İslam’da reform olacak mı?

3

Zor bir soru yönelttiğimin farkındayım. Aslında bu soruyu toplum buna hazırlansın niyetiyle yöneltmedim. Bu soru zihnimde olan ve üzerine düşündüğüm ve önem verdiğim bir belirsizlik halinin formüle edilmiş şekli.

Rus oryantalist Wilhelm Barthold Müslümanlar ve İslam ile ilgili şunu söylemiş: ‘Müslüman kavimlerin tarih ve hayatı ispat ediyor ki, kadercilik, Kuran’da hiçbir zaman havari Paulus’un Romalılara risalesindeki kadar büyük bir kesinlikle ifade edilmemiştir.

İslam, Müslümanlara kişisel hareket ve kararlarında tedbir almayı yasaklamamıştır’.

Barthold 1869-1930 tarihleri arasında yaşamış doğubilimci ve tarihçi. Zamanında ve zamanından önceki tarihi bilgileri araştırmış ve sonrasında da bu cümleyi ifade etmiş.

İslam’ın kişilerin hayatlarını kısıtlamadığını aslında biliyoruz ama tarihçilerin bireyleri ve toplumları incelemeleri bütünsel düzlemde bilgi vermesi bakımından önemli.

İtalya’da başlayan Rönesans zamanla Fransa’ya ve bütün Avrupa’ya yayıldığında Reform’u da getireceği bilinmiyordu. Reform bir bakıma Rönesans’ın doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

Reform konusu olduğunda İslam ilahiyatçılarının ortak düşüncesi ve tezi hep şu olmuştur: ‘Hristiyanlık ve İslam birbirlerinden farklıdır. Kilise otoritesini kurmuş ve halkı bu düzlemde adeta sömürmüştür ama İslam’da ‘ruhban sınıfı’ ve kilise gibi bir dini otorite de yoktur’

Bir bakıma doğrudur, evet.

Ama dinin insan bazında algılanışı, insanın psikolojik yönüne hitap etmesi ve insanın da buna verdiği cevap ve aynı zamanda sosyolojide ortaya koyduklarına baktığımızda Hristiyanlığın İslam’dan farkı yoktur.

Din dediğimiz duygulara hitap eden ve aşkına dair olan insan için bilinmez. Aynı zamanda öldükten sonra ne olacağına dair bilgileri vermek de insanın en çok gereksinim duyduğu bir ihtiyaç. Hal böyle olunca da Hristiyanlık ve İslam çok da farklı değil aslında.

Hristiyanlığın halkın üzerinden fayda sağlaması, kilisenin ve din adamlarının devlet yapısıyla birlikte çalışmalarına da bakacak olursak orada da çok farklılıklar yok. İslam da yüzyıllardır devletle ve yönetimle güzel bir ortaklık içerisinde ve din adamları da bu alandan nemalanmaktalar. Din adamları ibaresini özellikle kullanıyorum çünkü Hristiyanlık ’ta da İslam’da da kadın olmak adeta bir eksiklik gibi sunulmakta, bakın burada da ortak bir bakış açısı var.

Hristiyanlıkta reform olduysa İslam’da da olacak sonucunu çıkarmak çok normal.

‘İslam’da reform olmaz’ haykırışında olanlar da haklı. İbadetlerde reform olmayacak. Ya da insanların mistik alana dair hislerinde. İbadetlerde reform olmayacak demiş bulundum ama onu da bilemeyiz.

Bütün bu değişimler olacak ama hangi yönde olacak.

Değişimlerin olacağını bilmek için müneccim olmaya gerek yok. İnsanları ve toplumu gözlemlediğimizde bunu açık bir şekilde görüyoruz.

Her ne kadar bazı gençler düşüncelerini ve yaklaşımlarını açıkça ifade etmeseler de aslında ebeveynler ile gençler çok farklı hayatları yaşıyorlar.

Olaylara yaklaşımları ve bakış açıları çok farklı hatta izledikleri TV kanalları ve diziler bile çok farklı.

Anne-babaların dayatmaları bir yere kadar gidecek ve sonra bitecek. Bu gençler de kendi dünyalarını şekillendirmede yalnız kalacaklar. Çünkü anne-babalar gençlere onların ihtiyacı olan bilgileri vermekten ziyade kendi hoşlarına giden bilgileri veriyorlar.

Peki sonra ne olacak?
İki yol var: Birincisi gençlerin tamamen dinden soğumaları ve kopmaları ki şimdiki iktidar bu süreci hızlandırmakta. İkincisi de gençlerin kendi dünyalarına uygun İslam anlayışlarını kendilerinin kurmaları.

Ben ikincisinden yanayım.

Ama şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor, gençler samimi ve dürüst olurlarsa.

Müslüman ülkelerde olduğu gibi iki yönlü hayat yaşamaya devam ederlerse bu durum hiçbir zaman değişmeyecek. Bir tarafta din yani İslam ve o konudaki böbürlenme, diğer tarafta İslam ile ilgisi olmayan çok daha farklı bir hayat. Müslümanlar bu ikisini de kendi hayatlarında bütünleştirerek yaşamayı adet haline getirmişler. Eğer gençler de bu kandırmaca hayatı kendilerine adet haline getirecek olurlarsa durum hiç değişmeyecek demektir.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikTarihten gelen ve bugün yitirdiğimiz değerler
Sonraki İçerikGürültü arasında güme giden bir gerçek var: Partiler seçmenleri hafife alıyor…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

3 YORUMLAR

  1. Reform nedir? Reform Dini Ogretilerin kamusal alandan cikarilmasidir, insan aklinin tarihsel surecteki evrimi bunu zorunlu kilmistir.
    Avrupada reform yuzyillarca suren kanli mucadeleler sonunda gerceklesmis. Almanyada ve Ingilterede es zamanli olarak baslamis, oralarda hayata gecmis, sonrasinda Fransa dahil diger ulkelerde kan dokulerek gerceklesmis. Benzerlik olabilirmi bilemem ama Japonyada Meji Devrimi(Batililasma) de cok kanli olmus (1868).
    Yuz yil once Turkiyemizde tam bir Dinde Reform Sureci yasandi, hic kan dokmeden hukuki duzenlemelerle gerceklestirildi, Din kamusal alandan cikarildi, vicdanlarda birakildi. Demokrasiye gecis ve Turkiyenin her alanda diger Musluman ulkelerden ileri olmasi bu yolla saglandi, digerleriyle kiyaslanamayacak olcekte ve kalitede “Sosyal Sermaye” olustu.
    Fakat sonuc tam bir husran oldu. Musluman toplumlarin gorece zihinsel yetersizligi, Reformun genis kitleler tarafindan icsellestirilmesinin onunda buyuk bir engel olusturdu. Buna ilaveten soguk savas doneminde uygulanan Yesil Kusak Projesi, sadece Turkiyede olan Barisci Reformu adeta felc etti, Ruhban Sinifi ve oportunist politikacilarin can suyu oldu, gerisi malum…
    Maalesef Batinin da buyuk katkilari ile (bknz Yenilikci Hareket, N.Gungor) Siyasal Islamcilik Turkiyeyi yuz yil geriye goturdu, AB hedefinden Afrika collerine savurdu, sadece gecmisi degil gelecek yuzyilimiz da yolsuzluklarla calindi. Bu geriye gidiste her turden Islamcinin(bilincli veya bilincsiz) az veya cok katkisi oldu (Gunluk gecim derdinde olan buyuk kitleyi tenzih ederim). Maalesef sosyal sermaye dislanip kacirtildi, yerine Orta Dogunun kuru kalabaliklari dolduruldu.
    Bir tesbit:750 bin ustun vasifli insan ulkeyi terk etti(A.Yesilada, Paraanaliz, 23Haz 2019)

  2. Ҫok değerli bir yazı.
    Doğuṣtan Hristiyan olunmuyor. Hristiyan omak iҫin vaftiz (Taufe) gerekiyor. Vaftiz olana bir belge veriliyor. Ilerde istemeyenin de ҫıkıṣ vermesi mümkün. Ҫıkıṣını veren bir katolik, protestan olabiliyor.

    Bunları yazmamın nedeni, Hristiyanlıkta dini makam sahipleri ve toplum güncel durumu sayılarıyla biliyor.

    Biz de böye bir durum yok. Olsa bile sayıların aҫıklanacağından emin değilim.

    Fransa’da gezdiğim bazı kiliselerde, 1789 yılındaki Fransız devrimi sırasında kilisenin nasıl yağmalandığı yazılıydı. Benzer durum Almanya’da da var. 1725 yılındaki köylü ayakanması (Bauernaufstand), 1618-1648 mezhep savaṣları sırasında olanları killiselerde ve müzelerde okumak mümkün.

    Zamana ayak uydurmayan dine tepki ҫok büyük olabiliyor. Bu konulardaki bilgiler yaṣadığımız digital ҫağda, cebimizdeki telefonda veya önümüzdeki laptopta duruyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz