İnsan Allah’ın Kölesi Değildir

0
Latest posts by Levent Bilgi (see all)

Bazı dini söylemlerde insanın Allah’ın kölesi olarak tanımlamasının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Sanki Allah’a kul/abd olmak O’na köle olmak anlamında olmamalı gibi geliyor bana. Veya insan olarak bizim abd kelimesine yüklediğimiz anlam kölelik gibi bişey olmamalı. Çünkü köle sadece verilen emri yerine getirir. Köle efendisini sorgulayamaz, efendisinin emirlerine aklıyla yanaşamaz. Köle emre kayıtsız şartsız itaat eden, emri anlamak gibi bir meselesi olmayan insandır. Efendi söyler o yapar, robot gibi.

İnsanın Allah ile olan ilişkisi bir robot gibi olmamalı. İnsan köle de değildir, robot da. İnsan yine Allah’ın kendisine verdiği akılla Allah’ın emirlerini değerlendirebilir, sorgulayıp anlayabilir. Hatta kabul veya red edebilir. İnsanın imtihanı her konuyu akl ederek kendi iradesi ile karar vermesinde odaklanır.

Said Nursi ene gibi Hürriyet’in de bir vahid-i kıyasi olduğunu söyler. Nasıl ki ene Allah’ın esmasını, fiillerini anlamakta bir vahid-i kıyasiyse Hürriyet de esma ve fiilleri anlamakta bir vahid i kıyasidir. Ene’sine bakmadan Allah’ı tanımak mümkün olmadığı gibi, Hürriyet’imizi kullanmadan Allah’ı tanımak da mümkün değildir.

Aristo felsefesinde köleler insan bile değildir. Oy kullanamazlar, kendi iradeleriyle iş yapamazlar.

Aslında köle kelimesinin politik de bir anlamı var. Biz Allah karşısında köle olduğumuzu söyleyerek, irademizi, akletmemizi, duygularımızı, işlerimizi de Allah’a veriyoruz. Köle/efendi, padişah/kul şeklinde bir ilişki geliştiriyoruz. Allah/abd ilişkisini de irademizi sıfırlamak şeklinde algılıyor ve bunun koyu dindarlık olduğunu düşünüyoruz. 

Böyle bir ilişkide köle/abd/insan sorumluluk almak istemez. Kendi sorumluluğunu efendiye atarak kaçmak ister. Efendi bizim yerimize düşünsün, efendi gereğini yapsın, efendi tedbir alsın biz sadece emredileni yapalım. Bu anlayış imani/dini değil, bilakis yükü Allah’a atarak insaniyetten kaçma anlamına gelir. Nasıl bir padişah/efendi istiyorsak öyle bir Allah’a inanmak istiyoruz.

Allah’a köle olmak insaniyetten istifa etmenin diğer anlamı gibi. Kölelik belki meleklere yakışır ama Allah’ın eşref-i mahlukat olarak yarattığı insana yakışmaz.

Hz. İbrahim’in Bakara 260’da geçen haşri sorgulama ayeti bize Allah karşısında bile köle olmamayı, irademizi kullanarak, sorgulayarak anlamaya çalışmamızı ders veriyor:

“İbrâhim de bir zaman: “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” demişti. Rabbi ise: “Yoksa inanmıyor musun?” buyurdu. İbrâhim: “Elbette inanıyorum, fakat kalbim iyice kanaat getirip yatışsın diye bunu istiyorum” dedi. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: “Öyleyse dört kuş yakala, onları kendine meylettir, alıştır, iyice tanı; sonra onları kesip hamur yaparak her bir dağın tepesine ondan bir parça bırak. Sonra onları çağır, bak nasıl koşarak sana gelecekler. Şunu iyi bil ki, Allah, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.”

Bu ayet bize güzel bir hikaye olsun diye inmedi. Bir taraftan haşrin örneğini gösterirken, ayetteki asıl vurgu sorgulamayadır. Allah bize bu ayetle diyor ki; “Kalbin iyice tatmin oluncaya kadar sor ve sorgula.” Allah ile muhatap olan azim bir peygamber bile haşri soruyor ve kalbinin tatmin olmasını istiyorsa biz çok daha fazla sormalı, sorgulamalı ve anlamaya çalışmalıyız. 

İnsan olmak Allah’a köle olmak değil, abd/kul olmaktır.

Önceki İçerikAlevilerin Ağzına Bir Parmak Bal
Sonraki İçerikMHP lideri Bahçeli grup toplantısında bugün erken seçime yol verir mi? Hesap ne?
(Özgeçmiş ve özgelecek) İzmir'in yokuşlu sokaklarında doğdu. Kuşadası'nın denizlerinde sonsuzluğun lezzetini tattı. İstanbul'da okudu. Ordu, Zonguldak, İstanbul, Şanlıurfa'da dersler yaptı. Hayatı, edebiyatı, Kur'an ve Risale (okumayı değil) çalışmayı önemsiyor. Bunların monotonlaştırılmalarına,sıradanlaştırılmalarına, dünyevileştirilmelerine karşı çıkıyor. Artık okuyarak değil, okuduklarımız üzerinde çalışarak, kafamızı çatlatırcasına düşünerek, tahkik ederek bir şeyler öğrenebileceğine inanıyor. Cenneti de cehennemi de önce bu dünyada görüyor. Varlığı, insaniyetini, duygularını ve düşünceyi önemsiyor. Artık nutuk, vaaz, ben en iyi bilirim zamanlarının bittiğine inanıyor. Hakikati eşit bir ilişki içinde; beraber, arayarak, bir masa etrafındaki çalışma grupları ile yakalayabileceğine, en azından hissedebileceğine inanıyor. Hayatı, dünyayı, varlığı, insaniyeti vs. anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor. Allah'ı, âlem-i gaybı ve ölümden sonrasını çok özlüyor ve merak ediyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz