Kargaşa ve Seçim

0
Latest posts by Emin Keşmer (see all)

Doğrular yanlışlar…
Hayat bir muamma…
Büyük kaos…
Biri bizi uyandırsın…
Böyle gelmiş böyle gider(!)
Yalan mıdır be birader?

Korkunç bir dönemeçteyiz.
Toplum olarak şaşkınız.
Ortak değerlerimiz, dilimiz yok artık.
Ancak laf yarıştırıyoruz.
Bakalım kim ne zaman galip gelecek; kim ötekini nasıl ve nice alt edecek?

Bütün geleceğimizi kâh kişiler üzerinden planlıyoruz, kâh tesadüfî olayların etkisiyle ve anlık değişkenlerle.
Mesela bizi şok edebilecek bir cinayet, patlayacak bir bomba, sarf edilecek bir yanlış-sansasyonel söz bütün hayatımızı, kaderimizi, tercihlerimizi belirlemeye yetiyor da artıyor bile.

Kim yapıyor bütün bunları?
Okur yazarlığı bile tartışılabilen bir kısım köylü mü, ilkokulu ancak bitirebilmiş ve ekmek-açlık derdine düşmüş işçi mi, ortadan terk esnaf mı; askerlik hariç merasından ötesini bilmeyen dağdaki çoban mı?
Hayır!
Koca koca üniversite hocaları, anlı şanlı gazeteciler, emekli paşalar, yıllardır halkımızı ekranlarda esir alan ünlü-devletlu, besleme demagoglar, sözüm ona kanaat önderleri; bilumum ücreti peşin ödenmiş civan-civelek elitler…

Sokak röportajlarına rastlıyorum arada.
Bir tarafta bilir bilmez yönetimi yerenler; alâkasız sebeplerle eleştirenler, bütün ne varsa, felaket tellallığına soyunup ne yapılmışsa haksız, yersiz, yanlış sayanlar… Muhaliflerin ülkeyi defaten refaha ve salaha erdireceğine sorgusuz sualsiz iman etmiş yüzyılın fanatiği, akıllanmaz sahte kahramanlar, sadık serdengeçtiler…

Öte yanda kraldan daha çok kralcı olup sağlama oynama güdüsüyle, daha çok da kendi kıç korkusuyla direkt güçlüden taraf olan şakşakçılar; otoriteye, zulme kendini yırtarcasına alkış tutanlar; bütün dünya bir tarafa ama biz başkayız canım, herkes bizi kıskanıyor diye boş keseden sallayanlar; bütün Evropa’yı gezdim, oralarda hakkın hukukun, adaletin, refahın zerresi yok, ne varsa bizde var diye bir yerlere işaret çakanlar, aklı sıra çakallıkta level atlamış kurnazlar…

Nasıl bir kaosun içine düştük böyle!
Nasıl bu kadar izanımızı, vicdanımızı, insafımızı, tefekkür hasletimizi kaybettik de öteki dediğimiz kendi insanımıza diş biler olduk, kan düşmanları kesilip öfkeyle dolduk, bir kibrit çakılsa tutuşup patlayacak barut haline geldik, odun gibi kurutulduk?
Bu nasıl bir hoppalıktır; bilen varsa tahlil buyursun lütfen?

Bu arada ‘’Hırsızlığa, yolsuzluğa, memleketin nesi var nesi yok yağma talan götürmeye hiç mi birşey demeyeceğiz?’’ dediğinizi duyar gibiyim.
Tarihimizin hemen bütün dönemlerinde bu götürmecilik-çökmecilik hiç ara vermeden hep devam etti.
Yalnız bir farkla: Bu dönemde hem götürülecek meblağ akıllara ziyan çok çok yüksekti, hem de bunlar götürmenin, iliğine kadar sömürmenin, bir deri bir kemik bırakana kadar yiyip bitirmenin, dibini sıyırmanın, geriye doğru bu zavallı milleti elli yıl daha insafsızca borçlandırmanın çok büyük ve eşsiz yetenekte ustasıymışlar maşallah! Kimden öğrendilerse artık dünyaya yol gösterip örnek oldular!

Beni asıl acıtan insanlarımızın Cumhur İttifakı’na veya Millet İttifakı’na rey verecek olması değildir. Beni asıl ürküten bu kendi halinde gibi görünen ‘mülayim’ halkın bu hoyrat, bencil hoppalığı, bu empati yoksunluğu, bu tarihten ders çıkaramama, cümle geçmişi hiç yaşamamışçasına çoktan unutmuş olma saflığı, bu ‘’uzatılan her havuca’’ bilmem kaçıncı kere aldanma bönlüğüdür aslında!

Nasıl bu yurdum insanı safiyetinden bu ölçüde ve hızla uzaklaşabildi, yüzlerce yıl bir arada yaşadığı ‘diğerleri’ne bu derece tahammülsüz bir hale gelebildi?
Bu nasıl bir propaganda idi ki her şeyde TEK denilerek ÖTEKİ’nin yediğini içtiğini haram; rızkını ve kanını helal sayar oldu bu zavallı, mazlum ve masum halk?
Nasıl herkes kendi ölüsüne ağlar oldu da kendisi dışında dünya yansa umursamaz olabildi bu şekilde, böyle bir nobranlıkla?

Bence seçimi şunu bunu bir yana bırakıp da önce şu insanlık tasavvurumuzu bir gözden geçirsek mi acaba?
Biz gerçekte kimiz, neyiz, neye hizmet ediyoruz diye sorgulasak mı?
Bir yalanlar dünyasına kendimizi mahkûm etmişiz.
Dönüp bütün bildiklerimizi farklı ve geniş bir masaya bir kere olsun sahiden yatırsak da sorgulasak mı?

Yıllar önce üniversitede Spinoza’nın bir sözünü öğrencilerime ödev vermiştim. 
Demiştim ki onlara; bu sözü anlayan ve mantıklı şekilde açıklayanlar dersimden sınıfını direkt olarak geçer!
Söz şu idi:
HAVAYA ATILAN BİR TAŞ EĞER KONUŞABİLSEYDİ KENDİ İSTEĞİMLE YERE DÜŞÜYORUM DİYECEKTİ.

Hepimiz havaya atılan bir taşın macerasını yaşıyoruz belki de.
Taş metaforunu düşünürsek o macera kısa gibi gözükebilir, iyi bir örnek de sayılmayabilir.
Ama evrenin hacmini ve ömrünü düşünürsek, bizim maceramız, o taşınkinden de çok daha kısa ve çok daha hazin değil midir dostlar?

Önceki İçerikPervin Buldan (HDP), 6’lı Masa’nın CB Adayını Belirleme Gayretinde 
Sonraki İçerikİsrail Yapımı Fauda Dizisi ve Düşündürdükleri
Eğitimci, Oyun Yazarı ve Yönetmen ÖZGEÇMİŞ: 1954 Tirebolu doğumlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 34 yıl çeşitli liselerde Edebiyat Öğretmenliği ve Müdürlük yaptı. 4 yıl Kültür Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. ESERLERİ: Bir Poşet İstanbul Toprağı (Roman, 2012 Yunus Emre’yi Kim Öldürdü (Roman dosyası) Devlet Tiyatroları Repertuarına Alınan Oyunları (2012): Vah Güzel İstanbul Yunus Emre’yi Kim Öldürdü? Yaşamın Kıyısında Zirzop Kral Aldığı Ödüller: BASÜBADELMEVT oyunu Kör Sema Oyun Yazma Yarışması, Birincilik Ödülü NUH’UN AĞRISI oyunu Aydın Üstüntaş Jüri Özel Ödülü Yazdığı Diğer Oyunlar: Mutluluk Tarifleri, Kulüp Paragöz/ Anatolia Yolu / Yurdun Seni Çağırıyor Nazım/ Son Oidipus/ Savaş Devam Ediyor/ İyi Aileler İyi Çocuklar/ Bir Ateş Ver (Kahır Yolcusu Bir Zamane Dervişi: Ruhi Su), Melekut, Girdap Nasrettin Hoca’nın Biri Bir Gün (Çocuk Oyunu) Kuşlar Cumhuriyeti (Çocuk Oyunu) Gençlik Tiyatroları Festivallerinde kendi yazıp yönettiği oyunlarla ödüller almış; Yunanistan ve İsviçre’de bu oyunlarıyla turneler yapmıştır. Oyunları ülkenin birçok şehrinde amatör veya yarı amatör topluluklarca; üniversite-lise, ilköğretim tiyatro topluluklarınca oynanmıştır. 2013’ten beri Amerika’da yaşamaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz