Kader ve Kaza, Hayır ve Şer!

0
gündogdu
Mehmet Gündoğdu
Latest posts by Mehmet Gündoğdu (see all)

Tanımlar

Kader

Kaderin sözlük anlamı, “miktar, ölçü, bir şeyi belirli bir ölçüye göre yapmak ve belirlemek” gibi anlamlara gelir.

Allah’ın irade ve ilim sıfatları ile ilgili bir kavram olan kader, evreni, evrende meydana gelen tüm varlık ve olayları belli bir ölçü ve nizama göre düzenleyen ilahi kanunu ifade eder.

Kaza

Kaza sözlük anlamına göre, “hüküm, emir, bitirme ve yaratma” anlamlarına gelir.

Terim olarak Kaza, Cenab-ı Hakk’ın ezelde takdir ve irade ettiği buyurduğu şeylerin zamanı gelince, hepsini irade, ezeli ilim ve takdirine uygun bir şekilde yaratması ve meydana getirmesidir. Kaza Allah’ın tekvin sıfatı ile alakalı olan bir kavramdır.

Hayır: Meşru iş. Faydalı amel, İyilik. 

Şer: Zararlı iş, Kötülük.

Kader ve Kaza?

Kur’an’da İman esaslarından söz eden âyetlerde (Bakara, 2/177, 285; Nisa, 4/136) Kader ve kazaya inanmak açık bir şekilde zikredilmemiştir.

Ancak her şeyin Allah’ın takdirine bağlı bulunduğuna işaret eden âyetlerin yanı sıra, ilahî ilmin olmuş ve olacak tüm varlık ve olayları kuşattığını belirten âyetlerde de bu esas vurgulanmıştır.

Bu âyetlerin bir kısmında Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “…O’nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir.” (Ra‘d, 13/8); “…Her şeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir.” (Furkan, 25/2); “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez…” (Tevbe, 9/51)

Bu âyetlerden başka Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, -kulun tercihi ile irtibatlı olarak- dilediğini dalâlette bırakıp, dilediğini hidâyete erdirdiğini, insanların ölümlerini O’nun takdir ettiğini bildiren âyetler de (bk. Zümer, 39/62; Sâffât, 37/96; A`râf, 7/178; Vâkıa, 56/60 vb.) kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teala tarafından belirlendiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s.) de “Cibrîl hadisi” diye bilinen hadiste, kaderi, iman edilmesi gereken şeyler arasında saymıştır. Bu hadise göre Cebrâil (a.s.), peygamberimize, “İman nedir?” diye sormuş, o da, “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır.” (bk. Müslim, Îmân, 1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; İbn Mâce, Mukaddime, 9) cevabını vermiştir.

Ehl-i sünnet âlimleri yukarıda belirtilen âyetler ve Hz. Peygamberin hadisleri çerçevesinde kader ve kazaya inanmayı iman esaslarından saymışlardır.

Özetle kader: kulun kendi iradesi ve güçü ve kudreti kapsamı dışında meydana gelen  hadiseler ve olaylardır. Ancak kulun  kendi iradesi ve kudreti kapsamı içinde olanlar, kader değil; başka bir ifade ile belki kulun kendi kaderini kendisi çizmesi/tercih etmesidir.

Hayır ve Şer

“Âmentü” esaslarında ifade edildiği üzere her Müslüman kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanır. Yani âlemlerin yaratıcısı olan Allah Teala hayrı da şerri de külli irade ile diler ve yaratır; Her şey onun yaratması ile meydana gelir. Çünkü âlemde her şey O’nun irade, takdir ve kudreti altındadır. Âlemde O’ndan başka gerçek mülk ve kudret sahibi, tasarruf yetkisi olan bir başka varlık yoktur.

Ancak Allah’ın hayra rızası vardır, şerre ise rızası yoktur. Hayrı seçen mükâfat, şerri seçen ceza görecektir.

Şunu belirtmek gerekir ki “Şer Allahtan değildir. Yüce Allah kullarına kötülük yapmaz onun şer diye bir sıfatı yoktur”. Ancak şer kulun tercihi/ isteği/ iradesi ve Allah’ın da yaratması ile  meydana gelir.

Hayır ve Şerrin Allah’tan olması demek, kulun fiilinin meydana gelmesi için Allah’ın yaratmasının devreye girmesi demektir. Yoksa Allah, kulların kötü fiilleri yapmalarından hoşnut olmaz ve şerri de emretmez.

İslam âlimlerine göre, Allah’ın şerri irade edip yaratması kötü ve çirkin değildir. Fakat kulun şer işlemesi ve şerri tercih etmesi kötüdür ve çirkindir.

Mesela usta bir ressam, sanatının bütün inceliklerine riayet ederek çirkin bir adam resmi yapsa, o zatı takdir etmek ve sanatına duyulan hayranlığı belirtmek için “ne güzel resim yapmış” denilir. Bu durumda resmi yapılan adamın çirkin olması, resmin de çirkin olmasını gerektirmemektedir.

Yüce Allah, mutlak anlamda hikmetli ve düzenli iş yapan yegâne varlıktır. O’nun şerri yaratmasında birtakım gizli ve açık hikmetler vardır. Canlı ölüden, iyi kötüden, hayır şerden ayırt edilebilsin diye, Allah eşyayı zıtlarıyla birlikte yaratmıştır.

Ayrıca insana şer ve kötü şeylerden korunma yollarını göstermiş, şerden sakınma güç ve kudretini vermiştir. Dünyada şer olmasa hayrın manası anlaşılamaz, bu dünyanın bir imtihan dünyası olmasındaki hikmet gerçekleşemezdi.

Şer, Allah’ın adalet ve hikmeti/imtihan gereği veya kendisinden sonra gelecek bir hayra vasıta olmak ya da daha kötü bir şerri defetmek için yaratılmıştır.

Allah’ın kudreti ile meydana gelen her işte gerek birey gerek toplum için birtakım faydalar bulunabilir. Bizim şer veya hayır olarak gördüğümüz her şey sonucu itibariyle gördüğümüz gibi olmayabilir.

Kur’an’da bir âyette bu husus şöyle açıklanmaktadır: “Umulur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırdır. Ve yine umulur ki, sevdiğiniz bir şey de sizin için şerdir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.” (Bakara, 2/216)

İşte hayır ve şerri  kul kendi  cüzi iradesi ile tercih etmede  serbest bırakılmıştır . Bundan dolayı da insanlar hayır ve şer, iyi ve kötü bütün davranışlarından sorumludur.

İyi davranışlara mükafat; kötü davranışlara ceza öngörülmüştür. Bu mükafat ve ceza hem dünya hem de ahiret için geçerlidir (Zilzal, 99/7-8).

Vesselam

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz