Kalemim suskun

0

Şu sıralar elim bir türlü kalem tutmuyor.

Kalemim suskun.

Yüreğimden hiçbir konuda kalem oynatasım gelmiyor.

Bu yazıyı da zoraki yazıyorum işte.

Ola ki suskunluğumu bozar. 

Yazamamam gündem sıkıntısından da değil.

Ama olmuyor işte. 

Artık hiçbir konu ilgimi çekmiyor.

Dolar ve Euro’nun at başı gitmesi dahi.

Fiyatların ve ekonominin uçması, enflasyonun coşması, faizin orta yerde sayması bile.

Ne bileyim belki de bir fotoğraf karesinden dünya lideri çıkaramadığımdandır.

Elin ülkesinde park ve bahçeleri dolaşan liderleri anlayamadığımdandır.

Hayatını kaybeden İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in cenazesinin günlerdir sergiye çıkarılmasına bir anlam veremediğimdendir.

Ya da onu uğurlamak için dünya liderlerinin yollara düşmesine kafa yormamamdandır. 

Rusya Devlet Başkanı Putin’in, askeri kısmi seferberlik ilan edip “Toprak bütünlüğümüz tehdit edilirse Rusya mevcut tüm yolları kullanacak, bu bir blöf değil.” şeklindeki açıklamasındaki tehdidi görememektendir.

Ukrayna’daki savaşta 5 bin 937 Rus askerini kaybeden bir ülkenin toplam 300 bin yedek askeri göreve çağırmasının amacının ne olduğunu sorgulamamaktandır.

“Öldüre öldüre kazan” siyasetinin sonunun kıyamet olduğunu göremeyenlere olan şaşkınlığımdandır.

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Emini’nin “başörtüsü kurallarına uymadığı” gerekçesiyle alındığı gözaltından cenazesinin çıkmasını hangi dinin hangi hukukun hangi adaletin hangi insanlığın hangi devlet anlayışının kabul edebildiğini sorgulamamdandır.

Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 tarihinde öldürülen gazeteci-yazar Musa Anter’in davasından zaman aşımı çıkmasını adalet anlayışıma sığdıramayışımdandır.

“Toplum olarak yeniden İstiklâl Savaşı gibi bağımsızlık mücadelesi verebiliriz! Çok din-devlet düşmanı var. Onun için bir temizlik de icap edebilir.” diyebilen Cübbeli Ahmet’in bir yıllık temel gıdayı stoklama tavsiyesini “Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü” sözüyle özdeşleştirmemdendir.

Sedat Peker’in açıklamalarıyla en iyi beşli serinin bir türlü yakalanamamasının şaşkınlığını yaşamamdandır.

Masaya sadece fiziken bir araya gelip ruhen ve fikren başka alemlerde dolaşan liderlerin, seçimi kazanacaklarını şimdiden çantada keklik görmeleri karşısında yaşadığım hayrettendir.

Osman Bölükbaşı’nın “Dün sövdüklerini bugün övenler, dün övdüklerine bugün sövenler göstermiştir ki, köpekler her avcı ile ava çıkar.” sözünün sırrına eremeyişimdendir.

Velhasıl şimdilik ‘sonbahar depresyonu’ deyip geçiyorum.

Önceki İçerikSedat Peker ve Sülüman’ın Küfürbaz Papağanı
Sonraki İçerikBatı, kapitalist ve kötü…
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz