Hz. Ömer Gibi Valiler Hâlâ Aranıyor Mu?

1

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç konuşmasında Hazreti Ömer gibi valiler istediğini ifade ediyor. 

Gayet yerinde ve çok arzulanan bir istek…

Ama…

‘‘Ama’’sı var işte…

Peki, valiler Hazreti Ömer gibi olursa ülkenin ‘‘başı’’, ülkenin en alttan en üst katmanına kadar diğer yöneticileri nasıl ve ne gibi olması lazım?

Evet, Hazreti Ömer gibi vali istemek gerçekten çok büyük ve ağır bir istektir.

Fakat tarih bize Hazreti Muhammed aleyhisselâm gibi yaşamamız lazım ki valiler de Hazreti Ömer gibi olsun.

Hazreti Ömer hak karşısındaki duyarlılığıyla bilinir.

Haksızlığın karşısında zerre kadar tereddüt etmeden dimdik duruşuyla bilinir.

İyi ile kötü, doğru ile yalan Hazreti Ömer’de birbirinden aydınlık ile karanlık gibi ayrıldığı için ona  ‘‘Faruk’’ demişler.

İyiyi ‘iyi’, doğruyu ‘doğru’, yalanı da ‘yalan’ yapan şeyler Hazreti Ömer’i gördüğü zaman zeytinyağı ile su misali birbirinden ayrılırdı. 

Bir yerde Hazreti Ömer varsa orada adalet vardır, orada hakkaniyet vardır, orada riyaya ve ikiyüzlülüğe asla yer yoktur.

Sayın Cumhurbaşkanı, Hazreti Ömer gibi valiler istiyor fakat diğer taraftan bakıyorsunuz ki Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı dönemimde ‘‘Şeffaflık Yasası’’  teklif ettiği zaman aynı Cumhurbaşkanı; “Olmaz öyle şey bu yasa çıkarsa ben partime İl Başkanı, İlçe Başkanı bile bulamam!”

Neden?

Çünkü insanlar o makamlara gelince kasalarını doldurmak istiyorlar. Eğer siyasete vaktini ayırıyorsa, iktidar için çalışıyorsa işte o zaman da ‘iktidarın nimetlerinden faydalanmayı’ bir vazife biliyor. Hani ‘‘bal tutan parmağını yalar’’ misali…

İşte yolun ayrıldığı yer burası.

‘‘Yalan dünya’’dan ‘‘Yalancıların dünyası’’na geçiş bu noktada başladı. 

Zaten ‘‘yalan dünya’’ derken, dünyanın fani oluşundan dolayı bu tabir kullanılır. Yani dünya zevkini, safhasını, güzelliğini, huzurunu kalıcı zannedersin ama kalıcı değildir. O yüzden ‘yalan dünya’ denir.

Dünyayı seversin arkası boş çıkar. ‘‘Her elemin bir lezzeti,  her lezzetin bir elemi vardır’’ düsturuyla; lezzetlerin içinden elemler, kötülüğün içinden kötüler, iyiliklerin içinden iyilikler çıkar. Bunların birbirinden tamamen ayrılması dünyada mümkün değil.

Bazen iyilik galip geliyor. Kötülük gizleniyor zayıf düşüyor, bazen kötülük galip geliyor iyilik gizleniyor zayıf düşüyor.

Öyle bir zamana geldik ki ‘‘Yalanın Hâkimiyet’’ dönemi yani yalancıların hâkimiyeti dönemindeyiz.

İşte tam da böyle dönemlerde Hazreti Ömer gibi insanlar sıkıntı çekiyorlar. Bu dönemin gereği olarak kötülük, yalan, riya hâkim oluyor ve hakkaniyet baskıdan dolayı eziliyor.

Haklılar eziliyor, hak eziliyor.

Hazreti Ömer gibi vali istemek sadece siyasetten söylenmiş bir söz haline geliyor.

Peki, Cumhurbaşkanı gerçekten Hazreti Ömer gibi bürokratları yok muydu?

Var olduğuna dair küçük bir örnek…

İstanbul’da görkemli bir site yapılacak fakat arazi ve ruhsat meselesinden dolayı firma ile belediye arasında problemler yaşanıyor. Şirketin sahibi ile iktidar arasında bir gerilim oluyor.

Arazi, ‘‘kupon arazi’’sidir.

Değil sadece İstanbul’daki kupon araziler, ülkedeki tüm kupon araziler iktidarın kontrolünde, denetimi altında dağıtılıyor.

Söz konusu arazi ‘‘istenmeyen’’ bir kişiye satın almıştır. Arsayı alan kişinin inşaatları engellenmek isteniyor. Mesele yargıya intikal ediyor. İşin bir tarafında dönemin Başbakanı ile birlikte dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, diğer tarafında ise araziyi alan görkemli siteyi yapacak olan inşaat firma var. Firma, davanın hâkimine para dolu bir çuvalla ziyarete geliyor.

Hâkim, ‘‘Siz’’ diyor, ‘‘Bu konuda haklısınız, kanun sizden yana, beraberinizde getirdiğiniz çuvalla kendinizi suçlu duruma düşürmeyin’’ diyor. O içi dolar dolu çuvalı ayağıyla ona getiren insana doğru ittiriyor ve reddediyor. Firmanın avukatı firmanın sahibine olan bitenleri anlatıyor. 

Firma sahibi ise, ‘‘Nasıl olur, böyle bir paraya bir hâkim nasıl dayanabilir, acaba az mı buldu?’’

Ertesi gün yine firma sahibi, firmanın avukatına mevcut para çuvalına bir çuval daha ekleyip ‘‘tekrar gidin’’ diyor. 

Avukat:

‘‘Hayır, efendim, hâkim bu paraları almıyor. Bize diyor ki ‘‘Haklısınız, gidin kendinizi adam gibi savunun. Haklıyken suçlu duruma düşmeyin.’’

Peki, acaba bu hâkimler şimdi neredeler?

Peki, memur Teomanlar neredeler?

Bu hâkimlerin ve memur Teomanların tek cezası Hazreti Ömer gibi olmak mı?

Yoksa rüşvet karşısında eğilmemek mi? 

Ya da para karşısında tavanın içindeki yağ gibi erimemek ve dimdik durmak mı?

İnsanı değerlere sahip çıkmak ve oturduğu koltuğun hakkını vermek ne zamandan beri suç oldu?

Hakkı yükseltmenin, adil hüküm vermenin ne demek olduğunu bilen bir insan para dolu çuvalı yani dünyayı ayağıyla itiyor. Yalan dünyaya meftun olanlar ise ‘‘Biz bu dünyayı sana dar ederiz’’ ve dar ediyorlar.

‘Masum’ olarak ilan edilen, ülkenin cari açığını kapayan ‘milli kahraman’ olarak arkasına Türk bayrakları yerleştirip televizyona çıkartılan Rıza Zarrab nerede?

Geçen hafta ABD’nin Anayasa Mahkemesi’nde Halkbankası ve Türkiye’nin İran ambargosunu delmesi duruşması yapıldı, neden?

Dilin kemiği yok…

Soralım bir kez daha Hz. Ömer gibi valiler hâlâ aranıyor mu?

1 Yorum

  1. hz.ömer Adaletini mensup olduğu islam dininden ALLAH korkusundan ve izinden sadakatle gittiği EFENDİMİZ (S.a.v)den almıştı.
    ama daha islam dini ile müşerref olmadan iran kisrası Nuşirevanın adaletini bizzat görmüştü.
    Nuşirevan adaletin tecellisi için kendi oğluna ve komutanına bile ayrıcalık tanımamış en ağır şekilde cezalandırmıştı.
    onun için valisi vakkasa benim adaletim nuşirevandan daha az değildir diye yazdığı tek cümlelik mektupla valisinin yüzünün sararmasına sebep oluyordu.
    bu iktidarın ne hz.ömer gibi adalet arayışı ne de onun valisi gibi adam arayışı var.
    iktidar sadece efendisine sadık kapı kulu arıyor.
    valiler iktidarın efendisinden korktuğu kadar Allahtan korkuyorlar mı acaba.
    bu dünya da şimdi ve gelecekte hz.ömer ve nuşirevan olmayacak.
    kufeli dişi deve sahibinin devesine erkek deyip onu şamlı ya veren muaviyeye destek çıkan ahali bayağı mevcut.
    zaman muaviyeler zamanı.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz