Kadını ikinci plana atarak köleleştiren düzen: Ataerkillik

0

Ataerkillik, ele alınması gereken önemli kavramlardan biridir çünkü gündelik yaşantımızın her anına sinmiştir. Ataerkillik, erkek otoritesi üzerine kurulu bir sistemdir. Bu sistem erkekliğin üstünlüğü fikriyle oluşmuştur. Soy erkekler tarafından belirlenir ve bu toplumlarda erkeklere kadınlardan daha fazla saygı gösterilir.

Köken olarak ataerkil sözcüğü Türkçe bir sözcüktür. Dilimize Fransızcadan geçmiştir. Batı dillerinde kullanılan ”patriarka” sözcüğü ise Latince’dir. Latince patria ”baba” ve Yunanca achein ”hükmetmek” kelimeleri ile birlikte türetilmiştir ve günümüze kadar gelmiştir.

Türkiye’de ataerkil toplumlardan biridir. Bu toplum düzeninde genelde erkeğe ev dışında çalışan, aile geçindiren, diğer erkeklerle rekabet eden bir toplumsal cinsiyet rolü atfedilmektedir.

Ataerkil düzen erkeğe atfettiği bu roller eşliğinde kadınları toplumda ikinci plana itmektedir. Kadınların ve LGBT bireylerin ezilmesine sebebiyet vermektedir. Kadın ve erkek toplumsal düzende eşit değildir. Bu eşitsizlikler statü, gelir, eğitim, sağlık, din, spor gibi neredeyse her alanda kendini göstermektedir. Tüm bunlarda cinsiyetçiliği, ayrımcılığı beraberinde getirmektedir.

Ayrıca kamunun ataerkil olması dolayısıyla da kadın özel alan dediğimiz eve hapsedilmekte ve baskı altına alınmaktadır. Erkek kamusal alanda kararlara ortak olabiliyorken kadın temsili bu alanda yetersiz kalmaktadır. Seçim, siyasi karar, yasa, devlet gibi faktörler ataerkil sisteme dayanmakta devlet ”baba” olarak görülmekte ve kadına hak ettiği yeri vermemektedir. Aksine ataerkillik kurumsallaşarak varlığına devam etmektedir.

Ataerkil düzenin gittikçe kök salması erkeklerin sahip olduğu haklara kadınların sahip olmadığı düşüncesiyle iyice yayılmıştır ve günümüzde kadın, ataerkil düzen içerisinde en temel hakkı olan yaşama hakkından dahi mahrum edilebilmektedir.

Din ve Ataerkillik

Dinlerde de ”erkek egemen toplum” görüşüne sahip olan insanlar çoğunluktadır. Kadını erkeğe verilmiş bir armağan olarak görenler de azımsanmayacak kadar fazladır. Tüm bunlar eşliğinde kadın dinlere göre ikinci bir vatandaştır. Erkeklerden hep bir adım geride durur. Zamanla da bu anlayışla birlikte köleleşmiştir. Erkeklere hizmet etmek görev ve sorumluluğu olarak görülmektedir.

Dinler kadının ev işleri yapmasının ihsan olduğunu ve çok sevap olduğunu söylemektedir. Ev ve çocuk için yaptığı işlerde ücret isteyemez çünkü erkeğin vazifesi dışarda, kadının vazifesi içerdedir. Ayrıca din hukukunda yer alması itibariyle erkek aynı anda birden fazla (dörde kadar) kadınla evlenebilirken kadın tek bir kişiyle evlenebilmektedir.

Ayrıca dinler ”Erkek kadının değildir, fakat kadın erkeğindir. Kadın erkek için yaratıldı, fakat erkek kadın için yaratılmadı” diyerek kadını değersizleştirir.

Bu kölelik düzeni karşısında kadınlar sinmemiştir ve mücadele etmiştir. Mücadelelerine de devam etmektedir. Feminizm olarak bildiğimiz bu kadın mücadelesinde görüş, kadına yönelik yapılmış baskının sebebini ataerkillik olarak ifade etmektedir. Bu yüzden de tüm cinsiyet rolleri ve erkek egemen düzene karşı çıkmaktadır. Günümüzde kadın, ev içi işlerin ortak yapılması gerekliliği, ev işlerinde de ücret alma hakkının varlığı gibi konulara dikkat çekip önemli ilerlemeler sağlayabilmiştir.

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ataerkillik

https://cins.ankara.edu.tr/20_4.pdf

https://www.tzv.org.tr/#/haber/6270

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz