Hrant’ın kıymetini bilemedik, koruyamadık. Utanç verici…

2
Latest posts by Sinan Eskicioğlu (see all)

Ermenileri hiç araştırdınız mı?
Kulaktan dolma ve düşman gibi gösterilen programlardan ve kitaplardan değil, objektif olarak hazırlanmış eserlerden Ermenilerin kimler olduklarını okudunuz mu?

Kimdir bu Ermeniler?

Ne zamandır böyle bir millet var?
Ne yerler, ne içerler?

Nerede yaşadılar?

Yaklaşık bir aydır Ermenileri araştırıyorum. Yanlı olmayan kaynaklar bulup okumaya çalışıyorum. Halil İnalcık Hoca’nın ‘Rönesans Avrupası’ kitabını okurken Avrupa’daki değişimleri, dönüşümleri, güç ve iktidar için yapılan savaşları (Din savaşları da dahil) okurken eşzamanlı olarak Ermenileri de araştırdım.

Bize öğretilen kulaktan dolma, düşmanlık üzerine bina edilmiş, aşağılamacı hikayeleri değil Ermenilere ait gerçekleri öğrenmek istedim.

Kendilerine Hay ve ülkelerine de Hayastan dediklerini gördüm. Değişik dillerdeki kaynaklarda Aramia, Armina, Aram ve Araman olarak da geçtiğini okudum.

Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk topluluk ya da krallık mı demeliyim.

‘Nasıl krallık?’ mı dediniz?
Evet, Krallık.

Ermeniler Milattan Önce Krallık kurmuşlardı. Hatta Sümer kayıtlarında, İncil’deki Ararat-Hayastan’la (Ermenistan) özdeşleşen, Aratta adında bir erken devlet oluşumu bile belirtilmekte.

Ermeniler binlerce yıldan beri ülkemizin orta Anadolu bölgesinden doğuya uzanan genişlikteki alanda yaşamışlardı. Yani Ankara’dan doğuya doğru alanı kapsayan bölgede.

Ermeniler bu toprakları vatan kabul ettiklerinde henüz Malazgirt Savaşı olmamıştı. Kimileri 1048 Pasinler Savaşı’nı ortaya atmaya başladı, hadi diyelim öyle olsun.

Ermeniler tarihin başlangıcından beri buradalardı.

Bu toprakları vatan edinmişlerdi, tıpkı Kürtler gibi.

Kürtler ve Ermeniler bu topraklarda yaşıyorlardı.

Roma İmparatorluğu’nın hakim olduğu zamanlarda da buradaydılar. Doğu Roma olarak anılan Bizans Dönemi’nde de buradaydılar. Daha sonra Sasaniler İmparatorluğu ile de burada yaşamaya devam ettiler.

Bu toprakların insanlarından bahsediyoruz.

Türklerin bu topraklarda etkin güç olarak yaşamaya başlamalarıyla da ‘birlikte yaşam’ başlamış oldu. Talas Savaşı ile biz Türkler Müslüman olduk kabul edelim, o zaman bizler bu topraklarda değildik. Bu topraklara gelmemizle birlikte Türk ve Müslüman kültürünü de getirdik.

Bunları okurken aklıma gelen ne oldu biliyor musunuz?
Acaba kaç Ermeni zorla Müslümanlaştırılmıştı?

İslam zorla olmaz öyle değil mi?
Evet, olmaz.

Şartları ona göre ayarlarsanız insanlar yaşayakalmak için Müslüman olur… Bu kadar basit.

Yaşam şartlarını Müslümanlara göre ayarlarsanız mesela vergileri onlardan daha az diğerlerinden daha fazla alırsanız insanlar Müslüman olur.

Ya da onların güvenli bir şekilde olan yaşam alanlarını güvensizleştirirseniz insanlar Müslüman olur.

Bütün bunları ve eşzamanlı diğer gelişmeleri okurken tarih 19 Ocak’a gelmişti, yani düne.

Dün Hrant Dink’in HUNGARCA ÖLDÜRÜLMESİNİN günüydü.

Neden mi büyük harflerle yazdım?
Dikkat çeksin istedim. Hunharca ve öldürülme…

Hrant’ı daha önce neden hiç dinlememişim diye kendime kızdım. O zamanlar, yani Hrant’ın görüşlerini dile getirdiği dönemde Almanya’da varlık mücadelesi veriyordum. Biraz olsun işlerimi yoluma koydum dediğimde de Hrant Dink Cinayeti manşet olmuştu.

19 Ocak 2007

Bundan 15 yıl önce.

Bugün derdine düşüp ifade ettiklerimi Hrant Ermeni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak zaten söylemişti.

Bu toprakların insanlarının kardeşçe ve kendileri kalarak barış içinde yaşamaları.

Çok sesli olarak varlığımızı devam ettirmek.

Çok seslilik ve çok renklilikle.

Hrant’ın dediği gibi: ‘Siyah ve beyaz isteniyor, çok renklilik değil’.

Sizin dayattığınız ‘siyaz-beyaz’ı kabul etmiyoruz.

Hrant Dink’in derdi bu toprakların insanı olduğunun kabul edilmesiydi.

Eziyete bakar mısınız?
3000 yıldır bu topraklarda yaşıyorsunuz ve birileri geliyor size ‘yabancı’ diyor, ya da ‘diaspora’.

Hrant’ı dinleyince onu çok seveceğimi gördüm. Hrant yaşasaydı çok severdim…

Bakın şu sözlerine: ‘Bıçak sırtı, bu tarafa düşsem soyumu inkar edeceğim. Bu tarafı söylesem Türkiye’de beraber yaşadığım insanları üzeceğim. Ben dedim en iyisi bıçağın üstünde kalayım, orası benim için en güvenilir yer.

Evet bıçak sırtında Türkiye’de gazete çıkarıyoruz, Atalarımızın hakkını savunuyoruz ve Türkiye’de geleceğimizi kurmaya çalışıyoruz’.

Ülkenin adı Türkiye. Ama ‘Türkiyeliyim’ diyenler ceza alıyorlar. Alın size başka bir saçmalık.

Hrant bu konuyla alakalı olarak ceza bile almış.

‘Türk değilim Türkiyeliyim. Ben Ermeni’yim’ Bu cümlem yüzünden 301. Maddeden dava açıldı’.

(MADDE 301.– Maddenin birinci fıkrasında, Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılamak, suç olarak tanımlanmıştır.

Maddede geçen Türklük deyişinden (kavramından) maksat, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Türklere has müşterek kültürün ortaya çıkardığı ortak varlık anlaşılır. Türk Milleti kavramı bu varlıktan geniştir; Türklük ve Türk ırkıyla ilgili tüm konu ve kavramları kapsar. Cumhuriyet deyişinden, Türkiye toprakları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti anlaşılmalıdır.)

Hrant Dink bu ülkeye sonradan gelmedi.

Hrant bu topraklarda doğdu.

Malatya’da.

Anne ve babası da bu ülkeye başka yerlerden gelmediler, onlar da Sivas’da doğmuşlardı.

Ama bu ülkede Hrant’a pasaport verilmedi.

Hakkında yargılama olmadığı ve ceza almadığı halde.

Yargıtay’a ve gerekli makamlara müracaatı yapmış. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat etme hakkını elde etmiş.

Ama çareyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde aramamış.

Neden biliyor musunuz?

Cevabı Hrant vermiş zaten:

‘Ben ülkemde pasaportumu Avrupa’nın müdahalesiyle alacaksam, almam o pasaportu’

Hrant, yöneltilen sorulara cevap verirken sürekli ama sürekli söylediği cümle şu: ‘Peşinen şunu söylemek istiyorum. Hiç kimsenin kalbini kırmak gibi bir niyetim yok’.

Böyle bir insana, bu toprakların insanına nasıl kıydınız?

Ne adına yaptınız bunu?

Devlet adına mı, ülke adına mı?

Din adına mı?
Ne adına?

Ogün Samast diye birinin adını ortaya atmışlar.

Sözüm ona o öldürmüş.

Hrant’ı öldüren o genç değil.

Hrant’ı öldüren kendisinden farklı olana, ötekine yaşam alanı ve hakkı tanımayan bağnaz, köhne ve cahil zihniyet…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Hrant Dink’in anısına:

Önceki İçerikZayıf karakter
Sonraki İçerikMeraklı birinin dün ile bugün arasında bir yazılık zihin yolculuğu
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

2 YORUMLAR

  1. Soy dediğin iki nesil. Sonrasını ve öncesini bilmiyoruz. Dedem Turkmus, onun babası da , peki ondan öncesi……. meçhul. Ben turkle evlendim, belki oğlum yabancı biriyle evlenecek ,eee … doğacak çocuk…
    Irkçılık , aşırı milliyetçilik olmaz olsun. İnsana dini , ırkı , makamı , serveti için değil insan olduğu için değer vermeliyiz.
    Bu vatanda mültecilere bazıları it gibi davranıyor. Bizzat gördüm. Markette ürün alan bir Suriyeli çocuk , arapça konuşuyor diye , diğer müşteri burası Türkiye Türkçe konuş diye azarladı. Senin dilin kopsun emi. Daha bir çocuk ya. Bu sindirememezlik neden. Öğretmen bir komsum söyledi ; Suriyeli öğrencilere düşük not veriyorum. Gitsin kendi memleketinde okusun diye.Vatana hayırlı bir talebe yetiştirmek yerine düşman yetiştiriyor farkında değil.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz