İslam ve Derin Devlet

0

İslam ve Derin Devlet kavram olarak birbirleriyle hiç alakasız gibi görünse de, aslında birlikte ele alınması gerekir. Bu gereklilik, doğal olarak kendini Müslüman olarak tanımlayan kişileri bağlar. Hem Müslüman olup ve hem de yönetici durumunda olmak, İslam tarihinde Müslüman yöneticilerin aşamadıkları bir sorun olmuştur. Tarih bunun yanlış örnekleriyle doludur. 

İslam’ı Hz. Peygamber’e vahiy gelmeyle başlatırsak, bu sorun Hz. Peygamber’den hemen sonra başlamıştır. 

Peygamber’in vefatı, defin işlemleri ve eşzamanlı olarak halife seçimi konusuyla, Müslüman yöneticilerin sorunları başlamıştır. 

Peki nedir derin devlet?

Derin devlet, bir ülkenin anayasasında ve devlet yapısı dışında oluşturulmuş yapıları ifade eden siyasi bir terimdir. Resmi yazışmalarda ve kaynaklarda kayıtları yoktur. Memurluk ve bordro kayıtlarına da rastlanmaz. 

Başka bir açıklamaya göre de derin devlet, devletin içinde ve devletin asıl sahibi olduklarını söyleyen kişiler ve gruplardır. 

Kullanım olarak ABD’nin Kontrgerilla yapılanması için kullanılmaya başlansa da, aslında derin devlet devletlerin oluşmaya başladığı zaman kadar eskidir. Devletin içinde etkin olan kişi ve grupların varlığı eskiden beri olmuştur. Bu durum hem batı merkezli hem doğu merkezli devletlerde yaşanmıştır. 

Müslüman toplumlarda oluşan devletler Müslüman kişiler tarafından yönetilmektedirler. İşte tam da bu noktada İslam ve derin devlet konusu bütünlük arz etmektedir.

Hz. Peygamber’den sonra yönetime gelen kişilerin zamanlarında ‘derin devlet’ ve benzeri yapılar hep olmuştur. 

Hz. Peygamber vefat ettikten sonra meydana gelen halife seçimlerinde de bir bakıma derin devletin izlerini görürüz. Halife’nin Ensar’dan mı Muhacirler’den mi olacağı, ya da Kureyş’den olma gerekliliği düşüncesi ve çevresinde yapılan tartışmalar da bize derin devlet benzeri oluşumları gösterir. 

Sonrasında gelişen olaylarda çok daha bariz ortaya çıkar. 

Muaviye’nin yönetimi ele geçirmek için yaptığı görüşmeler ve terörü kullanarak yaptığı boyun eğdirme çalışmaları da derin devletin varlığını ortaya koyar. 

Mesela Kerbela olayı, aslında derin devletin bir icraatıdır. Kerbela’da yapılan operasyon, Yezid’in devleti derin devletle yönettiğini göstermektedir. 

Hepimizin gururla bahsettiği Osmanlı’da da derin devlet vardır. Resmi olarak bunu II. Abdülhamit’le başlatanlar olacaktır. Sebebi de hepinizin malumu, Hafiye Teşkilatı. Kurdurduğu hafiye teşkilatı ile istihbari faaliyetlerde bulunmuş ve toplumu dolaylı da olsa yönlendirmeye çalışmıştır. 

Ancak ondan çok önce de saray içinde derin devlet mevcuttu. Hanım sultanlar da sarayda derin devlet gibi çalışmış ve birçok alanlarda görünen devletin icraatlarını işlevsiz hale getirmişlerdir. 

Bugüne geldiğimizde de derin devletin varlığını çeşitli olaylarla görmekteyiz. 

Siyah minibüslerle kaçırılan insanlar açıklamalarında, polis olduklarını söyleyen kişiler tarafından bu eylemlerin yapıldığını ifade etmişlerdir. 

Hz. Peygamber’den sonra yönetime gelenler de Müslümandı, Osmanlı’daki yöneticiler de ve bugün Müslüman ülkelerdeki yöneticiler de..

Peki İslam’da derin devlet var mıdır? 

Ya da soruyu şöyle netleştireyim: ‘Derin devletin dini olur mu?’

İslam’da, tabii ki derin devlet yoktur. Çünkü İslam’da HUKUK vardır ve devleti yöneten resmi iktidar vardır. 

İslam’da, idarecilere itaat etmenin gerekli olduğunu ifade edenlerin temel aldığı ayette lafız açık ve nettir: 

‘Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ululemre (idarecilere) de itaat edin…’ (Nisa, 59) 

Ulul Emr idarecilerdir ve devleti resmi olarak yönetenlerdir. Bu ayetten anladığımız: İslam’da devlet tektir ve derin devlet hukuksuz olması bakımından İslam’a terstir, yasaktır ve günahtır. 

Yönetimde güçlü olmak ya da gücünü arttırarak devam ettirmek gayesiyle derin devlet benzeri yapılanmalarla resmi devletin tehlikeye atılması, en genel haliyle toplumda, daha özel haliye Müslümanlar arasında fitneye sebep olmaktadır. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikBomonti’de Yeni Nesil Soykırım
Sonraki İçerikAli Babacan ne diyor, Ak Parti ne anlıyor?
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz