‘Kadın iç çamaşırı’ gecesinin sabahı

1

Bazı günler ve geceler var ki, insan ne yazacağını bilse de nasıl yazacağını kurmakta zorlanıyor. Gerçekten zorlanıyor insan.

Hangi kelimeleri seçeceğini bilse de ‘o kelimeler topluma aktarılan bir yazıda olur mu efendim’ demeden edemiyor.

Sizler bu satırları okuduğunuzda belki de bazı gelişmeler olmuş olacak. Olmadıysa bir sonraki gün ya da hafta olacak.

Neyse konumuz siyaset değil. Ankara’nın nasıl kaynadığına girmeyeyim.


Sanıyorum dün gece, siyasi tarihimizde önemli yere sahip olacak bir gece olacak. ‘Karısının iç çamaşırına sığınan acizler bunlar..’ gecesi olacak diye düşünüyorum.

Nasıl yazacağımı bilemediğim de buydu aslında. Bu cümleyi yazıma almaya imtina etmiştim. Cümleyi almasam konu anlaşılmayacak, meramımız anlatılmayacak. Alsam abes olacak.

Gelecekte bu yazıyı okuyacak insanlar, bizler hakkında lütfen kötü düşünmeyin. Mecbur kaldık, kalıyoruz.

Yazmasak olmuyor, yazsak ayıp oluyor.

Belki de en akıllıca olanı susmak. Konuşmamak.

Biz nasıl çocuklarımıza ahlaktan bahsedelim. Çocuklarımıza nasıl kadın ve erkeğin ‘insan’ ve ‘birey’ olarak eşit varlıklar olduklarını öğretelim. En yetkili ağızlardan yapılan açıklama ‘karısının iç çamaşırı’ olursa biz daha ne diyelim öyle değil mi?

Devlet dediğimiz en yetkin ve bizler için önemli kurumu yönetenlerin kullandıkları dile dikkat etmeleri gerekmiyor mu? diye bir soru yöneltiyorum kendime.

Kendi cevabım: ‘Evet, etmeleri gerekiyor’.
Ama benim cevabım yeterli değil.

Toplumun cevabı çok önemli.

Toplum olarak vatandaşlarımızın cevabı en önemlisi diye düşünüyorum. İlahiyat eğitiminden sonra Sosyoloji eğitimi alan bir kişi olarak toplumun cevabını beklememi de yerinde görüyorum.

Acaba toplumsal ahlak seviyemiz bunu kaldırır mı?

Annenin toplumuzda ne kadar kutsal bir yere sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Organize suç örgütü liderinin eşi olan kadıncağız bir anne.

Bir annenin iç çamaşırını örnek göstererek mafyaya ahlak dersi verilmesine acaba toplum ne cevap verecektir.

‘Yok efendim bu da unutulur gider’ diyenlerinizi duyar gibiyim.

‘Neler neler söylendi, unutuldu, bu da onlar gibi unutulur’ diye de ekliyorsunuz biliyorum.

O halde toplumsal olarak neden ahlaki çöküntüden şikayet ediyoruz?

Öyle değil mi.

Ahlak, bireyin ahlaklı davranması kadar toplumun ahlaklı davranmasına da dayanan, kolektif yapısı olan bir kavram.

Bireyin ahlakı toplumun ahlakından etkilenir ve birey kendi ahlakının seviyesini bir bakıma toplumun ahlakına göre ayarlar ya da belirler.

Konumuz şahıslar değil, esas meselemiz toplumsal olarak geldiğimiz nokta.

Şahıslar bugün konuşurlar, yarın susarlar ya da başka şeyler söylerler. Ama toplumun kolektif bilinci her daim zinde ve canlıdır ve geleceği de bugüne göre şekillendirir. Bu yüzden bu geceden sonrasının nasıllığını irdeliyorum.

Toplumsal vicdan hangi yöne evrilecek acaba?

2003 yılından beri Almanya’da yaşıyorum ve mümkün olduğunca da siyaseti ve siyasetçileri takip ederim. Bugüne kadar herhangi bir bakanın ağzından, bir kişinin karısı ya da kocası ile ilgili bir demeç duymadım. Muhatap olunan şahıs kimse hep o konuşulmuştur. Karısı ya da kocası ‘kişilik haklarının korunması’ ilkesi sebebiyle konuya hiçbir zaman dahil edilmez. Bu durum sanıyorum sadece Almanya’da değil Avrupa’nın birçok ülkesinde aynı.

İşin ilginç tarafı da ‘gavur’ diye damgaladığımız Batı’da bu söylemin yapılmaması.

Ahlak ve maneviyat ve dindarlık diye övündüğümüz toplumumuzun ‘Ahlaksızlığın kaynağı Batı’ dediği Batıdaki toplumsal vicdanın farklı algılandığı kesin bir gerçeklik.

‘Batının ahlaksızlığını almayalım’ demeye devam edelim en iyisi.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikSüleyman Soylu’dan Sedat Peker’e: Karısının iç çamaşırına sığınan edepsiz, terbiyesiz
Sonraki İçerikİsrail saldırıları sürüyor..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 Yorum

  1. Uzun zamandır devletin itibarını bu kadar zarar gördüğü bir dönem olmamıştı.
    Sayın Cemil Çiçek in dediği gibi bütün bunların yüzde biri doğruysa……
    Anlaşılan o ki şimdiye kadar iktidar yöneticileri bir yerlerden güç almadan iktidar olamıyor oluncada diyet ödemesi gerekiyor bu durumlar bazen hiç hissedilmez bazen böyle kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durum da ortaya çıkmayabilirdi bi anlaşmazlık çıkmasa
    Durum gerçekten vahim bütün bu olanlardan sayın cb haberi olmaması mümkün değil haaa diyelim haberi yok işte o durum daha da çok vahim demezler mi sen orada bostan korkuluğumusun
    Bakanın son açıklaması kılıçların kılıfından çekildiğini gösteriyor. Artık dönüşü olmayan bir mücadelesinin başlangıcı
    Sayın bakanın bu açıklaması çok ayıp oldu karşısındaki ister mafya babası ister başka bir suç örgütü lideri olsun bu yapılan doğru değil. Ama burada amaç farklı sanırım bu açıklamanın ahlaki olmadığını bilmeyecek kadar değildir. Bu düelloda Olan devletin itibarına oluyor.
    Bu olay çok su götürür
    Su değil neler neler götürür.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz