonra tanımadıkları adayları meclise gönderdiklerini gören HDP seçmenlerine sormak gerekir.  

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz